Şiddeti Seçen Müslüman Gençlerin Ruh Hali…

Özellikle Londra olaylarından sonra Batılı bilim adamları daha derin bir şekilde Müslüman gençlerin psikolojisini inceleyip anlamaya çalışıyorlar. Bu yönde günlük gazetelerde yayımlanan bilimsel yazılar her ne kadar birbirini tutmasa da, Batı’da doğup büyüyen, yetişen hatta ilk önce bir Batılı gibi yaşayıp sonradan radikal bir şekilde Müslümanlaşan gençleri anlamamıza yardımcı olacak niteliktedir. Bu gençler normal şartlarda Batı’nın ürünü olan gençlerdir. Neler oluyor ya da hangi şartlardan sonra bu gençler kendilerini kendilerine göre inandıkları bir dava uğruna imha edebiliyorlar? İşte Batı’lı bilim ve düşünce adamlarını en çok uğraştıran, tartıştıran hatta birbirleriyle restleştiren ana sorular bunlar.Gençlerin yaşadıkları çevre ve etkenler, gençlerin yetişme yöntemleri, dünyadaki Müslümanlara yapılan haksızlıklar hep bu soruların cevaplarını aramak için öne sürülen sebepler arasında yer alıyor. Bazı Batı’lı bilim adamlarının, özellikle din sosyologlarının bu sorulara verdikleri daha doğrusu buldukları cevaplar şöyle.- Gençlerin önemli bir kısmı radikal İslam düşüncesine gelmeden önce İslam dışı bir hayat yaşamışlardır.- Gençlerin gayri İslâmî bir hayatı bırakmalarıyla, terk etmeleriyle içine düştükleri yalnızlık korkusu içinde olmaları ve bu yalnızlığı bir din anlayışıyla doldurmaya çalışmaları.- Gençlerin çoğunun özel hayatlarının başarısız olması. - Karşılık görmeyen aşk hikayeleri. - Yarım kalan kariyerler.- Ev ortamına hakim olan kısmi fakirlik.- Yabancılaşma problemleri…..Örneğin, uzmanlar yukarıda sayılan bazı özelliklerin geçen yıl bir Hollandalı film yapımcısı Theo van Gogh’u sokak ortasında bıçakla öldüren Fas kökenli Hollandalı Muhammed B. de var olduğunu savunmaktalar. Muhammed B. devam ettiği okulda başarısızdır. İki defa okul değiştirmesine karşılık bir türlü eğitimini devam ettirememiştir. İkamet ettiği mahalle genellikle yabancıların yaşadıkları bir mahalleden oluşmaktadır. Bu insanların gelir düzeyleri oldukça düşüktür. Kısmi yoksulluk vardır. Muhammed B. bir Hollanda kuruluşunda, semt evinde gönüllü çalışmasına rağmen mutlu değildir. Böyle bir kuruluşu Faslılara açmak istemesine rağmen başaramamıştır. Bütün bunlara ek olarak hakim toplum, bu gençlerin ait oldukları toplulukları yani Müslümanları bir şekilde farklı alanlarda dışlamaktadır. Çoğu zaman hor görmektedirler Müslümanları. Diğer taraftan, tüm dünyanın gözü önünde özellikle Orta Doğu’da Müslümanlara yapılan haksızlıklar ve takip edilen politika bu gençleri oldukça etkilemektedir. Mesela Hollanda’nın Irak’ ta bulunması Muhammed B. yi, Hollanda’da yetişen birisi olarak hayal kırıklığına uğratmıştır.Bazı din sosyologları, yukarıda sıralanan şartlardaki gençlerin, yaşayacakları sosyal değişim için her hangi bir siyasi partiyi, gençlik örgütünü seçmemeleri ya da bu gençlere böyle bir fırsatın rast gelmemesi de gençlerdeki söz konusu sosyal değişimin ya bir caminin etrafında öbekleşmiş ya da evlerde toplanan ve kendilerine göre İslam’ı yorumlayan gençlerin girebildikleri çevreler olarak seçilmesine sebep olmaktadır. Yukarıdaki yorumların tersine, Müslüman gençlerdeki radikal düşüncelerin oluşmasında, gelişmesinde bizatihi Müslüman gençlerin kendilerinde sorumluk olduğunu ve gençlerin bu sorumluluğu almadıklarını savunan düşünürlerde bulunmaktadır. Hatta bu grupta yer alanlar yukarıdaki tezlerle sanki Müslüman gençlerin masum oldukları imajı verilmeye çalışıldığını ifade etmekten kendilerini alıkoyamamaktadırlar. Bize göre Batılı bilim ve düşünce adamları elbette Müslüman gençlerin bu olayları nasıl işlediklerini anlamak için farklı tezler ortaya atacaklardır. Hangisinin doğru hangisinin geçersiz olduğunu savunmak yerine, ortada yaşanan olayların varlığını ve böyle düşünenlerin olduğunu ve gelişmelerin en çok Batı’daki Müslüman toplulukları zor durumda bıraktığının bilinmesidir. Zira eylemler ne din farkı gözetiyor ne milliyet farkı. Patlatıldığı yerde hangi dinden hangi milletten insan varsa hepsine zarar veriyor. İnsanlar kendilerini güvenli hissetmiyorlar. Her an bir patlamanın olabileceğini düşünmeye başladılar. Kırk yıllık komşularına, iş arkadaşlarına hatta yolda karşılaştıkları rengi siyah olanlara yan gözle bakar hale geldiler. Bu tutum ve davranışa bir çare bulmak gerekiyor. Cümlelerimizi yine Batılı bir uzmanın şu sözleriyle bitirmek istiyorum. “Batı’daki Müslümanlara karşı sergilenen şimdiki tavır olayları çözücü değil, aksine uyum sürecini zorlaştırıcı bir tavırdır. Bu tutumun devam etmesi halinde Batılıların bu davranışları üzerine araştırmalar yapmak kaçınılmazdır.”


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.