Seçime Doğru

 

‘Hollanda Türk Sivil Toplum Liderleri’ ile ilgili yazımız farklı kesimlerde farklı şekilde algılanmış. Genelde yazmayı tercih etmeyen okurlarımız bizatihi telefon ederek eleştirilerini dile getirdiler. Kendilerine teşekkür ederim.

Amsterdam’dan arayan ve uzun yıllar siyasette aktif olan bir dostum organizeli oy kullanmanın sakıncalı olacağını ifade ederek, stratejik kullanılacak oy’un, olası riskinden bahsediyordu. Kimileri de ‘ne yapalım partimizden istifa mı edelim’ diyorlardı.

Bütün bu yorumlar yapılırken, İşçi Partisi (PvdA) de, partinin politik lideri Wouter Bos ve diğer Türk kökenli milletvekili adaylarıyla birlikte Hollanda Türk medya mensupları ile mecliste bir toplantı yapmış ve tartışmalara yeni bir boyut açmıştı…

Dolayısıyla, ortalık, yani Hollanda’daki siyaset allak bullak olmuştu. Her ne kadar Hollanda Türk toplumunun 8 Ekim tarihinde ortaklaşa almış olduğu ‘stratejik oy kullanma’ kararı, Türk toplumunun genelinde çok iyi anlaşılırken, bazı kesimlere de ‘acaba İşçi Partisi de olabilir mi’ sorusunu sorduruyordu.

İşçi Partisi’nin mecliste yapmış olduğu toplantının yorumuna geçmeden önce, yukarıda yapılan iki yoruma açıklık getirmek istiyorum.

Şunu çok açık bir şekilde belirtmemde fayda var. Kitlelerin yığınlar halinde yönlendirilmesine karşıyım. Biz veya başkaları düşüncelerini ifade ederler. Bu düşünceye katılanlar veya katılmayanlar olabilir. Bir konuda birçok kişinin ortak görüş beyan etmesi ve bunu kamuoyuna açıklaması ve dahi birçok insanın bu düşünce etrafında toplanmasına katkıda bulunması,‘toplum mühendisliği’ olarak algılanmamalı. Kaldı ki biz, 22 Kasım seçimlerinde insanların farklı siyasi görüşlerini muhafaza ederek bir defalığına stratejik oy kullanmalarını salık veriyoruz. Neden stratejik oy kullanmamız gerektiğini de, Türk kökenli milletvekili adaylarına yapılan antidemokratik uygulamanın protesto edilmesi olarak ifade etmekteyiz.

Biz, Hollanda Türk toplumunun bir konuda aynı düşünmesini istememekteyiz. Bunun gerçekleşmesi mümkün değildir. Hollanda Türk toplumu homojen değildir. Farklı düşünenler, yaşayanlar vardır ve olacaktır. Bu bizim toplumumuzun gerçeğidir.

Biz sadece siyasette bir ‘ortak amaç birliği’ etrafında mümkün mertebe birleşilmesini arzu ediyoruz. Bu arzumuzun yüzde yüz gerçekleşeceğine zaten garanti vermemiz mümkün değildir. Arzumuzun gerçekleşmesi, yani Türk oylarının bir yaptırım gücüne dönüştürülmesi her halde en demokratik isteğimiz olmalıdır. Kimse bizi bu düşüncemizden ötürü suçlamamalı. Nihayet bu bir siyasettir. Siyasette farklı düşüncelere hayat hakkı vardır. Herkes düşündüğünü söyler. Hedefe kim ulaşır onu seçimlerden sonra hep birlikte görürüz. Kazanmak da, kaybetmek de çok olağandır.

Bizim istediğimiz olmadı diye hiç kimseye küsmeye, ya da 22 Kasım’da stratejik oy kullandık diye diğer siyasi partilere küsmeye hakkımız yoktur. İlişkilerimiz elbette devam edecektir. Hem bizi böyle düşünmeye Hollanda’da iktidarı arzu eden büyük siyasi partiler zorlamıştır. Biz, bize göre Türk kökenli milletvekili adaylarına haksızlık yapıldığına inandığımız için PvdA ve CDA’ya ‘bu seçimlerde oy yok’ demekteyiz…

Diğer taraftan hiçbir Türk kökenli siyasetçinin partisinden istifa ederek, gelişmelere tepki göstermesini istemiyoruz. Parti içinde kalarak, sözde Ermeni soykırım meselesinde farklı düşündüklerini, konunun bu kadar basit olmadığını anlatmalılar. İstifa etmek çözüm değildir. Siyasi temsil, siyasi güç ancak siyasi partilerde temsil edilmekle sağlanır.

Evet, PvdA ve CDA bu seçimlerde bize göre bir hata yapmıştır. Bunun için Türk toplumunun önemli bir kısmı bu partilere kırgındır. Ancak bu kırgınlığı düşmanlık haline getirmemekte fayda vardır. Gerginliklere, zıtlaşmalara meydan verilmemelidir. Alınan ortak kararların uygulanmasında fanatik davranılmamalıdır. Aklıselim (sağduyu) her zaman hakim olmalıdır.

İşçi Partisi (PvdA)’in geçtiğimiz günlerde mecliste yapmış olduğu açıklamalar her ne kadar parti olarak Türkler’e karşı hata yaptıklarını itiraf etme olarak algılansa da, bu itiraf  Erdinç Saçan’ı geri getirmez. İşçi partisinin yapmış olduğu bu açıklama, bize pek inandırıcı gelmemektedir. Kamuoyu yoklamalarında ‘CDA’dan daha gerilerde olmaları nedeniyle yapılan bir çıkış’ olarak değerlendiriyor. Biz bu açıklamanın siyasi bir manevra olduğunu düşünüyoruz.

Hem İşçi Partisi (PvdA) hem de CDA’nın seçimlerden önceki ve seçimlerden sonra göçmenlere karşı tutumları, bu partiler hakkındaki düşüncelerimizi yeniden değerlendirmemize sebep olacaktır. Seçimlerde iki parti de, benim gözümde ve Türkler’in  büyük bir bölümünün gözünde nadasa bırakılmıştır. Ve bu bir siyasi tercihtir…

Bu tercihe artık tahammül edilmelidir.

 

    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.