Sahnedeki ‘Çile’yi izledim!

O bir Üstad’dı, adı Necip Fazıl’dı… Oyun arasında tekrarlanan bu ifade bile geçtiğimiz Cumartesi, Konevi Kültür Merkezi’nde izlediğimiz Çile adlı oyunun tadını anlatmaya yeter. Hayatı anlatılan kişi bir şair olunca ve sahneye konulan oyun da bir şiir kitabından –Çile bu-yola çıkılarak yazıldığından olsa gerek oyun bana göre şiir şöleni havasında geçti.Okunan şiirlerin çoğu, şiir yorumlamalarına, anlık heyecan yüklemeyi alışkanlık haline getiren insanımın hislerine ortak oluyordu. Yüksek perdeden yorumlanan, heyecanın ötesinde bir his yoğunluğu ile okunan ve şiirin adeta sahnelendiğini düşündüğüm “yolcular” ve “dua” şiirleri beni mest etti. Safa Zorlu’nun Üstad’ın şiirine getirdiği yorum da hayli ilginç ve güzeldi.Sahne kenarında duran ve üzerinde “Meram Belediyesi” yazılı banktan yansıyanlar dersine çalışmamış da bu durumu rahat görünme çabasıyla kapatmaya çalışan öğrencileri çağrıştırıyordu. Tadından nasıl başlayıp bittiğini anlayamadığımız bu tiyatralde, Üstad’ın hayatının ve şiirlerinin bir yazılı metinden okunması algımızı ve gözlerimizi tırmaladı doğrusu…Sahnenin ortasında yer alan “kafes” oyuna farklı bir hava katmış. Bir insanın çilesini anlatacak en iyi dekor olsa gerek, demir parmaklıklar. “Salon” olarak düzenlenen bölüm ise izleyenleri eski zamanlara götürecek kadar güzeldi. Hanımların kostümü göz alıyordu, beyler yanlarında biraz sönük kaldılar. Onlara da kostüm ayarlaması yapılsa iyi olurdu. Özellikle Necip Fazı tiplemesine ayrı bir önem verilmeliydi.Sahnelenen oyunu genel itibariyle başarılı buldum. Bu arada salonun ön taraflarında bir sıkıntı vardı. Böyle de ‘Atıf Hoca ile Reklam ve Rekabet’teki gibi “söylemezsem çatlarım” arası olacak, ama her defasında bir protokol krizi yaşanıyor. Neredeyse Sayın Başkan Refik Tuzcuoğlu bile ‘AK Partili Hanımlar’dan birisi kalkıp yer vermese ayakta kalacaktı. Salon görevlileri ilk iki sırayı gerçek protokole ayırmış olsaydı böyle bir protokol krizi yaşanmayacaktı. Refik Abi sen de gözünü aç yani… Şaka bir yana, bu ortamlarda insanı geren iki durum söz konusu. Birincisi yer tutma hadisesi, ikincisi program başladıktan yarım saat sonra gelen ‘protokol’den bir kişi için bir sade vatandaşın yerinden edilmesi. Yerinden edilen siz olsanız ne yaparsınız? Salonda böyle bir olaya şahit olduk. Artık hangi büyük zâtın hanımıysa, bir daha böyle rahatsız ediciliğe yol açmamalı, değil mi? Söyledim, rahatladım. Konumuza dönersek, bu anma programı vesilesiyle basın yayın organları adına üzücü ve acı bir gerçeği dile getireyim. TRT-2 hariç ulusal kanalların Necip Fazıl gibi bir kültür düşünce adamını yâd etmek, hayatını ve düşünce dünyasını kısa da olsa izleyiciyle paylaşmak; hiçbirisinin aklına gelmedi. Televizyon reyting -raiting mi deme lazımdı- kaygısıyla program yaparak yozlaştırma ve yabancılaştırma işlevini bir kez daha gördük. Allah ıslah etsin…İşte bu yüzden vefatının 22. yılında büyük şairin böyle bir tiyatro oyunuyla anılmasının Meram Belediye Başkanı Refik Tuzcuoğlu ve Konevi Tiyatro Grubu adına gurur verici olduğunu düşünüyorum. Emeği geçen herkesi kutluyorum, televizyon ekranından kendilerini kurtararak Çile’yi izlemeyi tercih edenleri de…O bir Üstad’dı, adı Necip Fazıl’dı dedirten bir adam geçti bu diyardan. 14. İslam asrında, Müslümanı ve Müslüman muhasebesini yazdı, konuştu. Kalıcı bir iz bıraktı, ardından… Allah rahmet eylesin…


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.