Vicdanın sesi

İçimizde olması gereken bir güç, bir merkez, bir güç merkezi, bir merkez gücüdür vicdan. Sanki o orada kendiliğinden vardır ve biz onu buluruz. Sanki o orada vardır ve ben buradayım der ve biz onu orada buluruz. Bunun gerçekleşebilmesi için elbette ve öncelikle bir “iç”in bulunması gerekir. İçi olmayanın vicdanı da olmaz. İnsan için içsizlik, bir bakıma kalpsizlik demek. Kan deveranını sağlayan yürek olmazsa veya çalışmasını durdurursa, maddi hayat sona erer ama vicdanın yitmesi veya durması hâlinde insan yine nefes alıp vermeye, biyolojik varlığını korumaya devam eder. Vicdansızlığın revaç bulması, biraz da bundan.

Nuri Pakdil, bir yazısında çağımızda bir insanın yirmi dört saat ahlâklı kalabilmesinin çok zor veya imkânsız olduğunu söylüyordu. İçinde yaşamakta olduğumuz dünyanın öyle gerçekleri var ki, bunlarla yüzleşmek ve hâlâ olağan hayatımıza devam edebilmek, vicdanımızı sızlatmakla üstesinden gelebileceğimiz, altından kalkabileceğimiz bir yük olmanın çok ötesine geçiyor. Elimizin güçsüzlüğü, dilimizin yetersizliği, kalbimizdeki buğzun sadece kendimizi yıpratmaktan başka bir sonuç sağlamaması, bizi neredeyse umutsuzluk batağına itecek oluyor.

Böyle karanlık zamanlarda en önemli sığınak, Allah’ın mutlak adaletine ve öte dünyada görülecek hesabın şaşmazlığına duyulan güven oluyor. Elbette bu inanç ve güven, bizim burada yapabileceklerimizi, yapmak zorunda olduklarımızı gereksiz ve geçersiz kılmıyor. Bilakis, Büyük Yargı Günü’nün kesinliği, buradaki görevlerimizin önemini, ihmale gelmezliğini pekiştiriyor olmalı. Fakat yazık ki, bunun böyle olmadığını gösteren birçok örneği ya kendimiz yaşıyoruz ya çevremizde böyle örneklere tanık oluyoruz.

Hemen her şey ve hemen herkes kirlenmişse, ister istemez bize de kirlilik bulaşacaktır. Bundan kaçınmak neredeyse imkânsız. Fakat bu durum, olsa olsa temizi, temizliği aramanın değerini ve âciliyetini artırmalı, değil mi?

Yine Nuri Pakdil, Edebiyat Dergisi bürosunun sahibiyle kira meselesini konuşurken, adamın “Bu işe vicdanı karıştırmayalım!” dediğini söylemişti. Bize vicdansız bir hayat öneriliyor ve dayatılıyor, bu besbelli. Bu dayatmaya boyun eğmekle, belki uyumlu, anlayışlı sayılmayı başarabiliriz ama asla ahlâklı kalamayız. Falanın veya filanın sesi, soluğu, kestirilip susturulabilir ama vicdanın sesi aynı kolaylıkla susturulamaz.   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.