Ne Oldu Bize…

Cuma günü Çumra’ya gidiyorum. Yolun ortasında ufak bir tarla faresi oturmuş meydan okurcasına bir şeyler yiyor. Onu ezmemek için yolun kenarından geçmek zorunda kaldım. Tabii arabanın dikiz aynasından bakıyorsunuz, “Acaba bir şey oldu mu, ezdim mi?” diye. Hayır, yaşıyor. Arkadan gelen araba benim kadar şanslı değil. Son anda hayvanı görüyor ve şiddetle direksiyonu kırarak kurtarıyor. Devrilmeyi bile göze alarak. Sonra gazetelerde Tırcı dehşeti diye geçen olay aklıma geliyor. Otoyolda ufak bir tarla faresini bile ezmemek için arabasını devirmeyi göze alan insanoğlunun, kırmızı ışıkta durdu diye, yol vermedi diye hata yapan insanı ezip geçmesini anlamak mümkün değil. Biz eskiden böyle değildik. Birbirimizi severdik. Bir an için düşünmeden edemedim. Ne Oldu Bize?Tam bir toplumsal sanrı dönemi yaşıyoruz. Sanki birileri bizi hipnotize etti ve istediklerini yapıyor, şartlanmış gibi davranıyoruz. Hareketlerimiz aklın eseri değil de sanki reflekslerimizi kullanıyoruz. Biz olaylara hükmedeceğimiz yerde, günlük olaylar davranışlarımızı kontrol ediyor. Pire için yorgan yakma devri bitti, pire için evi yakacak kadar öfkeli ve doluyuz. Gerçekten ne oluyor bize?Ne kadar kolay manipüle edilebiliyor, her söylenene kanıyoruz. İçimizdeki öfkenin dışarı çıkabilmesi için ciddi olaylara gerek yok. Ufak bir kıvılcım bile patlamaya hazır bombaları patlatıyor. Eğer bir de öfkenizin yansıyacağı olaylar hazırsa sormayın gitsin. Aklımız, mantığımız hep duygularımızın önünde yer alıyor. Düşünmüyor, yaşıyoruz…Son günlerde ülkemizde ciddi olaylar olmaya başladı. Özellikle de bizim bu ruh halimizi anlayanlar veya bizi bu hale getirenler tarafından. Ötekine olan kin ve nefretimiz aklımızı yok etti. Oysa akıllı olmak, nefesini tutmasını bilmek kazanmanın ilk şartı değil miydi? Sanki böyle davranırsak başarılı olacağız gibi geliyor da ondan. Oysa başarmak demek her zaman kazanmak demek değildir. Başarmak demek oyunu bozmak demektir. Başarmak demek akıl süzgecinden geçmeyeni yapmayıp, olması gerekeni yapmak demektir.Ard arda gelen sıkıntılardan sonra dostlarınız size o bilinen sözleri söyleyerek teselli verirler. “Bir sınavdan geçiyorsun, aman sabret.” Anlaşılan devletlerin de, milletlerin de böyle sınavdan geçtiği dönemler oluyor. İşte o dönemlerden biri. Daha dikkatli olmak, hareketlerimizde daha hesaplı olmak zamanı. Kazanmak için de şart.Özellikle son günlerde yaşanan bayrağımıza yönelik hareketler ve onu takip eden tahrikler, bir çok ilde yaşanan olaylar dikkatli olmamızı gerektiriyor. Tahrik olmak ve tepki vermek suç da, tahrik etmek suç değil mi diyecek olursanız, haklısınız. Ama kazanmak için, başarmak için akıl şart. Haklı olduğumuz, ama akıllı olamadığımız olaylar bize bir imparatorluk kaybettirdi. Bunu unutmayalım. O günlerin kahramanları da tahriklere böyle tepkiler veriyor ve akıllı olanları ortadan kaldırmayı başarı sayıyorlardı. Ama zaman, hep aklın galip geleceğini onlara da öğretti, herkese gösterdi.“Sultan Abdülhamid Han henüz padişah. Ülke büyük bozgunlarla çaresiz, perişan. Paşalar Balkanlar’da, Filistin’de yangınları söndürmek yerine, İstanbul’da devlet idare etme peşinde. İttihat ve Terakki her yere hakim olmuş. Talat Paşa Hünkârı ziyaret ediyor. Hünkâr’ım diyor. Memleketin hali ortada. İç ve dışta baskılar malum. Bunları engellemek için Meşrutiyet’in ilanı şart. Tekrar ilan edelim. Abdülhamid, Talat Paşa’ya bakıyor. Talat, daha önce meşrutiyeti ilan ettik sonuç ortada. Meclis tamamen azınlıklarla doldu. İhanet, bize devleti kaybettirecekti. Kapatmak zorunda kaldım. Yine aynı şeyler olursa ne yaparız? Talat Paşa’nın cevabı önceden çalışılmış gibi hazır. Hünkârım kimse benim cesedimi çiğnemeden bu devleti yıkamaz diyor. Bu cevabı şimdi de verecek yüz binler hazır. Ama ona gereken cevabı verecek akıl ne yazık ki yok gibi. Sultan Abdülhamid Talat Paşa’ya bakarak gülüyor. Talat diyor. Bu devlet senin kahramanlık duygularınla yönetilmez. Bir devlet akılla, mantıkla yönetilir.” Hangisini haklı olduğunu değerlendirmek için gereken her şey var.O halde gerekeni yapalım.


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.