Psikolojik Danışman Ali Şeker
En Çok Neyi Geç Fark Ediyoruz?
İnsan hayatında bazı şeyler vardır; erken öğrenenle geç öğrenenin hayatı aynı olmaz. Aradaki fark çoğu zaman zekâ değil, şans da değil… Zamanında fark edebilmek.
Garip bir şekilde hepimiz aynı hataları yapıyoruz. Sanki bize özelmiş gibi yaşıyoruz ama aslında birbirimizin tekrarından ibaretiz. En çok da “daha var” diyerek kaybediyoruz.
Gençken zamanın hiç bitmeyeceğini zannediyoruz. Ertelediğimiz hayaller, konuşmadığımız insanlar, başlamadığımız işler… Hepsi sanki bizi bekliyormuş gibi. Oysa hayat beklemiyor. Sessizce ilerliyor. Ve bir gün dönüp baktığımızda fark ediyoruz: Aslında kaybettiğimiz şey fırsat değil, zamanın kendisiymiş.
En çok da güvenli olanı seçiyoruz. “Aman düzenim bozulmasın” diyerek yıllar geçiriyoruz. O düzen ki çoğu zaman ne mutlu ediyor ne de büyütüyor. Sadece alıştırıyor. İnsan en çok alıştığı hayata mahkûm oluyor. Sonra bir gün içinden şu cümle geçiyor: “Ben bunu istememiştim ki…”
Para kazanıyoruz ama nasıl yöneteceğimizi bilmiyoruz. Harcıyoruz, erteliyoruz, “ileride bakarım” diyoruz. O “ileride” bir türlü gelmiyor. Geldiğinde ise çoğu şey için geç kalınmış oluyor. Çünkü para, zamanla birleşmeyince anlamını kaybediyor.
Sağlık… Belki de en sessiz kayıp. Gençken fark edilmiyor, çünkü eksikliği hissedilmiyor. Ama ihmal edildikçe bir gün kendini hatırlatıyor. Ve o gün anlıyoruz ki, aslında en büyük zenginlik hep elimizdeymiş, biz kıymetini bilmiyormuşuz.
Ama hepsinden daha derin bir şey var: Kendi hayatını yaşamamak. Başkalarının beklentileriyle, korkularla, “ne derler”lerle şekillenen bir ömür. İnsan en çok denemediği şeylerin pişmanlığını taşıyor. Yapıp başarısız olmak değil, hiç denememek yoruyor insanı.
Yıllar geçtikçe insanın içinde bir ses büyüyor. Sessiz ama ısrarcı bir ses. “Keşke” diye başlayan cümleler kurduruyor. Ve işin en acı tarafı şu: O keşke’ler, çoğu zaman hâlâ yapılabilecek şeyler için bile kuruluyor. Ama cesaret, zamanında gelmediği için, sonra da gelmiyor.
Belki de mesele şu: Hayat büyük kararların toplamı değil, küçük ertelemelerin birikimi. Her “yarın” dediğimiz şey, bugünden biraz çalıyor.
Ve bir gün aynaya baktığımızda şunu fark ediyoruz:
Aslında hayat bize hep ne yapmamız gerektiğini söylemiş. Biz sadece dinlememişiz.
Belki hâlâ geç değildir. Ama şunu bilmek lazım:
Bir gün “keşke” dememek için, bugün biraz cesur olmak gerekir.