Doç. Dr. Murat Kayacan

Doç. Dr. Murat Kayacan

Tarik ya hacı!

Başlığımız “Yol ver ya hacı!” anlamına gelmekte ve sanırım hacıların en çok karşılaştığı rica cümlesi. Suudi Arabistan’ın açıkladığı resmi rakamlara göre bu yıl (2011) bir milyonu Suudlu olmak üzere üç milyon Müslüman hac için Kâbe’ye gitti. Muhtemelen hepsi bu hitabın muhatabı olmuştur ya da bir şekilde onu duymuştur. Allahu Teala hepsinin haccını kabul etsin.

Alemlerin Rabbine hamdolsun hac görevimizi yerine getirdik. Darısı niyetlenenlerin başına hem de en kısa sürede. Zira bu ibadet bedeni gücü yerinde olanlara göre. Grubumuzda en genç hacı olduğumuzu söyleseler de sağ topuğum ve sol bacağım yürürken bir süre rahatsız etti. Hac, umre ve tavaf yaşlılara epeyce zorluk içeriyor çünkü birbiriyle ilişkili bu üç ibadette temel unsur “yürümek”.

Medine ve Mekke’de gördüğümüz kadarıyla; temizlik elemanı, otel görevlisi, otobüs şoförleri vs. Afrikalı, Hindistanlı, Pakistanlı ya da Bangladeşli. Gözlerinden “Bize sadaka vermeniz mümkün mü?” diye düşündükleri anlaşılıyor. Giderken “en az” elli adet bir (durumu iyi olan için 10) Suudi Riyali götürmek gayet fonksiyonel.

Suudiler hurafeleri önlemek için işi gayet sıkı tutuyor. Medine’de Hz. Peygamber (s)’in kabrine yönelip dua edenler, -kibar ve yardımsever bulduğum Suudlu görevliler tarafından haklı olarak- arkalarını dönmüş oldukları Kâbe’ye yönlendiriliyorlar. Yine Medine’de sahabe mezarlarının yer aldığı Cennetu’l-Bakî’de (Bâki değil) hacılar/hacı adayları kabirlerden yardım istemesin diye tedbir alınmış ve hangi sahabenin nerede yattığı belirtilmemiş. Kâbe’yi sağınıza aldığınızda solunuzda kalan kralın sarayının yerinde bulunan Hz. Bilal Camii yıkılmış. Kafile liderimiz Ali Kotan’ın söylediğine göre bazı hacılar Kâbe’yi bırakıp orada namaz kılıyorlarmış. Bu ve benzeri durumlar nedeniyle Suudi Arabistan bizi şu ikilemde bırakıyor: Tarihi koruyalım mı yoksa insanlar dinin aslından uzaklaşıp tarihi mekânlara dinin yüklemediği/karşı olduğu anlamlar yükledikleri için tarihi korumak gibi bir görevimizin olmadığını mı düşünelim? İnsanların cennete gitmesini öne alanlar her halde ikincisini tercih edeceklerdir, araştırmacı ruha sahip olanları bir parça hayıflansa da.

Hacı adaylarının gitmeden önce “Arapların bizi arkamızdan vurduğu ve (kibarca ifade ecek olursam) temiz olmadıkları” edebiyatına karşı –Sahi ya hilafeti kim kaldırmıştı? Birinci Dünya Savaşında (Cengiz Çandar’ın ifadesiyle) 'askeri açıdan' tayin edici bir değer taşımayan 1916'daki Mekke Emiri Şerif Hüseyin ayaklanması dışında bir Arap isyanı aklınıza geliyor mu?- hazırlıklı olmaları gerekiyor. Çünkü oraya gidip dönen “0 km günah ile döndüğünü” söylese de bazıları sıfırlayamadıkları milliyetçiliklerini katlayarak dönüyor. İki örnek vereyim: Üç milyon Müslümanın bir anda bir araya geldiği şehirde -belki de kraliyetin organizasyon beceriksizliğinden- baş gösteren çöp sorunu nedeniyle hac için Türkiye’den gelenlerden birisi diğerine, “Bu sokaklarda yatıp kalkan hac için gelmiş kimseler burada hasta olmuyor mu?” diye sorunca diğeri, “Sen ben hasta oluruz ama bunlara (muhtemelen Araplara) bir şey olmaz.” dedi. Sanırım hacının bu cümlesinin ardındaki saiki anlamışsınızdır. Diyanetle gelen başka biri hacı da gecenin 10:00’u gibi Türkiye’den gelenlere tahsis edilmiş otobüse bitişiğimizdeki otelde bulunan dört İranlı hanımın Kâbe’ye gitmek amacıyla binmesi üzerine oturduğu koltuğun sağındaki camı yumruklayarak ve o hanımları Arap sanarak kıyameti kopardı: “(Afrikalı olduğunu sandığım şoföre) ne dolduruyorsun be Arapları bu otobüse!”

Gitmeden şeytanın saptırmalarına karşı hazırlıklı olmak gerekiyor. Hac/umre için ihrama girenin tartışması haram ancak bilmiyorum “Tartışmadan ibadetimi yerine getirdim.” diyen var mıdır? Otelde yemek sırasında, otobüse binerken, inerken, tavaf sırasında şeytanın en çok kullandığı günaha teşvik aracı cedel.

Giderken hedeflerimden birisi özellikle Arafat’ta başka ülkelerden hac için gelenlerle tanışmaktı. Ne var ki, Türkiye’den gelen yüz bin hacı için ayırılmış çadırları aşıp diğer ülkelerin hacılarıyla tanışmaya çalışmak pek kolay gelmedi, denemedim de. Ben de hedef küçültüp, Arafat’ta Türkiye’den hacı adaylarıyla tanışıp sohbet etmeyi tercih ettim.

Giderken size kendileri için dua etmenizi isteyenler olursa, “Söz veremem.” demeyin. Her dua isteyenin adını ve ne tür dua etmenizi istiyorsa duanın içeriğini yazıp vermesini isteyin. Müslümanların mutluluğuna katkıda bulunmak güzel bir şey değil mi?

Allah hacca gidenlerin haclarını makbul, saylerini meşkur eylesin. Günahlarını affetsin, onları cennetinde ağırlasın. Onlara dünyada ve ahirette güzellikler versin. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum