SABRIMIZ, GAZZE’Yİ BİLE KISKANDIRIYOR

Mekkeli müşrikler, İslam peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) tebliğini engellemek için ne yaptılarsa başarılı olamadılar ve en nihayet, Mekke döneminin en zorlu olaylarından birisi, belki de en önemlisi olan Şib-i Ebî Tâlib muhasarasını uyguladılar. Muhasara, Beni Haşim ve Beni Abdulmuttalip kabilelerine karşı topyekün uygulanan sosyal ve ekonomik bir boykottur.

Muhasaranın kabaca özü, bu kabileler Hz. Muhammed'i (s.a.v.) terk etmedikleri ve teslim etmedikleri sürece, Bani Haşim ile ticaret yapmama, ekonomik ambargo uygulama, evlilik ilişkisi ve sosyal temas kurmama üzerineydi. Bu karar, bir sahife haline getirilerek Kâbe'nin duvarına asıldı. Belgeyi imzalayanlar arasında Ebu Cehil gibi dönemin önde gelen müşrikleri vardı. Ebu Leheb hariç tüm Haşimoğulları boykota dahil edildi, ancak Ebu Leheb, boykotun muhatabı aileden olmasına rağmen müşriklerin yanında yer aldı.

Ebû Tâlib, yeğeni Hz. Muhammed'i (s.a.v.) korumak için Bani Haşim ve Bani Muttalib'i Müslüman olsun olmasın tümüyle Mekke'nin dışındaki Şib-i Ebî Tâlib adlı dar bir vadiye, dere yatağına çekti. Boykot yaklaşık 616-619 arası üç yıl sürdü. Bu dönem, boykota muhatap Müslümanlar ve Haşimoğulları için çok büyük zorluklar içinde geçti. Ambargo sebebiyle açlık ve yokluk hâkimdi, yaprak ve deri yenilecek kadar zor şartlar yaşandı. Açlıktan dolayı çocukların ağlama sesleri vadiden Mekke'ye kadar ulaşıyor, çaresizlikten dolayı kadınların iniltisi yürekleri dağlıyordu. Mekkeliler, gecenin sessizliğini yırtarak evlerine kadar ulaşan bu ağıt ve iniltilerle uyanıyordu.

Neticede üçüncü yılın sonunda, Züheyr bin Ebî Ümeyye, Mut'im bin Adî gibi bazı Kureyş ileri gelenleri vicdan azabı duyarak boykotu kaldırma kararı aldı. Boykot, peygamberliğin 9. yılında Muharrem ayında kaldırıldı. Tam üç yıl, içlerinde Hz. Muhammed’in (s.a.v.) de bulunduğu bir toplum, büyük acılar ve çilelere sabretti. Kaynaklar, başta Ebu Talip olmak üzere hiç birisinin de dönüp yaşadıkları acıdan dolayı Peygamber’e (s.a.v.) bir sitem yaptıkları ya da serzenişte bulunduklarını yazmaz. Bu toplumun içinde, İslam Peygamberine iman edenler olduğu gibi, boykotun amacına matuf muhataplığından dolayı İslam peygamberini, yani ailelerinden bir bireyi dönemin Mekke müşriklerinin ileri gelenlerine, düşmanlarına teslim etmemek için direnen insanlar da vardı.

Sonunda boykot vadiden değil, dışarıdan kırıldı. Mekke müşrikleri elleri böğründe ablukayı kaldırmak zorunda kaldılar. Yaşanan acıya tahammül edemeyen ve hatta deyim yerindeyse seyretmeye sabrı yetmeyen Mekkeli kimi müşriklerdi. Şib-i Ebî Tâlib’in sakinleri, tüm yaşananlara sabırla direnip, Allah’ın kendilerini unutmadığı bilinciyle azmederek o yardımın gelmesini beklediler. Yardım, hiç beklemedikleri bir yerden, ablukanın sahiplerinden geldi.

Gazze, aynı şekilde tüm kesimleriyle birlikte Şib-i Ebî Tâlib’i yaşıyor. İçeride olmayanların seyrettiği bu büyük acı, Mekkeli müşrikleri bile merhamete getirirken, taşlaşmış kalbi olan bizde maalesef ablukayı kıracak/kırdıracak bir cesarete dönüşemiyor.

Yaşamadığımız ablukanın sitemini, neredeyse üç yıldır bu ablukayı ve yıkımı yaşayan Gazzelilere yaşatmaktan utanmayacak bir tavırla, yeryüzünün müstekbirlerine karşı direnen bu bir avuç insana akıl veriyoruz. Zulüm, Ebu Cehil’in ürettiğinden daha şedit, seyredenler, Züheyr bin Ebî Ümeyye, Mut'im bin Adî gibi Mekkeli müşriklerden daha duyarsız.

Üç yıla yaklaşan bu soykırım savaşında sanki durduğumuz yer;

Son Gazzeli de ölünceye, son bebek çığlığı da kesilinceye kadar azimle(!) ve inançla(!) yerimizden kıpırdamayacağız duruşudur. Dirençse direnç, direnişse direniş. Gerekirse bize Gazze’yi unutturacak yeni kriz coğrafyaları bulacağız. Bulamazsak yeteneği üretmeye müsait olan güçlerin kapısına gidip onlara müracaat edeceğiz. Onların üretmesi için çabalayacak ve Gazze’ye inat, Gazze’nin sabrını, sabır olmaktan çıkaran bir sabırla, Gazze’ye dönüp bakmayacağız bile.

Ta ki son Gazzeli de toprağa düşüp, konforumuzun düşmanı, bu bitmek bilmeyen direniş yok oluncaya kadar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.