Hatice Karakuş
Ne Ara Bu Kadar Uzağa Düştük?
Bugün gazete manşetlerine ya da sosyal medya akışına şöyle bir bakınca insan sormadan edemiyor: Sahi, biz ne ara bu kadar uzağa düştük?
"Müslümanlık güzel ahlaktır" diye büyütüldük biz. Komşusu açken tok yatmayı zül sayan, "elinden ve dilinden emin olunan kişi" tanımını ruhuna kazıyan bir neslin mirasçılarıyız. Ama bugün geldiğimiz noktada manzaraya bakınca, bir yerlerde pusulayı fena halde şaşırdığımızı görüyoruz.
Vitrin Müslümanlığı mı, Öz Müslümanlık mı?
Sokakta kime sorsan "Elhamdülillah Müslümanız" cevabını alırsın. Buraya kadar her şey tamam ama hayatın içine girdiğimizde işler değişiyor. Bakıyoruz ki;
Fırsatçılık bir ticaret becerisi gibi alkışlanıyor.
Stokçuluk, "akıllıca bir yatırım" maskesiyle meşrulaştırılıyor.
Dolandırıcılık, zeka oyununa dönüşmüş durumda.
Şiddet ve cinayet ise artık sıradan birer üçüncü sayfa haberi gibi akıp gidiyor.
Oysa İslam; yalan söylememek, harama el uzatmamak ve en önemlisi kul hakkıyla huzura çıkmamak üzerine kurulu bir nizamdır. Bizim inancımızda dürüstlük, cami kapısından çıkınca ayakkabılıkta bırakılacak bir şey değildir. Esas Müslümanlık, kimsenin görmediği o karanlık depoda fiyat etiketini değiştirirken, o klavyenin başında birini dolandırırken ya da bir canlıya el kaldırırken devreye girmesi gerekendir.
Aynaya Bakma Vakti
"Namaz kılıyorum, oruç tutuyorum" demekle iş bitmiyor maalesef. Eğer o namaz bizi ticarette hile yapmaktan, o oruç bizi bir başkasının kalbini kırmaktan alıkoymuyorsa, ortada ciddi bir samimiyet sınavı var demektir. Toplum olarak "Biz nerede hata yaptık?" diye sorma vaktimiz geldi de geçiyor bile.
Müslümanlık sadece dilde kalan bir kimlik kartı değil, bir yaşama ahlakıdır. Komşusunun malına, canına, ırzına ve hakkına göz dikmeyen insanların çoğalmadığı bir toplumda, sadece "Müslüman ülkeyiz" demek ne kadar inandırıcı olabilir?
Gelin, vitrinlerdeki o süslü cümleleri bir kenara bırakalım. Birbirimize güvenebildiğimiz, dürüstlüğün "enayi"lik sayılmadığı, helal lokmanın her şeyden üstün tutulduğu o eski, samimi günlere dönmek için önce kendi içimize bakalım. Çünkü din, birini alt etmek için değil, kendini terbiye etmek için vardır.