Seyit Küçükbezirci

Seyit Küçükbezirci

FATİH ÇARŞISI KAT:4, NO:424'TE...

FATİH ÇARŞISI KAT: 4, NO: 424'TE KURULAN "BALIK ÇİFTLİKLERİ"

-Yere tükürsen donan bir aralık sabahıydı. Jilet acısında ısıran bir soğuk vardı..

“Fatih Çarşısı, Kat:4,No:424’de bir yazıhane… Bir masa, bir sandalye; masanın üstünde “Optima” marka bir daktilo, daktilonun başında paltosuna iyice sarılmış oturan bir adam..

-Daha sabah kalkmıştı,üç gün yattığı “Akdeniz Ateşi”nden.. Bir ateşlerde yanmıştı; bir dişleri birbirine vurarak üşümüştü. “Akdeniz Ateşi”, Allah yaratmış demeden kasıp kavurmuştu.. Ağzından “yeşil safralar” dökülürken zihnini yitirir gibi olmuştu.

-“ Tosbağanın bile kırk kuruşa sulandığı”; yirmi beş yıl öncenin “Konya Ereğli İç Denizi”nin bakiyesi kurak, çorak, tuzlu topraklarda bir “Yokluğu Yenme Savaşı” vermeye kalkmıştı;üç/beş arkadaşıyla.

Yüzlerce metre derinden suların çıkarılacağına; bin yıldır “çıra” ile aydınlanan topraklara elektrik geleceğine; arpanın bile birkaç yılda bir bittiği topraklarda şeker pancarının,ayçiçeğinin yetişeceğine kimsenin inanmadığı topraklarda onlarca “derin Kuyu” dan saniyede yüz litre sular fışkırmıştı; binlerce dönüm üstünde “Sun-i Yağmurlama Tesisleri” kurulmuştu; elektrik istenilen tarlanın başındaydı.

- Çok istiyordu,oralarda, “Konya’da yetişmez” denen bitkileri yetiştirmeyi.. Kırmızı pancar, bezelye, karnabahar, bezelye tohumları getirtmişti; hayvancılık için olmazsa olmaz sudan otu, sorgum darışı, aspir, kolza tohumlarını yurt dışından birer avuç birer avuç buldurup getirtmişti.

-Birinci yıl, bir parça tarlayı,”rica minnet” bulmuş, Konya Ovası’nın tanımadığı, sulak alanlarda yetişen sebzelerle, yağlı tohum bitkilerini, yem bitkisi tohumlarını ekmişti… Umutluydu; binlerce insan örnek alacak diye seviniyordu.

-ikinci yıl, o binlerce dönüm suya kavuşan topraklarda, on dönüm de olsa bir tarla bulamadı;”-Buralarda, bu deliler, bilek kadar su bulurlarsa bileklerimi keserim” diyenler, suya kavuşmuş yüzlerce dönüm tarlalarına ulaşırken; O, ceketini alıp,”Köy Postası”na binip Konya’ya geliyordu.

BİR TOP MUMLU KAĞIT, BİR TOP TEKSİR KAĞIDI, BİR FON KAĞIDI..

-Fatih Çarşısı’nın karşı caddesinde “İnkılâp Kitabevi/Tayyip Kakan”, Onu severdi. Tayyib’den peşin/veresiye kitaplar alır, okurdu. O sabah dükkânına gitti; bir top mumlu kâğıt, bir top teksir kâğıdı, bir de sarı renkli “Fon Kâğıdı” ile bir keçe kalem aldı.

- Fon kâğıdına kocaman harflerle “EYA KURULUŞU” yazdı. İkinci Satıra da “Ekonomik yatırımlar, Müşavirlik, Araştırma, Yayın Kuruluşu” yazdı. Kalkıp, “Fatih Çarşısı, Kat:4 No:424”ün camına yapıştırdı. “EYA KURULUŞU” resmen o saat kurulmuştu..

“TARLA VE HAVUZLARDA DA BALIK YETİŞTİRİLEBİLİR”..

-Bir çiçekle bahar gelmeyeceğine inanıyordu.. “Dökme suyla değirmen dönmeyeceğine" inanıyordu.”Birine bir balık verirsen, doğar bir defalık; öğret ona balık tutmayı, doysun ömür boyunca” gerçeğine inanıyordu.

-“Edebiyat Mezun”uydu,bir yıl öğretmenlik yapmıştı;ama, haftada üç gün “Akdeniz Ateşi” yakasını bırakmıyordu;Ateşler içinde yanarak,bazen üşümekten dişleri dişlerine vurarak, çocuklara belli etmeden derslerini yürütüyordu.. Hastalandığı zaman sürekli raporlar alabilir, maaşınıda derslerine girmeden yıllarca alabilirdi. Ama hastalığı “ırsi bir hastalık”tı; devletin ve milletin ırsi bir hastalık sahibine ilanahiye maaş ödemesi içine sinmiyordu.

“-Sınıfta öğretmenlik yapamadım, hastalığı çeke çeke; yaza yaza “Türkiye Öğretmenliği” yaparım diyordu.

Can yoldaşı “Optima Yazı Makinesi” ile “Fatih Çarşısı Kat:4 No:424’e sığınmışlardı;bir kutu mumlu kağıt,bir top iksir kağıdı masanın üstündeydi; sarı fon kağıdının üstüne “Eya Kuruluşu” yazılmış cama yapıştırılmıştı. Zaten, Optima Daktilo Kitabcı Tayyib’den yıllar önce alınmış, yata kalka taksit taksit ödemişti. Mal namına bir tek optima vardı.

-Konya’da olsun, bütün Türkiye’de olsun. “Yokluk canına tak demiş” köylüler köylerinde kooperatifler kurmaya başlamışlardı. Toprak-su Kooperatifleri, Kalkınma Kooperatifleri, hayvancılık kooperatifleri, Orman Köylerini Kalkındırma Kooperatifleri yüzlerceye ulaşmıştı.

-Köylük yerlerde bir arpa buğday,bir de “Bozkır hayvancılığı”vardı.”Ekmek aslanın ağzında” değil, midesindeydi.. Köylü yarı aç, yarı tokayağını sürüp geziyordu. Hepsinin adının sonunda bir “Ağa” sözü vardı;ama,”Ağa’nın çoğu bir ineğe, on koyuna muhtaçtı. Oysa, köylerin altı, üstü, değerlendirme imkanları sağlandığı zaman binbir imkanla doluydu.

Kuyular açılabilir, göletler yapılabilir,”sulu Tarım”a geçilebilirdi. Köylerde konserve fabrikaları, halı dokuma tesisleri, tavşancılık çiftlikleri, mantarcılık çiftlikleri, et tavuğu çiftlikleri kurabilirdi. Yetiştirilen sebze ve meyveler kurulacak soğuk hava tesislerinde dondurulabilir, soğutuculu kamyonlarla büyük pazarlara taşınabilir,ihraç edilebilirdi. Türkiye’de yoktu, ama, dünyanın gelişmiş ülkelerinde bunlar kum gibiydi.

- binbir kaynaktan soğuk sularda, havuzlarda alabalık üretme yöntemlerini, düzlük yerlerde,”Tarla Balıkçılığı” yetiştirebileceğini öğrenmişti.

Fatih Çarşısı Kat:4 No:424”de, zehir gibi soğuk büroda, “mumlu kağıt”a “TARLA VE HAVUZ BALIKÇILIĞI” yazmaya başladı. Kitabı “mumlu kağıt”lara yazacak; sonra da bir “ teksir kağıtlarına yazacak, telleyip kitap yapıp satacaktı. Evde sekiz ile bir yaş arasında dört çocuk vardı.

“İNSAN AMACINA ULAŞMAK İÇİN YOL ARAMALI;BULAMAZA GİRİŞİP YOL YAPMALI”..

-iki ayda 85 mumlu kağıda, Optima daktilo ile 85 büyük sayfa “Tarla ve Havuz Balıkçılığı” yazıldı; bir yandan da teksir kağıtlarına sayfa sayfa basılıyordu. Lise de Ali Uslu memurdu; Lise’nin canı isterse çalışır, canı istemezse çalışmaz bir “Gesnetter Marka” teksir makinesi vardı. “Emanet” getirildi. Her biri 400 teksir kâğıdından oluşan 106 top,42.500 teksir kağıdı tek tek basıldı. 85 sayfa büyük boy “Tarla ve Havuz Balıkçılığı” kitabının sayfaları kolilerle “Yalçın Basımevi”ne taşındı; Nail Yalçın, bir kapak basıp telledi, ciltledi. Lastik mühürle 20 lira fiyat konuldu. Tarla ve Havuz Balıkçılğı adlı “Öncü Kitap, Fatih Çarşısında Kat: 4 den doğmuştu, köy kooperatiflerinin eliyle, “Kuru ağaçtan düdük çıkartmak”tan başka çaresi olmayanlar eliyle Türkiye’ye yayılmıştı.

-Fatih Çarşısı Kat:4 No: 424 deki “EYA-Ekonomik Yatırımlar, Müşavirlik, Araştırma-Yayın Kuruluşu’nun “Fon kağıdı’ndan ta tabelalı büro, başıboş akıf giden sularda balık yetiştireceklere öncülük çakmağını çakıyordu.

“Akdeniz Ateşi”nin her hafta üç gün yerlere serdiği “Adam”; bir kağıda “-İnsan, amacına ulaşmak için yol aramalı; bulamazsa, yol yapmaya girişmeli” yazıp masanın bir kenarına yapıştırtır.

-Aralık 2013, “EYA KURULUŞU”nun 40. Yılı.. Kırk yıl önce bugünlerde Eya Kuruluşu, Fatih Çarşısı Kat 4. No:424’de “Fon kağıdından bir tabela ile kurulmuştu.

seyit-002.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum