Bir Otogar Hikâyesi...

Aslında Konya yazılarından hoşlanmıyorum. Yazı deyince olumsuz olanlardan bahsediyorum. Çok kişi ile geçmişten gelen dostluklarım var ve bir kısmı şimdi makam sahibi. Yazılacak olumsuzlukların, onları üzeceğini düşünerek mahalli meselelere girmiyorum, ama bu sefer başka.

Perşembe akşamı kızım, Anamur’dan otobüse biniyor. Gece saat 2’de Konya’da olacak. Yolda otobüs durunca evi arıyor. Biletinin olduğu numaradan kaldırılarak yerine bir erkek yolcunun oturtulduğunu, kendisinin de arkada bir yere başında gideceksin tavırlarıyla bekleyerek gönderildiğini söylüyor.

Biz çocuklarımız otobüslere güven içinde gitsinler diye emanet ediyoruz. Tek bayan diye satılan biletin yanının bir erkeğe satılması anlaşılır gibi değil. Olur ya bu bir yanlışlıktır, bir yanlışlık varsa bayanın değil erkeğin bileti düzeltilir ve bayan yolcu yerinden kaldırılamaz.

Tabii soluğu Otogarda aldım. Önce otobüs firmasıyla sonrada kızımın mağduriyetinin belgelenmesi için zabıta ile görüşmek lazım. Otobüs firması üzüntülerini bildirdi. Araç gelir gelmez gerekenin yapılacağını söyleyip yanımızda da aracı aradılar. Kısık sesle de olsa bayanın niçin kaldırıldığını, ne kadar yanlış bir iş yaptıklarını söylediler. Bana göre de istediğim bu idi. Sonra olay zabıta ile gelişmeye başladı. Ben gitmeden otogar müdürü Ömer Bey aramış ve adımı da vermişti. İlgisine teşekkür ediyorum ama zabıta ne iş yapar yeniden belirlemesi lazım. Bir görev tanımının oluşması şart.

Zabıtaya gittik. İçerideki manzara evlere şenlik. Koltukta oturma şekli tam Geceyarısı Expresi. İnsan içeri biri girince kendine çeki düzen verir. Otobüs geldiğinde kızımın elinde bileti olmasına rağmen, bilet numarasında oturmadığının belgelenmesi için bir tutanak tanzimini istedim. Zabıta bu bizim işimiz değil dedi. Olur a, işi olmaz. Peki, kimin işi, cevap polisin. Karakola gitmek zor değil. Peki, oraya da giderim dedim. İki memur son derece nazik ve beyefendi tavırlarla karşıladılar. Emniyete unutmadan teşekkür etmem lazım. Olayı anlatınca ama bu zabıtanın işi dediler. Eğer kızınızın elini tutmuş olsalar olay bizim olur biz hallederiz. Gelin. Allah razı olsun.

Tekrar zabıtaya döndük. İsteğimi tekrarladım araba geldiğinde kızımın yerinde oturmadığının belgelenmesi için gelip bir tutanak tanzim edeceksiniz. Cevap aynı bizim işimiz değil. Peki kimin işi. Ben bunun için kime gideceğim. Cevap yok. Adını sorarsın cevap yok. İki sefer adını sormama rağmen cevap vermedi. Peki, ben şimdi kimle konuşuyorum. Yarın kimi kime anlatacağım. Yine cevap yok. Bak dedim yarın adını öğrenmek zor değil, ben bu işi büyütürüm. Adını da öğrenirim, seni de incitirim. Ne yani beni tehdit mi ediyorsun. Ortada tehdit falan da yok. Bilgisizlikten, işinin ne olduğunu yetki ve sorumluluklarını bilmemekten adam çaresiz. Ah ah... İşte memleketimin hali.

Sonra otobüs geldi. Bundan sonrasını kızımın anlattıklarından aktarıyorum. Otogara girmeden otobüs durduruluyor. Kızımın yerinde oturan kişiyi araçtan indiriyorlar. Muhtemelen tanıdık bir arkadaşları. Olay büyümesin diye adeta kaçırıyorlar. Kızımın yanına gelip size herhangi bir harekette bulunduk mu, bir saygısızlık ettik mi gibi sorular. Sonra da otobüs içinde bağırarak bizim bu bayana karşı bir yanlış hareketimize şahit olan var mı gibi de uyanıklık.

Sabah önce Rahim Özkaymak beyi buldum. Bana Konya dışında olduğunu döner dönmez de bu meseleyle ilgileneceğini söyledi. Kendisine teşekkür ederim. İlgileneceğinden eminim. Sonra Sayın Akyürek’i aradım. Malum seçim dönemi. Trafik yoğun. Özel kalem ilgilendi ve zabıta müdürünü bağladılar. Orada çıkan sekreter telefon numaralarımı alıp mutlaka Hasan Bey ile görüştüreceğini söyledi. Yazıyı yazarken arandım. Zabıta Müdürü Hasan Bey olayın nasıl değerlendirilmesi gerektiğini beni rahatlatacak şekilde anlattı. Kendilerine teşekkür ediyorum.

Ama işin peşini de bırakmayacağım...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.