KAZANABİLECEĞİN MAÇI KENDİ ELLERİNLE RAKİBE VERMEK!

Konyaspor, kendi sahasında Kocaelispor’u ağırladı. Tribünlere baktığımızda ise daha maç başlamadan üzerinde düşünmemiz gereken bir tablo vardı: Boşluklar...

Konya gibi futbol şehrinde tribünlerin çok daha dolu olması gerekir. Yönetimin bilet fiyatlarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. Taraftarı tribüne çekecek bir fiyat politikası oluşturulmalı. Çünkü Konyaspor’un taraftarına, taraftarın da Konyaspor’a ihtiyacı var.

Gelelim sahaya...

Konyaspor ilk 10 dakikada oldukça tutuktu. Sonrasında ataklarını sıklaştırmaya başladı fakat takımın henüz tam anlamıyla oturmadığı çok net görülüyor.

Özellikle pas oyununda ciddi problemlerimiz var.

Basit paslarda bile gereksiz top kayıpları yapılıyor. Orta saha yeterince üretken değil. Pas trafiği çoğu zaman savunmada Adil ve birkaç oyuncunun kendi arasında yaptığı ileri-geri paslardan ibaret kalıyor.

Top bizde görünüyor ama oyun ilerlemiyor.

Futbolda mesele sadece topa sahip olmak değildir. Topu rakip kaleye doğru taşıyamıyorsanız yaptığınız onlarca pasın fazla bir anlamı kalmaz.

İlhan Palut’un bu konuya mutlaka müdahale etmesi gerekiyor. Konyaspor oyunu kendi yarı sahasında kabul etmek yerine daha ileride oynamalı.

Buna karşılık beğendiğim bir nokta vardı: ÖN ALAN BASKISI.

Konyaspor rakibe önde baskı yaptığında Kocaelispor savunmasını hataya zorladı. Bunu sadece belirli dakikalarda değil, fizik gücümüzün izin verdiği ölçüde her maçta yapmalıyız.

Ve 39. dakikada gol geldi.

Kocaelisporlu Zoukrou’nun kendi kalesine gönderdiği top sonucunda Konyaspor 1-0 öne geçti ve soyunma odasına üstün gitti.

Ancak ilk yarıda bile önemli bir sorun kendisini gösteriyordu:

SON VURUŞLAR...

Konyaspor 10 şut çekti fakat kaleyi bulan şutu yok. Kocaelispor ise 15 şutunun 7’sinde kaleyi buldu.

Konyaspor’un gol beklentisi 0,77, Kocaelispor’un ise 0,67.

Demek ki mesele yalnızca pozisyona girmek değil. O pozisyonu bitirecek kaliteyi de ortaya koymak gerekiyor.

Sonra ikinci yarı başladı...

Ve maçın bütün hikâyesini değiştiren olay yaşandı.

ENİS BARDHI...

Oyuna yeni girmişti.

Dakika 48...

Şiddetli hareket...

DOĞRUDAN KIRMIZI KART!

Konyaspor kendi sahasında 1-0 önde götürdüğü karşılaşmada bir anda 10 kişi kaldı.

Şimdi soruyorum:

Bir futbolcu bir takımın kaderini değiştirebilir mi?

EVET, DEĞİŞTİRİR!

Bazen attığı golle değiştirir.
Bazen yaptığı asistle değiştirir.
Bazen de yaptığı sorumsuz bir hareketle bütün takım arkadaşlarını ateşe atarak değiştirir.

Geçen sezon kupa finalinde yaşananları unutmadık.

Şimdi yine kritik bir karşılaşma...

Takım 1-0 önde...

Oyuna yeni giriyorsun ve birkaç dakika içerisinde takımını 10 kişi bırakıyorsun.

Bunun adı sadece “futbol hatası” değildir.

Bunun adı SORUMSUZLUKTUR!

Kırmızı kartın ardından Kocaelispor doğal olarak baskısını artırdı. Konyaspor geriye çekilmek zorunda kaldı.

Dakikalar ilerledikçe rakibin baskısı arttı.

Ve 72. dakikada Kocaelispor beraberliği yakaladı.

Sonrası zaten beklenen senaryoya dönüştü.

Maçın sonunda tabelada:

KONYASPOR 1
KOCAELİSPOR 2

Bir futbolcunun yeteneğini tartışabilirsiniz.
Formunu tartışabilirsiniz.
Performansını tartışabilirsiniz.

Ama takım disiplinini tartışamazsınız.

Konyaspor formasını giyen bir futbolcu yaptığı hareketin yalnızca kendisini ilgilendirmediğini bilmek zorundadır.

O hareket sahadaki takım arkadaşlarını etkiliyor.
Teknik heyeti etkiliyor.
Tribündeki taraftarı etkiliyor.
Ve en önemlisi KONYASPOR’U etkiliyor.

Geçen sezon kupa finali, şimdi bu maç...

Aynı oyuncunun kritik karşılaşmalarda takımın kaderini olumsuz etkileyen hareketleri tekrar ediyorsa bunun hesabı mutlaka sorulmalıdır.

Hiçbir futbolcu Konyaspor’dan büyük değildir.

Gelelim geleceğe...

Ben Konyaspor’un sıradan hedeflerle sezon geçirmesini istemiyorum.

Bu şehir büyük.
Bu camia büyük.
Bu taraftar büyük.

O zaman hedef de büyük olmak zorunda.

BU SEZON AVRUPA KUPALARINA ADIMIZI YAZDIRMALIYIZ!

Ama Avrupa hedefi sadece konuşarak olmaz.

Avrupa istiyorsan basit pas hatalarını azaltacaksın.

Avrupa istiyorsan orta sahada oyunu kontrol edeceksin.

Avrupa istiyorsan son vuruşlarını geliştireceksin.

Avrupa istiyorsan ön alan baskısını ısrarla uygulayacaksın.

Avrupa istiyorsan kendi evinde MAÇ KAZANACAKSIN!

Ve Avrupa istiyorsan...

1-0 önde olduğun bir karşılaşmayı bireysel sorumsuzluklarla rakibine hediye etmeyeceksin.

KAZANABİLECEĞİ BİR MAÇI KENDİ ELLERİYLE VERDİ.

İnsanın canını en çok yakan da işte bu...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.