Bitmeyen Mesai Yapmışlar

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü geçtiğimiz hafta birkaç veri yayınladı.

OECD (Organisation for Economic Co-operation and Development) verilerine göre Türkiye, mesainin en uzun olduğu ülkeler sıralamasında ilk sırada yer alıyor.

Bitmeyen mesai yapmışlar yani ülkemizde.

Bu şu demek oluyor; “İş-yaşam” dengesinde berbat bir ülkeyiz.

Bizim bu listenin başında yer almamız ne kadar üzücüyse, bizden sonra en kötü performans gösteren ülkelerin Meksika ve Güney Kore olması da o kadar enteresan.

Bu Güney Kore değil miydi telefondu, televizyondu, arabaydı üreten?

Hadi biz başı çekiyoruz da sizin 3. sırada ne işiniz var kardeşim?

Neyse biz aynaya bakalım.

OECD raporunda ortalama çalışma süresinin bin 765 saat olarak belirlendiği de yazıyor. Böyle olmasına rağmen Türkiye’de toplam çalışma süresi bin 855 saat.

Bir de bize çalışmıyor derler!

Yok, öyle bir şey demek ki.

Bakın raporlar “çalışıyor(!)” gösteriyor bizi.

Çalışıyoruz ama sorun bakalım nasıl çalışıyoruz?

Bankalarda sıra bekliyoruz, sıra bize geldiği anda öğle arası oluyor hadi onu bekliyoruz… Bu arada kendi mesaimize geç kalıyoruz…

Hastaneye gidiyoruz 45 dakika sıra bekleyip sıra bize gelince vahada su bulmuş gibi doktorun yanına giriyoruz sonra 4,5 dakikada muayene olup çıkıyoruz. Antibiyotiklerimizle mutlu mesut yaşıyoruz falan…

Bir de bunlar Türkiye’nin yeni hali, varın eskisini siz düşünün.

Gerekli gereksiz bir dolu iş yapıp çoğundan bir dönüt alamıyoruz. Neden yaptığımızı bilmediğimiz bir sürü angaryayla uğraşıyoruz sonra tüm emek harcanan mesainin “öylesine” geçtiğini görüp bakakalıyoruz.

Sonra raporlarda bunun adı çalışmak oluyor da, mesai oluyor da “insanların enerjilerini boş yere tükettiniz, yediniz bitirdiniz be kardeşim”, olmuyor!

Sonrada kızıyoruz, öğrenciler hiçbir icat yapamıyor, gençler hiçbir şey üretemiyor diye.

Vay ki ne vay!

Adım “sinirli” hatta bazılarına göre “atarlı” yazara çıkmış, bu yazıda çok söylenmeyeceğim o yüzden.

Sonuç olarak “İş-yaşam” dengesini falan bilmem, insan yetiştirmek konusunda vasat olduğumuzu hatırlatmak zorundayım.

Sanırım hepimiz, acı hatıralarla görüp öğreniyoruz.

Belki de “nitelikli insan” eksikliğinden dolayı nitelikli iş üretemiyor ve bundan sebep mesailerimiz uzadıkça uzuyor. Bilmiyoruz…

Ya da bilmezden de geliyor olabiliriz.

En iyi yaptığımız şeylerdendir bu da.

Ne mi olur, Dolar’dı, Euro’ydu, altındı, paraydı puldu biraz daha dertlenir sonra da ölüp gideriz.

Neyse ki toprağın altında OECD raporlarına göre adam ayırıp kayırmıyorlar.

Allah sonumuzu hayretsin, hepimizin…

***

Kulun kula ne sormalı: İyi misin?

Etrafınızda birilerinin buna ihtiyacı olabilir, gidin ve sorun, iyi mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.