Güzel insanların bindiği güzel atlar

 

                Sevgili peygamberimizin hayatında bizim için birçok özel örmek vardır. Bunların çoğuda o kutlu dönemde yaşanmış bitmiştir. Bizler, bu güzel ve özel örneklerin tekrar hayata gelemeyeceğine inanırız. Büyük bir özlemle iç çeker ve sadece hikâye kısmından haz alırız.

            Yokluğunun fark edilmesi

                Bunlardan birisi de siyah tenli bir hanım sahabe olan Ümmü Mihcen’e (RA)  aittir. Rivayetler, bize bu sahabe annemizin hergün ilerlemiş yaşına ve gittikçe artan hastalığına rağmen, kendisine görev olarak belirlediği mescidi temizleme işine devam ettiğini haber verir.

Hatta hastalığını ve birkaç günlük yokluğunu öğrenen kutlu Nebi, “Vefatı durumunda, kendisine haber verilmesini” ister. Ne varki çok da müsait olmayan bir zamana denk gelen ölüm, Peygamber’e (AS) haber vermeden defnedilmesiyle sonuçlanır.

Durumu öğrenen Hz. Muhammed, (AS) derhal onun kabrine gider ve yeniden cenaze namazı kılıp, dua eder. Peygamberin gönlünde yer bulacak bir amelin sahibi olarak, ahirete yol alan bu teni siyah, kalbi pak annemiz, binlerce güzel örnekten sadece birisidir. Mescidi görmek, orada beş vakit namaz kılmak başka bir şey, orayı ve oraya ait güzelliği dert edinip, kendini bir hizmete adamak başka bir şeydir.

Meğer bitmemiş

Biz, bu ve benzeri olayları sadece hikâye olarak anlatır, anlatma ve dinlemenin hazzıyla avunuruz. Ama yanılmışım veya yanılmışız. Meğer bu ninenin torunları, Afrika’da hala yaşarmış. Bu güzelliği bilen ve besleyen torunlar... Yaşına rağmen zordan kaçmayan, Allah’ın kitabına âşık torunlar varmış…

Burkina Faso’da çok farklı yaşlardan kadınların gelip Kur’an okuduğu, dini bilgilerinin öğrendiği, el becerileri kazandığı bir kültür merkezi var. Çoğu kadın, gayet uzak mesafelerden gelir. En yaygın ulaşım aracı bisiklettir. Bizim hayal edemeyeceğimiz yaşlardaki kadınlar bile, bisiklet üzerindedir. Motor, burada daha lüks... Uzun yolu yürüyerek gelen de az değil. Zamanında gelip, sınıflarında yerlerini alırlar.

Yokların cenneti

Burası Afrika. Sadece coğrafya değil, şartları da Afrika… Sınıf değiniz yer, ince uzun bir balkon… Öğrenciler hep yere oturur. Bazen ince ve plastik bir hasır vardır altlarında. Her gün yenilenen toz fırtınası, biz rahat dünyanın çocukları için çok kötü… Onlar için, hayatın tuzu- biberi.

60 yaşlarında bir teyzemiz var. Adı Hatice teyze. Her gün diğer arkadaşlarından daha erken gelir, balkonu güzelce yıkar, duvarlarını temizler ve derse hazır eder. Bölgenin Afrika olduğunu, birçok yokla mücadele edildiğini söylemeye gerek yok. Daracık bir balkon, onlar için bir sınıf. Her gün karşılaşmaya alışık oldukları toz fırtınası, onların yapacağı derse engel değil asla…

En zor olanı da, 60 yaşındaki Hatice teyzenin hayatta olan annesinin sıklıkla hastalanması ve bunun için de köye gidecek olması. Hem dersten kalacak, hem de sınıfı kim süpürecek? Büyük nenesi, Ümmü  Mihcen, (RA) Allah’ın ayetlerinin ilk nazil olduğu mescidi temizlemeyi kendine görev bilmişti. Hatice Teyze de Allah’ın kitabının okunduğu yeri temizlemeyi, orayı hazırlamayı kendine bir görev bildi. Böylesine bir amel ve arkasından gelen peygamber müjdesi, çok insanın gözlerini buğulandırır. Lakin bunun icrasına niyet etmek, herkesin yapabileceği iş değildir.

Hatice teyze bu kıssayı duymuş mudur? Ne kadar muttali olmuştur? Onu bilemem. Lakin sanki büyük nenesinden kalmış bir mirasa sahip çıkar gibi, her gün aynı fazilete öncülük eder. Peygamber müjdesine ulaşmanın yolu, rengin siyah veya beyaz olmasında değil elbette… Bir hayırlı işi en önce düşünüp ona başlamak, sabırla devam etmek ve rıza makamına ulaşmak…

Anladım ki kıssalar, sadece anlatmak için değilmiş. Yaşayabilen mutlu insanları görmek ayrı bir haz veriyor.

hasim-akim.doc-2.jpghasim-akin-002.jpghasim-akin.jpg-2.jpg

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.