TÜRKİYE İKİNCİ BİR 15 TEMMUZ SALDIRISI İLE KARŞI KARŞIYA

 

Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı ‘Dünya Beş’ten Büyüktür.’ Deklarasyonundan beri Türkiye bir dizi saldırı ile karşı karşıya. Trump’ın twitter üzerinden yaptığı “Türkiye’yle ilişkilerimiz iyi değil” açıklaması, malumu ilan etti. Türkiye’nin ‘Dünya Beş’ten Büyüktür.’ meydan okumasındaki mesajı alan müesses nizam, mazlum milletlerin umud ışığı haline gelen Türkiye’ye  operasyon üstüne operasyon yapmakta. İlk olarak Tipi Bizden, ancak Çipi Neo-Con Efendilerin kontrolündeki FETÖ ile Türkiye’yi içerden ele geçirmeye çalıştılar, Olmadı. ‘Bir İsrailli diplomatın ‘Güneydeki Düşmanımızı yıktık, küzeydekini yıkamadık ama sarsmayı başardık.’ Söylemi ile bağlantıları deşifre olan Gezi Kalkışmasında başarıya yaklaştılar, ama başaramadılar. 17-25 Aralık sürecinde ve nihayetinde 15 Temmuz FETÖ Kalkışması ile Türkiye’yi doğrudan işgale yeltendiler.  Bu operasyonlar her seferinde Türk Milletinin yek vücut duruşu ile başarısız oldu. Bedelini ödettik, elhamdulillah. Son olarak “Rahip görünümlü Çağdaş Lavrence Brunson’u teslim etmezseniz...” sözleri ile başlayan krizde; bu tehditleri savuranlar, Türkiye’yi ve Türk insanını hala tanıyamadıklarını ifşa etmiştir. Türk Milletinin güçlü direnci karşısında çaresiz kalan, Global Monarşinin yeni bir hamlesi ile karşı karşıyayız. Ekonomi üzerinden milletin birliğini ve beraberliğini sarsmak istiyorlar. Türkiye’yi toplumsal kaos için elverişli kılmaya, alan yumuşatmaya çalışıyorlar. Direnç merkezlerimizi aşındırmaya çalışıyorlar.

Evet; Ülkemize ekonomi üzerinden yapılan saldırılar, daha önce terör örgütleri eliyle gerçekleştirilen saldırıların, 15 Temmuz işgal girişimi gibi haince kalkışmaların devamıdır. Biz hazırız. Karşı hamlemiz; son 2 haftada spekülatif büyük miktarlarda döviz alımı yapan kimlikler üzerinde detaylı bir inceleme yapılmalıdır. İhanet içindeki bu kimlikler, 15 Temmuz FETÖ Hainlerinin emir aldığı merkezden 'Global Monarşiden' emir almaktadır. Bunlara FETÖ Terör Örgütüne uygulanan proses tatbik edilmelidir.

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali’nin, "Cari açığın çift basamaklara yakın ve petrolun 130 dolar olduğu dönemde kur atağı yemedik. Bu krizin ekonomik temelleri yoktur." İfadesinde kendini bulduğu üzere, Döviz Maniplasyonun ekonomik temelleri mevcut değildir. Ekonomik kaos üzerinden toplumsal kaosun zeminini hazırlamaya çalışıyorlar.

Sorun politik olsa da yaşanan kriz ekonominin kronik yapısal sorunlarının çözümünde bir fırsat olarak değerlendirilebiliriz. Toplumsal konsensus mevcuttur. Bu kriz vesilesi oluşan milli birlik ve beraberlik atmosferinde yıllardır yapamadığımız yapısal ekonomik reformları yapabiliriz. Özel sektör yatırımlarını, inşaattan yüksek teknolojik ürünlere kaydırabiliriz. Dövize bağımlılığı azaltacak bir yatırım ve tüketim stratejisini hayata geçirebiliriz.  İhracat içinde %3’lerden %5’lere ancak yükseltebildiğimiz İleri teknoloji ürünlerinin payını acilen arttırmamız lazım. İthalat içinde en büyük paya sahip olan enerji, cep telefonu, bilgisayar, yazılım vs. alanlarda dışa bağımlılığı azaltmamız lazım. Bunun içinde nukleer enerji de dahil her seçenek masada olmalı, Milli Enerji seferberliği başlatmalıyız.  Üniversitelerimiz başta olmak üzere Yüksek Teknoloji üreten TUBİTAK, TAİ, ASELSAN gibi kuruluşlarımızın sayısını arttırmalıyız. İleri teknoloji şirketlerinin Ar-Ge labarotuarı gibi çalışacak bir yükseköğretim stratejisini hayata geçirilmeliyiz. Bunun içinde kapsamlı bir Yükseköğretim reformu kaçınılmazdır. 

Yükseköğretim sistemimiz bilgi ihracına, ekonomimiz ise paradoksal olarak bilgiye dayalı yüksek teknoloji ürünlerinin ithalatına dayalıdır. Makale adı verilen akademik bilginin hazırlanması ve bu bilginin patente, nihai ticari ürüne dönüştürülmesini desteklemeyen Yükseköğretim sistemimiz yurtdışı yayına dönüştürülmesini yüzlerce dolar vererek niçin destekler? Akademik yükseltmelerde yayın neden başat faktördür!

Bilginin üretimi ve patente dönüştürülüp ticarileşmesine hiçbir destek vermeyen Yükseköğretim sistemimiz bilginin yayılmasına ve bildiri olarak tüm katılımcıların Türk Akademisyenlerden oluştuğu Uluslararası Sempozyumlar aracılığı ile yaban ellere transferine neden destek olur! 

İhanet düzeyinde bir gaflet…

Kamu Mali disiplininin tesisi önemli. Kamu harcamalarında tasarrufun en üst hassasiyet ile yürütülmesinin psikolojik etkisi büyük olacaktır. Bu çerçevede başta yerel yönetimler ve üniversiteler olmak üzere tüm kamu kurumlarda hizmet tahsisli olan araçların kişisel hizmet için makam aracı olarak kullanımı engellenmelidir. Üniversitelerimiz, Dekan-Müdürlerimizin kullanımına üçbin civarında şoförlü hizmet-makam aracı tahsis etmektedir. Bunun maliyeti 180milyonTL ile orta büyüklükte bir üniversite bütçesidir. Konya’nın en büyük üç ilçesinin(Akşehir, Ereğli, Beyşehir) toplam bütçesinin ancak bu kadar olduğu düşünüldüğünde tasarruf edeceğimiz rakamın büyüklüğünü daha sağlıklı değerlendirebiliriz. Belediyeler ve diğer kamu kurumlarında sorun çok daha ciddi boyuttadır. Kamu Mali disiplininin tesisi için, Katma Değer üretmeyen kamu yatırımlarını ertelemeliyiz. (Dev Stadlar, Kamu Hizmet Binaları gibi) Kamu hizmetinin yürütülmesi ile alakası olmayan şoförlü binek aracı kiralama, yeni bina kiralama, sosyal tesis gibi harcamaları sonlandırmalıyız. Bu dönemin sloganı;

‘Devlete tasarruf gerek, Millete ise yatırım’ 

Sonuç olarak, Endişelenmek için yeterli nedenimiz var. Ama Dünya mazlum milletlerinin duaları bizimle. İnsan haysiyeti için yaşar. Hele sözkonusu olan milli haysiyet ise kıyameti kopartırız.

Yeniden Büyük Türkiye idealinin tahakkuku için mücadeleye DEVAM,  kanaatle tüketmeye, Aşkla üretmeye DEVAM diyoruz.

Hayırlı Bayramlar...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum