Vekiller “dostluk”tan vazgeçti

AK Partili vekillerimiz “dostluk”tan vazgeçti, hayırlı olsun!

 

Önceki gün Türkiye-İsrail Parlamentolararası Dostluk Grubu yönetimi haricindeki bütün AK Partili milletvekillerinin gruptan istifa ettikleri haberi geldi. AK Parti TBMM Grup Başkanlığı dostluk grubunun üye sayısının 260’lı rakamlara ulaşmasının diğer dostluk gruplarında olduğu gibi burada da özel bir dostluk arayışından kaynaklandığı belirtiyordu. İsrail’in Kana’da yaptığı katliamın vicdanlarda derin yaralar açtığı vurgulanan açıklamada “Sabra-Şatilla katliamını hatırlatan görüntülerin ardından milletvekillerimiz üst üste istifa etme yolunu seçmişlerdir. Ortadoğu’da sivil-asker ayrımı yapılmadan gerçekleştirilen acımasız saldırıların bitmesi için elimizden gelen bütün çabayı göstermekte kararlıyız. AK Parti Grubu olarak, Filistin’de ve Lübnan’da akan kanın ve zulmün durdurulması için bütün ulusların parlamentolarını göreve davet ediyoruz” ifadesine yer veriliyordu.

Belki bir ayı geçti, İsrail’in Filistin’de uyguladığı devlet terörü henüz Lübnan’a sıçramamıştı ama Konya kamuoyunda “Türkiye-İsrail Parlamentolararası Dostluk Grubu denen oluşum da neymiş, Vekiller istifa etsin, hemen şimdi!” baskısı oluşmaya başlamıştı. Bu hassasiyet olmasaydı vekiller de istifa etmeyecekti, sembolik de olsa “Dostluk Grubu” içinde zaman zaman bir araya gelecek ve “Karşılıklı ilişkileri nasıl düzeltebiliriz ya da Ortadoğu’da kalıcı bir barışı nasıl sağlayabiliriz?” ‘tasası’ içinde günlük meşgalelerine devam edeceklerdi. Biliyorum, herkesin yüreği gibi onların da yüreği kanıyor. Lübnan’da ölen çocukları görünce gözleri önüne kendi çocukları geliyor. Aynı Dostluk Grubu içinde olup da “İsrail saldırılarında haklıdır!” diyebilen CHP Manisa Milletvekili Nuri Çilingir’in açıklamaları, öğrendim ki vekillerimiz için bardağı taşıran son damla olmuş.
Dün gazetemizi ziyaret eden AK Partili Özkan Öksüz, “Çok meraklı değiliz, Dostluk Grubu üyesi olmaya. Bizim niyetimiz, ‘dost olmak-dost kalmak’ olmadı hiçbir zaman. ‘Acaba birşeyleri değiştirebilir miyiz?’ çabası içinde olduk” mealinde istifaya açıklık getirdi.

Önce AK Partili vekillerden ikisi istifa etti. Çilingir’in kamuoyunu inciten açıklamasını umarım vekili olduğu şehir yaklaşan seçimlerde adamakıllı değerlendirir.

“Filistin için, Lübnan için ne yaptınız?” sorusuna vekillerin en azından “ilişkiler” adına mensubu oldukları Dostluk Grubu’ndan istifa etmiş olmaları tabii ki kendi başına yeterli değildir.

Peygamberlerin ayak bastığı topraklarda yaşanan acılara karşı, İslam Coğrafyası’nda Siyonist vahşete ve işbirlikçilerine karşı kararlı bir siyasi duruş sergilenmemesi, elbette hepimizi üzmektedir. Fert fert her Müslümanın yüreği kan ağlıyor ama her Müslüman duasına bir de slogan ekleyebiliyorsa, İsrail askerlerine kurşun atmış kadar heyecan duyuyor. İşte bu yüzden Dostluk Grubu’ndan istifa etmeyi, İsrail’e lanet mitinglerinde yer almak kadar önemsiyorum. Meydanlarda slogan atmayı eleştiren siyasi otorite, bari Müslüman halkın bu gücüne ve duasına karşı koymasın.  

Gönül isterdi ki AK Partili vekillerin hiçbirisi bu grubun üyesi olmasaydı. Başbakan “Buralarda bizden de birileri olsun” istediği için üye olan vekillerin “istifa jesti” yine de önemli. Bir yanlıştan dönülmüş ve kamuoyu rahatlatılmıştır.

Bize gelince… İki vekilin istifasını kamuoyuyla paylaşmanın ve diğer vekilleri de hassasiyet gereği yanlış yerde durmaktan vazgeçirmeye çağırmanın “zehir zemberek” bir köşe yazısına konu olmasını anlamış değilim. Genel Müdürümüz Uğur Özteke’nin “kınamak”la bir yere varılmayacağı yorumunu anlamakla birlikte “istifa”ları, kınamak dışında da bir şeyler yapılabileceğinin ilk basamağı olarak görüyorum. Ya kınamayanları ne yapmalı, onları nereye koymalı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.