Gül ve kan…Yargısız infaza dair…

Bir gül… Ruhundaki aydınlığı yok etmek isteyen dikenlerin; kalbinin derinliğine doğru uzanan mel’un tırnaklarına rağmen varoluş mücadelesi vermeye çalışan, etrafa miski amber kokuları salan bir gül…Verimli topraklarda katmer katmer açabilecekken, dikenlerin, üzerine abanmasıyla bir goncacık şeklinde kalmış mahzun bir gül…Bir kırmızı mesaj…Bir damla umut…Söndürülmek için sarfedilen tüm çabalara rağmen hep yanacak ve tamamlanacak olan sönmeyen bir meş’ale…Muhafazası Allah’ın elinde olan bir namus-u ekber…Bu mesaj bize…Bir deste kırmızı gül sunulmuş. Taşınmak üzere bize yüklenmiş bir dava…Senin kalbinde de kadri bilinmemiş güller için akıtılacak birkaç damla kan var mıdır? Senin damarlarında mücadele kanı dolaşır mı hiç?Senin yüreğinde de acı ile sevginin karışık yandığını hissettiğin zamanlar oldu mu? Seni de kırmızı gülünü eline vererek kapını önüne koydular mı hiç?Hissettin mi o yüreğinin derinliklerinden gelen acıyı?O an kırmızı gülün damarından gözyaşı yerine kan damlıyordu… Yıllarını verdikleri mücadelenin sonucunu birkaç dakikada alan kaç insan var?Hala ellerinde gülleri yüreklerindeki sevgi ile bekliyorlar kırmızı güllerin katmer katmer açacağı günleri…Ağla yürek boşalsın, ağla dağlar yumuşasın, ağla karanfil ağla ezgisinin içimizdeki esintileri hala esiyor…Yürekler ağladı dağlar yumuşadı ama onlar yumuşamadı…Hayatlar yeni sevdalara yelkenler açtı, fırtınalardan kaçıp evlerinin limanlarına demir attılar…Şimdi limanlarda, kırmızı güller yetiştiriyorlar katmer katmer açsın diye…Bu gün bu yazı nerden çıktı diyebilirsiniz? Bu gün bu yazı yüreğimin içinde hala yanan üzeri küllenmiş davadan çıktı. 1997 yılında yazılan bir yazıdan çıktı. Rektörlerin birbirine sarılmalarını görünce unuttuklarımız geldi aklıma, hak hukuk adalet isteyenler yıllarca ezdiler kırmızı güllerimizi, ağlattılar, gözyaşı yerine kan damladı yüreklerinden dağlar taşlar insafa geldi de onlar gelmedi… Bu yazı güllerini gözyaşları ile sulayan bir nesli ortadan kaldırmak isteyenlerin gövde gösterisinden sonra çıktı…Adalet Bakanlığı’na 50 kişi ile çıkıp, biz hukuka müdahale etmiyoruz demelerinden çıktı…Onlar yıllarca başörtülü kızlara da aynısını yaptılar, üniversitelere almadılar, biz insan haklarını saygılıyız dediler, hukukun üstünlüğünden dem vurdular. Ne ilginç ki bu gün Türkiye Cumhuriyetinin üzerinde kendilerini görüp yargılanamaz yapmalarını da anlamıyorum. Kimse yargılanmadan suçlu değildir… Ama başörtülü kızları kim yargıladı bilmiyorum, onların okullarından kimler uzaklaştırdı, neye dayanarak hala da bilmiyorum…Yine rektörleri yargılayacak mahkemelerimiz var…Birde resepsiyona çağıracak Cumhurbaşkanımız…Rektörler alışmışlardı kırmızı gülleri dikenleri ile çiğnemeye…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.