Kekeç'ten Vatan gazetesine salvo

Kekeç'ten Vatan gazetesine salvo

Star yazarı Ahmet Kekeç Vatan gazetesi yazarlarına niye "Biz de CHP yandaşıyız. Deniz Baykal’ın Başbakan olmasını istiyoruz’ demiyorlar?" diye sordu.

Bir gazete, işi gücü bıraktı, Kanal 24’te gazetecilerin sorularını cevaplayan Başbakan’a ve (tabii soru soran gazetecilere) taktı...

Şunu söylüyorlar:

Her biri kendi alanında rüştünü ispat etmiş üç ‘yandaş gazeteci’ çanak sorular sordu, eski bir futbolcu olan Başbakan da uzatılan pasları usta röveşatalarla gole çevirdi.

Ne zekice, değil mi?

Programı izlemesem, neler sorulduğunu bilmesem, adı geçen gazetecileri tanımasam ‘Hakikaten öyle mi olmuş?’ diyeceğim.

Bakalım öyle mi olmuş?

Siz, ülkenin Başbakanını ağırlıyorsunuz.

Hiçbir şey değilse de, karşınızdaki bir insandır, bir bireydir.

Berbat bir adam da olsa, belli bir nezaket çerçevesinde kalmak, sorularınızı ‘edep dairesi’ içinde sormak zorundasınız.

Militan değilseniz, normal insanlarsanız, kötülükten beslenmiyorsanız böyle yaparsınız.

Üç gazeteci arkadaşımız da, o gün bunu yaptılar.

Muhalefetin ‘itiraz’ sadedinde gündeme getirdiği ne kadar soru varsa, sırayla sordular.

Ne yapacaklardı?

Ruhat Mengi gibi öfkeyle, telaşla, hınçla mı kalkışacaklardı?

Mustafa Mutlu dostumuz gibi, acıklı bakışlar eşliğinde iğneleyici laflar mı edeceklerdi?

Mehmet Tezkan biraderimiz gibi, güya ‘ironik’ ama gülünç bir durum tespiti bile olmayan sözler mi sarfedeceklerdi?

Dürüst gazeteci Necati Doğru büyüğümüz gibi, ne anlama geldiği belli olmayan cümleler mi kuracaklardı.

Hırsı aklından önde giden kıymetli sanatkar Zülfü Livaneli gibi, ülkedeki bütün kötülükleri Deniz Baykal’a (Livaneli’yi keşfedememiş ve onun lehine genel başkanlıktan çekilmemiş Deniz Baykal’a) fatura eden sorular mı soracaklardı?

Hangi mesleki ihtiyaca cevap verdiğini bilemediğimiz Can Ataklı arkadaşımız gibi ‘nezaket sınırlarını’ mı zorlayacaklardı?

Ne bekleniyordu?

Herkes bu arkadaşlarımız gibi kaba ve tahammülsüz olmak zorunda mı?

Düşmanca tutum almak, ne zamandan beri ‘gazeteciliğin yordamlarından’ sayılmaya başladı?

Madem ‘tarafsız’ olduklarını ve sadece ‘gazetecilik refleksleri’yle kalkıştıklarını söylüyorlar...

Madem kendilerini bedavadan ‘takdir makamı’na oturtuyorlar...

Biz de onlara soralım:

Neden Baykal’la ilgili aynı öfkeli tonda ünlemiyorlar?

Neden Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili en ufak bir serzenişi dile getirmiyorlar?

Neden Ergenekon’a mazeret üretmek dışında, doğru dürüst bir haber yapmıyorlar?

Neden cürmü ayyuka çıkmış ve sadece basın üzerinde değil, yargı üzerinde de ‘baskı’ kurmuş Çevik Bir hakkında yüreklere su serpici demokratik bir manifesto döşenmiyorlar?

Neden ‘andıç’ konusunu gündeme getirmiyorlar ve iki gazetecinin susturulması, bir insan hakları savunucusunun kurşunlanmasıyla sonuçlanan bu hadisenin ucunda bulunan ikinci genel yayın yönetmeninin kim olduğu meselesiyle hiç ilgilenmiyorlar?

Neden, ‘Ne gazeteciliği kardeşim? Biz burada dükkan açtık para kazanıyoruz...’ diyen gazetecinin kimliğini merak etmiyorlar?

Bu gazetecinin, elan sahibi bulunduğu gazeteyi hangi parayla kurduğunu niçin sorun yapmıyorlar?

Hadi başkaları ‘yandaş medya’yı oluşturuyor...

Kendileri niçin çıkıp delikanlıca, ‘Biz de CHP yandaşıyız. Deniz Baykal’ın Başbakan olmasını istiyoruz’ demiyorlar?