Göz neyi görürse...

Yasaklar hiçbir şeyi çözmüyor. Polisle bir şey halledilmez. İnsanın sosyal dokusunda namus, şeref, dürüstlük gibi kavramların nasıl işleneceği önemli. Bu toplum yüzlerce yıl Ahilik modeliyle bunu başarmış. Yazılı ve sözlü kuralları oluşturmuş, yaşama geçirmiş. Almanya’dan suçlu çocukların Urla’da meslek edindirilerek rehabilite edildiklerini okudum. Alman suçlu çocuk, “Gelmeden önce Türkler hakkında çok olumsuz yargılara sahiptim.” demiş. Tanımadığımız, bilmediğimiz şeylere karşı önyargı geliştirmek çok kolay. Önyargıları körüklemek ondan da zahmetsiz. Herkesin birbirinin ayağını çektiği, çelme taktığı bir ortamda bunu yapmak kolay olan. Zor ise; farklı davranabilme kabiliyeti göstermek. Elimizdeki kültürel hazineden mücevherleri çıkarıp bakalım ve bunlardan nasıl yararlanabiliriz, bulalım. Bunu derken sokak çocuklarının eczane gibi dükkanlara çırak verilerek rehabilite edildiklerini haberlerde gördüm. O gün işe başlamış, sokakta simit satarak geçinen bir çocuk konuşuyordu. Şimdi kendini çok daha güvende hissediyordu, mutluydu. Bu özgüvene herkesin ihtiyacı var. Sevgi ve güven duygusu gelişmemizi sağlayandır. Senai der ki: “İnsanlar akıl sahiplerinden rahatsız olmaz/akıldan kaynaklanan sevgi azalmaz.” Darmadağın olmaya neden olan şüphe perdesidir. Bütün sıkıntımız boş tamahtan doğar. “Bir şeyle arkadaş olan bir şey iki olur. Çift olmanın gerçeğidir: Onunla olursan bir olursun. Onsuz olursan iki iki olursun, üç üç olursun. Ruh bedenden ayrıldığında ise yüz bin olur. Göz bir yana gider, kulak bir yana. Bunlar bir değil miydi niçin dağıldılar, derler biz birdik neden yabancı olduk? Çünkü ruhun arkadaşlığı sayesinde bir olmuştuk.”* Ruh olmayınca insan dağılıp gidiyor. Toplumsal ruhumuz, kültürümüzün ruhu bizim toplumsal zamkımız. Onu yok etmeye çalışanlar kendine yabancı zavallı insanlar üretti. Onların tek sorununu da yoksulluk diye önümüze koydu. Oysa hayatta deneyimlerimiz hiç böyle göstermedi bize. “İnan gözdür, gerisi et ve deri/Gözü neyi görürse insan o şeydir.” Âşıklık nedir? Kendinden söz etmeyi terk etmek. Başkalarını görelim, fark edelim. ‘Sözümüzü halimizin özü kıl’ diye dua etmek gerek. Bunun için de çocuklarımıza, gençlerimize kendi değerlerimizi bilimsel içeriğiyle öğretmeli, teşvik etmeliyiz. MEVİPO 2007 Uluslararası Mevipo Proje Olimpiyatı (Mevlânâ’nın İzinde Barış ve Hoşgörü Proje Olimpiyatı) Konya’da bu yıl ilk kez düzenlenen bir proje yarışmasıdır. Organizasyon; Milli Eğitim Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı tarafından desteklenmektedir. Öğrenciler bu yarışmaya barış konulu projeleriyle katılmaktadırlar. Bu bir kompozisyon yarışması değil bir proje yarışması. Mevipo bu yıl öğrencilere ve öğretmenlerine toplam 70 bin YTL net para ödülü verecek... Olimpiyata başvuran yurtiçi ve yurtdışından öğrenciler 4200’e ulaştı. ABD, Rusya Federasyonu, Polonya, Hırvatistan, Ukrayna ve Almanya’nın aralarında bulunduğu çok sayıda ülke katılacak. Olimpiyat finali 28 Nisan 2007’de Konya’da yapılacak. Ödül töreni ise ertesi gün gerçekleştirilecek. Olimpiyatın onur konuğu Kırgız yazar Cengiz Aytmatov. Yarışmalar sırasında Romanyalı ünlü pan flüt ustası Zamfir de bir resital verecekmiş, hiç kaçmaz bence. 2007 Uluslararası Mevipo Proje Olimpiyatı çerçevesinde medya kuruluşlarına da uluslararası barış ödülleri verilecek. Mevipo ile ilgili gelişmeler www.mevipo.orgdan da takip edilebilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.