Yunanistan’dan Türkiye’ye karşı milyarlık Aşil Kalkanı hamlesi

Yunanistan’dan Türkiye’ye karşı milyarlık Aşil Kalkanı hamlesi

Yunanistan, Türkiye’yi de hesaba katan Aşil Kalkanı için milyarlarca avroluk bütçe ayırdı. Atina, İsrail sistemleriyle hava savunmasını yenilemeye hazırlanıyor.

Yunanistan, Aşil Kalkanı adını verdiği kapsamlı hava savunma projesiyle askeri kapasitesini önemli ölçüde değiştirmeye hazırlanıyor. Atina yönetiminin hazırladığı proje, yalnızca yeni füze sistemlerinin satın alınmasını değil, ülkenin mevcut radar, hava savunma ve savaş uçağı kapasitesinin tek bir yapı altında daha etkin kullanılmasını hedefliyor.

Projenin arkasındaki temel hedeflerden biri ise Türkiye’nin hava gücü ve insansız hava araçlarına karşı Yunanistan’ın savunma kapasitesini artırmak olarak öne çıkıyor.

Yunanistan Parlamentosu, 16 Mart 2026’da Aşil Kalkanı kapsamında hazırlanan ilk bütçe paketini görüşerek yaklaşık 4 milyar dolarlık kaynağın Yunan Yüksek Savunma Konseyinin kullanımına açılmasını sağladı. Projede hava ve füze savunması için ayrılan kaynağın yaklaşık 3 milyar avroluk bölümünün Aşil Kalkanı'na yönlendirilmesi planlanıyor.

Aşil Kalkanı nedir?

Aşil Kalkanı, Yunanistan'ın mevcut hava savunma sistemlerini daha bütünleşik bir yapıya dönüştürme projesi olarak tanımlanıyor.

Proje kapsamında İHA'lar, savaş uçakları, gemiler, roketler, balistik füzeler, denizaltılar ve siber/uzay alanındaki tehditlere karşı çok katmanlı bir savunma yapısı kurulması hedefleniyor.

Yunanistan'ın 2030 Gündemi kapsamında şekillendirilen projenin en önemli ayağını ise hava ve füze savunması oluşturuyor.

Atina'nın mevcut sistemi, farklı dönemlerde ABD, Rusya ve Avrupa ülkelerinden alınan çok sayıda savunma aracından meydana geliyor. Bu durum bakım, mühimmat tedariki ve sistemlerin birbiriyle uyumlu çalışması açısından çeşitli sorunları beraberinde getiriyor.

Yeni sistemle bu dağınık yapının daha merkezi ve birbirine bağlı hale getirilmesi amaçlanıyor.

Eski Rus sistemlerinin yerini İsrail teknolojisi alacak

Yunanistan'ın hava savunma envanterinde Patriot PAC-III, S-300 PMU1, TOR-M1, Crotale, Stinger ve Rheinmetall gibi farklı sistemler bulunuyor.

Ancak Atina, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında Rus menşeli sistemlere bağımlılığını azaltmak istiyor.

Bu noktada İsrail savunma sanayisi öne çıkıyor.

Yunanistan ile İsrail arasında yürütülen görüşmeler kapsamında yaklaşık 3 milyar avroluk bir hava savunma ve topçu sistemi alımı gündeme geldi. Projede kısa menzilli savunma için SPYDER, orta menzil için BARAK MX, daha üst seviyedeki füze savunması için ise David's Sling (Davut Sapanı) sistemlerinin değerlendirilmesi bekleniyor.

Nihai sistem konfigürasyonunun tüm ayrıntıları henüz açıklanmış değil. Ancak bütçenin parlamentodan geçirilmiş olması, Atina'nın bu alandaki dönüşüm konusunda önemli bir adım attığını gösteriyor.

Hedefte Türk İHA'ları da var

Aşil Kalkanı'nın dikkat çeken unsurlarından biri de dronelara karşı savunma kapasitesinin güçlendirilmesi.

Yunanistan, düşük maliyetli İHA ve drone sürülerine karşı pahalı füze sistemleri kullanmak yerine daha ekonomik çözümler geliştirmeye çalışıyor.

Bu kapsamda Yunan yapımı Kentavros dronesavar sisteminin İsrail hava savunma sistemleriyle birlikte kullanılması planlanıyor.

Kentavros'un yanı sıra Iperion ve Telemachus adlı taşınabilir dronesavar sistemleri ile Archytas İHA projesi de Yunanistan'ın yerli savunma ekosisteminin parçaları arasında bulunuyor.

Yunanistan Savunma Bakanlığı, Kentavros sisteminin Kızıldeniz'deki bir Avrupa Birliği görevi sırasında gerçek tehdit ortamında kullanıldığını ve bazı dronelara karşı başarılı sonuçlar alındığını açıklamıştı.

Yunanistan'ın elinde hâlâ güçlü sistemler var

Atina'nın yeni projeye yönelmesinin mevcut kapasitesinin yetersiz olduğu anlamına gelmediği belirtiliyor.

Yunanistan'ın hava savunmasının üst katmanında Patriot PAC-III ve S-300 PMU1 bulunurken, daha alt seviyelerde Crotale, TOR-M1, Stinger ve uçaksavar sistemleri görev yapıyor.

Bunun yanında ülkenin F-16 Viper ve Rafale savaş uçakları da hava savunmasının hareketli unsurları olarak kullanılıyor.

Hava erken ihbar ve komuta kontrol tarafında ise Erieye EMB-145H uçakları görev yapıyor.

Aşil Kalkanı'nın asıl farkının burada ortaya çıkması bekleniyor. Amaç, mevcut radarlar, erken uyarı uçakları, savaş uçakları ve karadan havaya savunma sistemlerinin birbirinden bağımsız çalışması yerine tek bir hava resmi oluşturacak şekilde birbirine bağlanması.

Atina'nın hesabında Türkiye var

Projenin Yunanistan açısından en önemli gerekçelerinden biri, Türkiye'nin son yıllarda geliştirdiği İHA, SİHA ve yeni nesil savaş uçağı kapasitesi.

Yunanistan, Ege ve Doğu Akdeniz'deki askeri dengede Türkiye'nin hava gücünü dikkate alarak mevcut savunma yapısını değiştirmeyi hedefliyor.

Bu nedenle Aşil Kalkanı yalnızca bir hava savunma yatırımı olarak değil, Yunanistan'ın Türkiye karşısındaki askeri dengesini yeniden şekillendirme girişimi olarak da değerlendiriliyor.

Projenin 12 yıllık bir programa yayılması ve 2036'ya kadar tamamlanmasının hedeflenmesi, Atina'nın savunma politikasında uzun vadeli bir dönüşüm planladığını ortaya koyuyor.

Savunma sistemi değil, ağ kurulacak

Aşil Kalkanı'nın en önemli özelliği, çok sayıda farklı silah sisteminin aynı çatı altında çalışmasını hedeflemesi.

Yeni yapıda radarların tespit ettiği hedeflerin merkezi bir sistem üzerinden değerlendirilmesi, tehdidin niteliğine göre en uygun savunma aracının seçilmesi ve pahalı mühimmatın düşük maliyetli hedeflere karşı gereksiz yere kullanılmaması amaçlanıyor.

Örneğin düşük maliyetli bir drone tehdidine karşı elektronik karıştırma veya dronesavar sistemlerinin kullanılması, daha yüksek tehdit seviyelerinde ise Patriot veya İsrail menşeli füze savunma sistemlerinin devreye sokulması planlanıyor.

Böylece Yunanistan, savunma kapasitesini yalnızca silah sayısını artırarak değil, sensör, radar, elektronik harp, komuta kontrol ve füze sistemlerini birbirine bağlayarak güçlendirmeyi amaçlıyor.

Projenin en büyük tartışması İsrail bağlantısı

Aşil Kalkanı'nın Yunanistan açısından sağlayacağı askeri kapasitenin yanında, projenin İsrail'e artan teknolojik ve askeri bağımlılık oluşturabileceği yönünde değerlendirmeler de bulunuyor.

Atina'nın Rus menşeli sistemlerden uzaklaşırken İsrail teknolojisine yönelmesi, Yunan hava savunmasının gelecekte İsrail kaynaklı sistemlerin bakım, mühimmat, yazılım ve teknoloji altyapısına daha fazla bağlanması anlamına gelebilir.

Öte yandan Yunan savunma sanayisinin bu projeden pay alması ve bazı sistemlerde ortak üretim ile teknoloji transferi gerçekleştirmesi de hedefleniyor.

Bu kapsamda Yunan şirketlerinin savunma alımlarında yaklaşık yüzde 25 oranında pay almasının planlandığı belirtiliyor.

Ege'de yeni silahlanma yarışı riski

Aşil Kalkanı'nın hayata geçirilmesiyle birlikte Ege ve Doğu Akdeniz'deki askeri rekabetin de yeni bir boyuta taşınması ihtimali bulunuyor.

Yunanistan'ın hava savunma kapasitesini Türkiye'nin yeteneklerine karşı güçlendirmesi, Ankara açısından da yeni savunma ihtiyaçlarını gündeme getirebilir.

Böylece iki ülke arasındaki hava savunması, İHA'lar, savaş uçakları, elektronik harp ve füze teknolojileri üzerinden yürüyen rekabetin daha da yoğunlaşması mümkün.

Projenin tamamlanmasıyla Yunanistan, ana karası ve Ege'deki hava savunma kapasitesini daha bütünleşik bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor.

Ancak bu dönüşüm, Atina'nın beklediği caydırıcılığı sağlamasının yanında Ege'de karşılıklı güvenlik kaygılarını ve yeni bir silahlanma yarışını da tetikleme riski taşıyor.

2036'ya kadar büyük dönüşüm

Yunanistan'ın 12 yıllık savunma programının merkezinde yer alan Aşil Kalkanı, tamamlandığında ülkenin mevcut ve farklı kaynaklardan oluşan hava savunma yapısını önemli ölçüde değiştirecek.

Patriot sistemleri, İsrail menşeli hava savunma unsurları, radarlar, savaş uçakları ve yerli dronesavarların aynı ağ içerisinde çalışması hedefleniyor.

Atina açısından amaç açık: Daha geniş bir alanı koruyabilen, özellikle İHA ve füze tehditlerine daha düşük maliyetle karşılık verebilen ve Türkiye'nin gelişen hava gücünü dengeleyebilecek bir savunma mimarisi oluşturmak.

Ancak bu hamlenin Ege'deki askeri dengeyi nasıl değiştireceği ve Türkiye'nin buna vereceği karşılığın bölgesel güvenlik denklemine nasıl yansıyacağı, projenin önümüzdeki yıllardaki en önemli başlıklarından biri olacak.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.