Kaygı Çağının İnsanları

İnsan her yerde insan. Peki ya zaman?

Kaygı çağında yaşadığımız bir zaman, diyebilir miyiz?

Evet hayata dair bir parça endişemiz, biraz derdimiz olmalı. Biraz tasalanmalıyız ki emek harcayalım, çaba gösterelim. Dert, bizi olumlu yönde etkiliyorsa iyidir. Onu yönetebiliyorsak ne ala…

Kanımca çağımızda bunu yönetemiyoruz.

Başımıza gelecek şeyleri aşmaya niyetlenemiyoruz, hepsini birer basamak olarak görmek gerekiyor ama beceremiyoruz. Günümüz insanı bunu yapmıyor, yapamıyor. Gailesiz olalım, tembellik edelim demiyorum. Diyorum ki endişeniz, tasanız derdiniz sizi boğmasın.

Bununla ilgili akademik çalışmalar var. Bir işle ilgili duyduğumuz kaygı bir noktaya kadar başarıyı arttırıyor ama kaygınız “ölüm kalım meselesine” dönüştüğünde başarı düzeyi azalarak başarısızlığı meydana getiriyor.

Duygularımızı nasıl kontrol edeceğiz demeyin. Her belirsizlik ya da ufak çaplı korkular sizi kötü etkilemeyecek, bir de böyle düşünün. Eğer korkularınız sizi sürekli bir endişeye sevk ediyorsa bu sizin mevcut psikolojik halinizin bir süre sonra hasar görmesine sebep olur.

Sanki tüm duygular bizi terk etmiş de bir tek elimizde kaygı kalmış gibi halimiz. Bunu anlamak için profesör olmaya gerek yok, sokağa çıkıp insanların yüzüne bakmanız yeterli… Evet kendimizi eskisi kadar emniyette hissetmiyor, modern çağa ayak uydurayım derken tökezliyor, kontrol edilemeyen her şeyi bizim için risk olarak görüyoruz. Gelecekle ilgili duyduğumuz kaygılardan bahsetmiyorum bile. Görünen o ki, kötülüğün bu kadar yaygın olması kaygıyı salgın bir hastalık haline getiriyor. Ve işte sonrasında da kabullenilmiş bir vaziyette yazının başlığı da Kaygı Çağının İnsanları oluyor.

Peki ne yapmalı, yapılacak bir şey var mı, varsa ne?

Sonuca odaklanmak yerine mevcut sürece odaklanmak gerekiyor. İçinde bulunduğumuz zamanın hakkını vermek önemli. Endişelerimizin sorumluluğunu alıp yapmamız gerekeni yapmalıyız.

Diğer bir konu “başkaları ne der” korkusu. Bundan da kaçınmalıyız. Başkalarının ne dediği kilit değildir. Çünkü siz bir konuda başarılı da olsanız başarısız da olsanız birileri bir şey diyecekler.  

Hepimiz bir endişeye kapıldık gidiyoruz. Bi’ durup düşünmek mi lazım geliyor acaba? Bence evet. Bu çağda olan bitenler bizi endişe yumağı içinde bırakmasın. İnsan düşünceleriyle vardır. Sürekli kötüyü düşünüp çağırmayalım. İyi düşünelim iyi olsun.

Son olarak söylemeliyim ki; hepimizin öyle veya böyle değerleri, bir inanç sistemi var. Ben maneviyata da eğilmenin bizi bir şekilde iyileştireceği kanaatini taşıyorum.

---

Gazetemiz yazarlarından Seyit Küçükbezirci Beyin vefatını öğrendim. Çok üzüldüm. Kendisi insanlara bir şeyler katmanın, bir şeyler öğretmenin gayesiyle yaşadı. İyiliğini gördüm kötülüğünü görmedim Seyit Beyin. Allah rahmetiyle muamele etsin. Geride bıraktıklarına Allah’tan sabır diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum