Selçuk Tıp’ta “Bilim ve Sanat” Konferansı
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin kültür sanat etkinlikleri kapsamında düzenlediği “Bilim ve Sanat” konulu konferans Başhekimlik Toplantı Salonu'nda gerçekleştirildi
“Bilim ve Sanatı Aynı Oranda Geliştirmeliyiz”
Konferansa Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Hilmi Cevdet Altınyazar ile Prof.Dr. Duygu Fındık, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Konferansta Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. İlhami Enveroğlu, “Bilim ve Sanat”ın birbirinden beslendiğini belirterek, ikisi arasındaki ilişkinin toplumumuzda çoğu zaman anlaşılamadığını söyledi.
Günümüzde sanata zevk ve eğlence aracı olarak bakıldığını ancak sanatın çok daha önemli işlevlerinin olduğunu ifade eden Doç. Dr. Enveroğlu, “Sanat eseri bilime dayanmıyorsa temelsizdir. Büyük sanatçılar aynı zamanda filozof ve düşünürdür. Sanatın sadece zevk ve hoşlanma aracı olarak görülmesi onun yaşamsal bir ihtiyaç olduğunu gölgelemez. Doğu edebiyatının Nizami, Hakani, Mevlana, Fuzuli, Hayyam, Nevai gibi dehaları sanatçı olmalarının yanı sıra dönemlerindeki mevcut bilimleri derinlemesine özümsemiş bilginlerdi. Çoğu zaman bu bilginlerin eserlerine dayanarak yaşadıkları çağın bilim seviyesini tespit etmek bile mümkündür” dedi.
“SANATÇI, BİLİMİN IŞIĞINDA ESERİNİ OLUŞTURUR”
Bilimin sanat üzerinde etkilerinin çok farklı yönleriyle farklı açılardan ele alınabileceğini belirten Doç.Dr. Enveroğlu, “Bilgiye ve gözleme dayalı dünya görüşünün zengin bilgi birikiminin sanatçı üzerindeki etkisi herkesçe bilinen bir olgudur. Bilim ve teknolojinin gelişmesiyle sanatın etki alanlarının araç gereçlerinin yeni plastik ve estetik ifade zenginliğinin genişlenmesinden de söz edilebilir. Nitekim sanat tarihi bizlere Antik Yunan, Rönesans dönemlerinde, 9-15.yüzyıllar İslam coğrafyasında bilim ve sanatın homojen ve paralel gelişimine tanıklık etmektedir. Perspektif, Altın Oran, simetri yasaları ve anatomi gibi hem bilimi hem de sanatı ilgilendiren birçok ortak alan mevcuttur. Sanatçı üzerinde doğa bilimlerinin etkisini anlamak açısından klasik sanatçılara bakmak yeterlidir. Birçoğunun ilk eğitimi doğa bilimciliğin çeşitli kolları olmakla beraber bazılarında doğa bilimcilik ikinci bir meslek gibidir. Leonardo Da Vinci buna tipik bir örnektir” diye konuştu.
“BİLİM VE SANATI AYNI ORANDA GELİŞTİRMELİYİZ
Bilim ve sanatın insanoğlunu gerçekliğe götüren iki ayrı faaliyet alanı olduğunu vurgulayan Doç.Dr. Enveroğlu, “Bilim ve sanatın birbirinden ayrılan yönlerinin bulunmasına, her iki faaliyet alanının kendine özgü karakterinin bulunmasına karşın, ortak yönleri de çok fazladır. Bilim ve sanat insana kozmik özgürlük sunan birbirini güçlendiren iki farklı bakış açısıdır. Her ikisinin objesi doğa ve insandır, her ikisinin amacı gerçekliktir. Fakat birininki bilimsel, diğerininki sanatsal veya estetik gerçekliktir. Bu yüzden doğa ve insan hakkında aynı gerçeklerin hem sanatsal hem de bilimsel dilde ifadesini bulmak yadırganmamalıdır. Bilim ve sanat kuşları yüksekliğe kaldıran bir çift kanat gibidir. Bu kanatlardan birisi zayıf kalırsa kuş uçamaz. Bunun gibi bir toplumda bilim veya sanatın aynı oranda gelişmemesi, gereken ilgi ve değeri görememesi, o toplumun çağdaş yerini alamaması demektir” dedi. Konferansın ardından Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Altınyazar, Doç.Dr. Enveroğlu’na çini tabak hediye etti. Nihal Kavak
