Mehmet Tozoğlu
TABELA DEĞİŞTİ AMA HİKAYE AYNI
Gönülden gönüle sohbetler
Bir ülkenin hafızasını silmenin en kolay yolu nedir, bilir misiniz?
Tabelayı değiştirmek…
İsmi değiştirmek…
Logoyu yenilemek…
Sonra da millete dönüp, “Artık her şey farklı.” demek.
Oysa hakikatin ne boyası vardır ne de yeni bir tabelaya sığacak kadar kısa bir ömrü…
Çünkü isimler değişebilir; fakat vicdan değişmemişse, dünün haksızlığı bugünün tabelasında da yaşamaya devam eder.
İnsan bazen gördüğüne inanmak istemez.
“Bu kadar da olmaz.” der.
Sonra bir kez daha bakar…
Manzara aynıdır.
Oyuncular aynı…
Senaryo aynı…
Perde aynı…
Alkışlayanlar bile aynı…
Sadece sahnenin girişindeki tabela değişmiştir.
İşte tam o anda insanın zihnine tek bir soru düşer:
Bu gerçekten bir değişim midir, yoksa geçmişi aklamanın en şık yöntemi mi?
Çünkü bazı tabelalar yol göstermez…
Bazıları yalnızca hafızayı yanıltmaya çalışır.
⸻
Gömlek Değişince İnsan Değişir mi?
Dün başka bir isim…
Bugün başka bir amblem…
Yarın belki başka bir slogan…
Peki ya anlayış?
Peki ya zihniyet?
Peki ya vicdan?
Onlar da değişiyor mu?
Eğer aynı anlayış devam edecekse…
Aynı yanlışlar yeni bir isim altında yürümeye devam edecekse…
Dünün hesabı yalnızca yeni bir tabelanın arkasına saklanacaksa…
Bunun adına değişim denilemez.
Bu, sadece ambalaj değiştirmektir.
Anadolu insanı bunu tek cümlede anlatır:
“İsmi değişmiş, huyu değişmemiş.”
Ne kadar sade…
Ne kadar ağır…
Ne kadar gerçek…
⸻
Millet Artık Tabelaya Bakmıyor
Eskiden insanlar tabelalara aldanabilirdi.
Bugün aldanmıyor.
Çünkü millet artık tabelaya değil; o tabelanın arkasındaki iradeye, adalete, liyakate ve samimiyete bakıyor.
Bir yanlış, yeni bir amblemin altına konulunca doğru olmaz.
Bir haksızlık, yeni bir logoyla meşrulaşmaz.
Bir vebal, yeni bir isimle silinmez.
Hakikatin hafızası vardır.
Milletin de…
Unutuyor gibi görünür.
Fakat günü geldiğinde hesabını mutlaka sorar.
⸻
Asıl Değişmesi Gereken Nedir?
Bugün konuştuğumuz mesele sadece bir parti meselesi değildir.
Bir kurum meselesi de değildir.
Bu, hayata bakışın ve yönetim anlayışının meselesidir.
Ne zaman hata yapıldıysa…
Onu düzeltmek yerine adı değiştirildi.
Ne zaman güven kaybedildiyse…
Güveni yeniden inşa etmek yerine tabela yenilendi.
Ne zaman hesap verilmesi gerekti…
Hesap vermek yerine yeni bir başlangıç hikâyesi yazıldı.
Oysa yeni bir hikâye yazabilmek için önce eski sayfanın hesabını vermek gerekir.
Hesap verilmeden açılan her yeni sayfa, eski lekeleri daha da görünür hâle getirir.
⸻
Aklama Tahtası Değil, Hesaplaşma Masası Lazım
Toplumun ihtiyacı yeni tabelalar değildir.
Yeni sloganlar da değildir.
İhtiyaç duyulan şey; yanlışın yanlış olduğunu söyleyebilecek cesaret, haksızlığın karşısında dimdik durabilecek ahlak ve gücü elinde tutarken de adaletten ayrılmayacak karakterdir.
Çünkü gerçek değişim renkte olmaz.
Logoda olmaz.
İsimde olmaz.
Gerçek değişim vicdanda olur.
Adalette olur.
Liyakatte olur.
Kul hakkından korkan bir anlayışta olur.
⸻
Son Söz
Bir tabela değişebilir.
Bir amblem yenilenebilir.
Bir isim tarihe karışabilir.
Fakat hakikat…
Ne boyanır…
Ne silinir…
Ne de yeni bir isim altında yeniden doğar.
Çünkü hakikatin hafızası vardır.
Milletin vicdanı da öyledir.
Ve unutulmamalıdır ki;
Tabelalar kurumları tanıtır, karakteri değil.
Karakter değişmeden tabela değişirse, ortaya yeni bir başlangıç çıkmaz.
Sadece eski yanlışlar yeni bir isim altında yürümeye devam eder.
Asıl mesele tabelanın ne yazdığı değildir.
Asıl mesele, o tabelanın arkasında duran anlayışın değişip değişmediğidir.
Çünkü tarih, isim değiştirenleri değil; yanlışıyla yüzleşenleri, hesap verenleri ve doğruda sebat edenleri yazar.
Hakikat, hiçbir zaman tabela değiştirmez.