Şafak'tan ilginç sözler
Sabah'ın yeni editoryal patronu Erdal Şafak'tan çok ilginç sözler...
Sabah'ın yeni yayın yönetmeni Erdal Şafak, Haberx.com'dan Hülya Okur'un sorularını yanıtladı.
Röportajın ilgili bölümü...
Fatih Altaylı Sabah'ın başına geldiğinde sizin ve Barlas'ın yerlerini değiştirmiş, Hıncal Uluç'a göre, bu eylem size iyi bir yazar ve iyi bir baş yazar kaybettirmişti. Sizin bu gibi stratejik hatalar yapmamak için aldığınız bir tedbir var mı ve de Ergun Babahan'ı aratmamak için özel bir gayretiniz?
İyi bir yazar derken Mehmet Barlas, iyi bir baş yazar derken beni kastediyor. Benim Sayın Altaylı'ya göre şöyle bir avantajım var, Fatih dışardan geldi ve birkaç ay sonra Genel Yayın Yönetmenliğine atandı ve kadroları pek iyi bilmiyordu. Oysa ben bu grupta 38 yıldır, bu gazetede 15 yıldır varım. Bütün bu kadroları tanırım, kimin hangi işi yaptığını, yapamadığını, hangi yanlış işe yerleştirildiğini ve yaptığının ne kadar isabetli olduğunu. O nedenle ben, o hatalara kolay kolay düşmem. Ben elemanlarımı o kadar iyi bilirim ki, iyi bir yöneticiyimdir ben. Örneğin kız arkadaşlarımın periyodik rahatsızlıklarını gözlerinden okurum anlarım, ona göre davranırım. Ben, öncelikle radikal değişikliklerden önce bütün kadrolarıma bulundukları görevlerde, uzunca süren bir şans tanırım. O nedenle stratejik hatalar yapacağımı pek sanmıyorum
Hedeflerimiz uzun vadeli yani....Siz Sabah'ın gerçek sahibi okurlarıdır deseniz de, bu göreve terfi ettiğinizde Sayın Çalık, "1995 yılından beri Grubumuzda çeşitli pozisyonlarda görev yapmış olan Sn. Erdal Şafak, Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olarak atanmıştır" şeklinde resmi bir duyuruda bulundu. Bu gelip geleceğiniz, gelmek istediğiniz son nokta mı?
Ben halimden memnunum. Ama sadece benim değil, bu meslekte patronaj dışında her gazetecinin gelebileceği son nokta budur. Bundan ötesi yoktur, eskiden vardı, bundan ötesi, gazete patronluydu ama 50-60 yada 70'li yılların bab-ı alisinde yani gazeteci patronların, gazeteci sahiplerin bulunduğu dönemde. Üstte bir idare amiri, altta küçücük bir matbaa, orta katta 10 kişiden oluşan bir kadro, 5000-6000 tiraj, idare ederdiniz ama artık öyle değil. Basından, medyaya geçtik. Çok büyük bir sektör, varabileceğiniz en yüksek nokta, gazetedeyseniz Genel Yayın Yönetmenliği, TV'deyseniz Genel Koordinatörlük...Bunlara ek olarak patronajın size uygun görmesi halinde bir de icra kurulu üyeliği. En son nokta da çocuklarıma bırakabileceğim iyi bir mirastır.
"DOĞAN GRUBUNUN VERGİ CEZASININ NETİCESİ 5 YILI BULUR"
Aydın Doğan'a ilk kez, "Turgay Ciner henüz medya patronu değil" dediğinde sert çıkışınız olmuştu. Aydın Doğan'ın patronluk anlayışını yaşayarak öğrendiğinizi belirttiğiniz yazınızda gölge olmamalarını söylemiştiniz. Sizce vergi cezası bu ahların diyeti mi?
Ben metafizik paravanlarının altına sığınmak istemem bu tür konularda. O hem kolaycılık olur, hem sadece kendinizi rahatlatmak adına yargılarınızda, kararlarınızda sizi olmaması gereken sonuçlara götürebilir. Ben bunun yasalar çerçevesinde yapılan bir denetimin ara sonucu olarak görüyorum. Nihai karar Türk adaleti tarafından verilecektir. Hep beraber sabır ve soğukkanlılıkla bekleyip görmemiz gerekir. Ki bu süreç de en az beş yıl alacaktır. 5 Yıl da bu konuyla yatıp kalkmanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Hem devletin Maliye elemanlarının yıpranmaması hem de çok önemli bir medya ve ekonomimizin çok önemli gruplarından birinin de yıpratılmaması için herkes işine devam edecek ve şeriatın parmağının kesilip kesilmeyeceğini beklemek gerekecek.