Esat Çoğal
Çocuklarımızı Gerçekten Dinliyor muyuz ?
Sevgili nitelikli okurlar,
Modern hayatın koşuşturması içinde çocuklarımıza en değerli mirası bırakmak için çoğu zaman büyük şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyoruz. Oysa bazen bir dakikalık samimi bir sohbet, uzun yıllara yayılan bir güven duygusunun temelini atabiliyor.
Çocuklarımızı hepimiz duyuyoruz ama Dinliyor Muyuz?
Araştırmalara göre bazı aileler, her akşam çocukları uyumadan önce onlara yalnızca bir soru soruyor:
“Bugün seni mutlu eden en son şey neydi?”
Sakin bir ortamda, içten bir ses tonuyla sorulan bu basit soru, aslında çocuğun zihninde ve kalbinde derin izler bırakıyor.
Psikologlar bu aileleri yıllar boyunca takip etmiş. Ortaya çıkan sonuç ise oldukça dikkat çekici: Bu küçük ritüeli sürdüren çocukların ergenlik döneminde kaygı düzeylerinin diğerlerine göre yüzde 60 ila 80 oranında daha düşük olduğu görülmüş.
Bunun nedeni de oldukça anlaşılır. İnsan beyni uyumadan önce güzel bir anıyı hatırladığında stres döngüsü yavaşlıyor. Stres hormonu seviyesi düşüyor, hafıza o anı güvenli bir deneyim olarak kaydediyor. Sinir sistemi ise sessizce şu mesajı alıyor:
“Dünya güvenli bir yer.”
Buna karşılık, gün içinde yaşanan duygular konuşulmadan ve işlenmeden bırakıldığında zihnimiz gece boyunca onları taşımaya devam ediyor. Bitmemiş düşünceler, ifade edilmemiş duygular ve içimizde kalan cümleler, dinlenmesi gereken zihni yormayı sürdürüyor.
Bir Fin atasözü şöyle der:
“Biz çocuklarımızı uyutmayız, zihinlerini dinlendirmeyi öğretiriz.”
Ne kadar anlamlı bir söz…
Aslında sadece çocukların değil, hepimizin buna ihtiyacı var. Günün sonunda bir dakika durup kendimize şu cümleyi kurabilmek:
“Bugün güzeldi çünkü…”
Belki bir dostun tebessümü, belki güzel bir haber, belki de içimizi ısıtan küçük bir iyilik…
Bir dakikalık soru belki bir ömürlük huzur…
Çünkü bazen en etkili terapi, günün içinden bir gülümsemeyi hatırlamak kadar basittir.
Saygılarımla,