TYB Huzur Sohbetleri’nden…

Oruç bizi, biz orucu tutarken bir bakmışız ki arayış günlerine erişivermişiz. Bakalım neler yapılmış TYB’de Ramazan ayında…*Yaz boyunca katılanları Türkiye Yazarlar Birliği’nin ilimiz şubesinden çeşitli etkinlikleri bu köşeden sizlerle paylaştım. Havuz başı sohbetlerinin yanı sıra Ramazan ayına özel “Huzur Sohbetleri”nin yapılacağı önceden duyurulmuş, etkinlikler takviminin sonuna üç sohbet ayrılmıştı. Her Cumartesi akşamı, teravih namazından sonra aynı adreste olacaktık. Bu defa mevsim itibariyle bahçede değil, evde toplanacaktık.*Sohbetlerin ilki Mehmed Emin Eminoğlu hocanındı. Katılmak istememe rağmen başka bir davette olmam dolayısıyla gelememiş, hayli üzülmüştüm. Sohbete katılanlardan okuyup, duyduğuma göre de sohbet pek keyifli imiş. Hâsılı sohbete katılamamış olmamın eksikliğindeyken iki arkadaş hocamızdan söz alıp onu ziyaret etmeye karar vermişler. Gelemediğimin üzüntüsünü bilen arkadaşlar beni de davet ettiklerinde hemen kabûl edip hocamızı dinleme imkânını geçte olsa bulmuştum. “Babacan” tabiriyle birebir uyuşan hocamızı dinlerken vaktin nasıl geçtiğini bilemedik, İbrahim Demirci hocanın çağrısına binaen “biz varız!” diyemedik, ama şahsî anlamda bir-iki kıvılcım belirdi Eminoğlu hocamızla konuştuktan sonra. Ramazan ayında olmasaydık dondurma yiyecektik ama bir de dondurmalı bir buluşmanın olabileceğiyle müjdelendik. Ne diyelim, Rabb’im hayırlı ömür vere. (Âmin!)*İkinci haftanın sohbetiyse Hasan Özönder hocamlaydı. Doğrusu hocamı pek sever, saygıda kusur etmemeye çalışırım. Onun, kendine has üslubu o akşam yine çevrelemişti beni. Anlattıkları, göremediğim ama duyduğum Konya idi. Ah, ne de hoştu... Bir önceki akşam yoldan gelmiş olmasına rağmen, yorulmuşsa bile bunu bizlere hissettirmeden anlattı hatıralarını. O çocukluk hatıralarını dinledikçe ne kadar yavan ve yalnız bir çocukluk yaşadığımı düşündüm. “Kuşak farkı” dedikleri bu olsa gerek! Bizim “karpuz fenerlerimiz” yoktu ama yine bir Ramazan Bayramı’nda verilmiş birkaç hediye kitap vardı Özönder hocadan halen kitaplığımda yer alan…*Son sohbet ise Ali Osman Koçkuzu hocaya aitti. Sohbete biraz gecikmiş olmanın soğukluğuyla beraber yakın tarihimize ne kadar da uzak olduğumu anlayıp, kendime eseflendiğim bir sohbetti. Hocamızın son kitabı “Paşa Dairesi” kitabını okurken babam kadar zevk alamamış olmamın da bununla ilgisi vardı elbet. Demek ki sadece sohbete değil yakın tarihimize de gecikmişim… Öyle ki konuya bir yerden bağlansam bir noktadan sonra takip edemez oluyordum. Yapacak bir şey yok, değil; yapacak şeyler bir o kadar çok ki… *İşte, TYB Evi’nde ve biraz da kendi içimde Ramazan ayının serencamı. ‘Serencam’ pek kapsamlı mı oldu ne, bir bunlar değil elbet, daha neler var, neler…


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.