Psikolojik Danışman Ali Şeker
Çocuklarda Kekemelik
Bir çocuk düşünün… Bir şey anlatmak istiyor. Hikâye zihninde hazır, kelimeler orada. Ama tam konuşmaya başladığı anda bir şey oluyor.
“Ben… ben… bugün… okulda…”
Cümle ilerliyor gibi oluyor, sonra duruyor. Tekrar başlıyor, yeniden takılıyor. Ve o an sadece kelimeler değil, çocuğun yüzündeki ifade de değişiyor.
Bir bekleme… bir zorlanma… bir iç sıkışma.
Kekemelik (childhood-onset fluency disorder), en basit tanımıyla konuşmanın akıcılığında yaşanan duraksamalar, tekrarlar ve bloklarla kendini gösteren bir durumdur. Ama bu tanım, çoğu zaman yaşananı anlatmaya yetmez. Çünkü kekemelik sadece bir “konuşma biçimi” değildir; aynı zamanda bir “konuşma anı deneyimidir.”
Çocuk söylemek ister, ama söyleme anı zorlaşır.
Ve çoğu zaman en zor olan şey, bu zorlanmanın fark edilmesinden çok, nasıl karşılandığıdır.
Peki kekemelik nasıl fark edilir?
Bazen çocuk kelimeleri tekrar eder. Bazen hece uzatır. Bazen de konuşmaya başlamakta belirgin bir zorlanma yaşar. İlk bakışta “heyecanlı konuşma” ya da “acelecilik” gibi yorumlanabilir. Ancak zamanla bu durum sıklaşır, kalıcı hale gelir ve çocuğun iletişim isteğini etkilemeye başlar.
Sınıf ortamında öğretmenler şunu fark edebilir: Çocuğun sözlü katılımdan kaçınması, cevap verirken gerilmesi ya da konuşma sırasını istemesine rağmen çekinmesi… Çünkü çocuk zamanla şunu öğrenmeye başlar: “Konuşmak kolay değil.”
Ve bu öğrenme, dil öğreniminden farklı olarak sessizce oluşur.
En sık yapılan hatalardan biri “yavaş konuş”, “rahat ol”, “derin nefes al” gibi müdahalelerdir. İyi niyetlidir, ama çoğu zaman işe yaramaz. Çünkü kekemelik bir hız problemi değildir. Daha çok konuşma anındaki akıcılık organizasyonuyla ilgilidir.
Burada asıl ihtiyaç, çocuğun konuşma anında kendini güvende hissetmesidir.
Eğer bir çocukta kekemelik belirtileri gözlemleniyorsa, en önemli adım bunu büyütmek ya da küçümsemek değil, doğru şekilde değerlendirmektir. Dil ve konuşma terapisi bu alanda temel destek alanıdır. Gerekli durumlarda gelişimsel değerlendirmeler sürece eşlik edebilir. Ama burada amaç hiçbir zaman çocuğu düzeltmek değildir; amaç, onun konuşma deneyimini kolaylaştırmaktır.
Kekemelikte aile, okul ve uzman iş birliği büyük önem taşır. Öğretmen sınıfta çocuğa konuşma alanı tanıdığında, aile evde sabırla dinlediğinde ve uzman doğru bir yol haritası çizdiğinde, çocuk kendini daha rahat ifade etmeye başlar. Çünkü konuşma sadece bir beceri değil, aynı zamanda bir ilişkidir.
Unutmamak gerekir ki kekemelik yaşayan bir çocuk, söyleyecek sözü olmayan bir çocuk değildir. Tam tersine, söylemek isteyen ama söyleme anında zorlanan bir çocuktur.
Ve çoğu zaman en belirleyici şey, ne söylediği değil…
o sözü söylerken nasıl karşılandığıdır.
Çünkü bir çocuk için konuşmak sadece kelime üretmek değil;
anlaşılma cesaretidir.