KONYA BU FUTBOLU HAK ETMİYOR!

Dört hafta, dört mağlubiyet, sıfır puan…

Konyaspor açısından artık “sezonun başındayız”, “takımın zamana ihtiyacı var”, “önümüzde uzun bir lig maratonu bulunuyor” cümlelerinin arkasına saklanma zamanı değildir.

Çünkü mesele, sahada Konyaspor'a yakışmayan bir takım izlemek.

Erzurumspor deplasmanında alınan 1-0'lık mağlubiyeti skordan bağımsız değerlendiriyorum. Futbolda yenilirsiniz. Bazen çok iyi oynar, kaybedersiniz. Bazen 20 şut çekersiniz, top kaleye girmez. Bazen kaleciniz hata yapar, bazen hakem kararı canınızı yakar.

Bunların hepsi konuşulur.

Ama bugün konuşmamız gereken bunların hiçbiri değil.

Bugün konuşmamız gereken şey;

Konyaspor'un mücadele etmeyen, rakibine reaksiyon gösteremeyen, üretmekte zorlanan ve sahada ne yapmak istediğini belli edemeyen görüntüsüdür.

Rakip 17. dakikada golü atıyor.

Önünüzde 70 dakikadan fazla süre var.

Peki Konyaspor ne yapıyor?

Rakibi kendi ceza sahasına mı hapsediyor?

Hayır.

Dalga dalga hücum mu ediyor?

Hayır.

İkinci topları topluyor, rakibi hataya mı zorluyor?

Hayır.

Sahada birbirini ateşleyen, arkadaşının açığını kapatmak için fazladan koşan futbolcular mı görüyoruz?

Ne yazık ki hayır.

İlk isabetli şutun 67. dakikada gelmesi ve onun da kalecinin üzerine gitmesi zaten hücumdaki çaresizliğin fotoğrafıdır.

Konyaspor gibi bir takımın, geriye düştüğü bir karşılaşmada rakip kaleyi bu kadar az tehdit etmesinin kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur.

Buradan önce futbolculara seslenmek gerekiyor.

FUTBOLCULARA: O FORMA SADECE MAÇ FORMASI DEĞİL!

Konyaspor formasıyla sahaya çıkıyorsanız arkanızda koskoca bir şehrin olduğunu bileceksiniz.

Taraftar sizden her maçı kazanmanızı istemiyor.

Ama mücadele etmenizi istemek bu insanların en doğal hakkıdır.

Koşacaksınız.

Basacaksınız.

İkili mücadeleye gireceksiniz.

Kaybettiğiniz topun arkasından koşacaksınız.

Arkadaşınız hata yaptığında onun açığını kapatacaksınız.

Gol yediğinizde başınızı önünüze eğmek yerine rakibin üzerine gideceksiniz.

Çünkü yetenek bazen yetmez ama mücadele etmek tercihtir.

Kötü oynayabilirsiniz.

Gününde olmayabilirsiniz.

Şutunuz direkten dönebilir.

Ama mücadele etmemek için hiçbir bahaneniz olamaz.

Taraftar mağlubiyeti affeder.

Ruhsuzluğu affetmez.

TEKNİK HEYETE: BU TAKIM NE OYNUYOR?

Teknik heyetin de artık bazı sorulara cevap vermesi gerekiyor.

Konyaspor'un sahadaki oyun planı nedir?

Bu takım geriye düştüğünde B planı nedir?

Rakip kapandığında nasıl pozisyon üretecek?

Önde nasıl baskı yapacak?

Topu kazandığında nasıl hücuma çıkacak?

Duran toplarda plan nedir?

Ve hepsinden önemlisi:

Bu futbolcular neden bu kadar isteksiz ve konsantrasyondan uzak görünüyor?

Dört hafta sonunda hâlâ takımın sahada ne yapmak istediğini anlayamıyorsak burada ciddi bir problem vardır.

Teknik direktörlük yalnızca ilk 11'i yazıp oyuncu değişikliği yapmak değildir.

Takıma karakter kazandırmaktır.

Reaksiyon verdirmektir.

Kaybedilen maçtan sonra bir sonraki karşılaşmaya futbolcuları daha hırslı çıkarmaktır.

Dört maç kaybetmiş bir takımın beşinci maça gözlerinden ateş çıkararak hazırlanması gerekir.

YÖNETİME: BU TABLONUN SORUMLULUĞUNU ALIN!

Ve gelelim yönetime…

Bu takımın kadrosunu kim kurdu?

Transferleri kim yaptı?

Eksik bölgeleri kim belirledi?

Sezon planlamasını kim gerçekleştirdi?

Teknik yapılanmaya kim karar verdi?

Dolayısıyla sahadaki başarısızlığın bütün faturasını futbolculara veya teknik heyete kesip kenara çekilmek kolaycılık olur.

Dört hafta sonunda sıfır puan varsa yönetim de aynaya bakmak zorundadır.

Konyaspor sıradan bir Anadolu kulübü muamelesi göremez.

Arkasında yaklaşık 2,5 milyon nüfuslu Konya var.

Türkiye'nin en büyük şehirlerinden birini temsil ediyorsunuz.

Böyle bir şehrin takımının hedefi yalnızca “ligde kalalım, gerisine bakarız” anlayışı olamaz.

Konya'nın ekonomik gücü var.

Taraftar potansiyeli var.

Stadyumu var.

Tesisleri var.

Futbol kültürü var.

Ve en önemlisi:

Konyaspor'a gönül vermiş onbinlerce insan var.

Bu insanlar başarı beklerken dört hafta sonunda önlerine SIFIR PUAN koyamazsınız.

Koyuyorsanız da çıkıp bunun hesabını vermek zorundasınız.

ARTIK BAHANE DEĞİL, REAKSİYON İSTİYORUZ!

Kimse çıkıp “Daha ligin başındayız” demesin.

Evet, ligin başındayız.

Tam da bu yüzden alarm zilleri şimdi çalmalı.

Çünkü yangın büyüdükten sonra itfaiye çağırmanın kimseye faydası olmaz.

Dört haftada sıfır puan ciddi bir alarmdır.

Daha vahimi ise puan tablosundan çok sahadaki görüntüdür.

Konyaspor yenilebilir.

Ama Konyaspor teslim olamaz.

Konyaspor kötü oynayabilir.

Ama Konyaspor mücadeleden vazgeçemez.

Konyaspor'un oyuncusu hata yapabilir.

Ama Konyaspor'un oyuncusu formasını terletmeden sahadan ayrılamaz.

Bu şehir sizden şampiyonluk istemiyor.

Bu şehir her hafta beş gol istemiyor.

Bu şehir Avrupa sözü de istemiyor.

Şimdilik istediğimiz çok daha basit:

SAHAYA ÇIKIN VE KONYASPOR İÇİN SAVAŞIN!

Formanız kirlensin.

Nefesiniz tükensin.

90+5'te hâlâ rakibin üzerine koşun.

Maç bittiğinde skor tabelası mağlubiyeti gösterse bile taraftar;

“Helal olsun, çocuklar ellerinden geleni yaptı”

diyebilsin.

Bugün bunu diyemiyoruz.

Asıl acı olan da budur.

Dört hafta…

Dört mağlubiyet…

Sıfır puan.

Artık herkes sorumluluğunu bilecek.

Futbolcu formasının hakkını verecek.

Teknik heyet sahaya bir oyun koyacak.

Yönetim yaptığı planlamanın hesabını verecek.

Çünkü burası herhangi bir şehir değil.

BURASI KONYA!

Bu arma herhangi bir arma değil.

BU ARMA KONYASPOR ARMASI!

Ve artık herkes şunu çok iyi anlamalı:

KONYA BU FUTBOLU HAK ETMİYOR!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.