Gazetecilik üzerine…

Zaman her şeyi değiştirdi; Meslekler, uğraşlar, oyunlar, hevesler, idealler, hayaller…

Kadınlar artık bulaşığı da çamaşırı da makinede yıkıyor, böreği çöreği tatlıcıdan alıyor…

Tornacılar bilgisayarlı tezgâhlardan hallediyor en ince işçilikleri. Çiftçiler traktörden inmeden eskiden aylarca süren harmanı iki haftada kaldırıyor. Doktorlar ameliyatı kamerayla yapıyor,

Öğretmenler tebeşir tozu yutmuyor artık...

Çocuklar gazoz kapağı biriktirmeyi bıraktı çoktan…

Bir araba alma hayali kurulan zamanlar eskide kaldı; ikişer, üçer araba var her evde…

Cep telefonları hep aynı; İphone…

Bilgisayarlı bir hayat aldı başını gitti…

Eskiden gazeteler verirdi ilkin haberi. Radyolar öne geçtiydi tam, televizyon aldı onların yerini. Derken internet çıktı ve her şeyin önüne geçti. Gazeteciliğin de televizyonculuğun da ruhuna fatiha okundu…

Artık iyi gazeteciler yetişmiyor. ‘Yetiştirmek’ üzere aldığımız gençler, birden bire büyük hayallerin peşine takılıp kaybolup gidiyorlar…

Haber ajansları da özel haberciliğin, araştırmacı gazeteciliğin üzerine tüy dikti…

Eskiden bir ambülâns sesi duysa muhabir, peşinden giderdi aslına ermek için. Şimdi biliyor ki önemli bir hadiseyse ajanslar verir, değilse zaten önemli değil…

Basın toplantıları bile evvelden hazırlanan bültenlerin dağıtılıverdiği ve bir iki poz resim ile kameralara iki kelam için yapılır oldu…

Zaman her şeyi değiştirdi…

Duayen gazeteci Seyit Küçükbezirci abi ile gazetecilik üzerine sohbetler ediyoruz. 50 yıl evvel yazıp çizdiklerini anlatırken heyecanlanıyor hala. Gazeteciliğin sonradan değil doğmadan olduğunun ispatı gibi…

Sadece hatıralarıyla değil, bilgi ve birikimiyle tam bir örnek gazeteci olarak onu izliyor ve dinliyorum. Onun 60’lı yıllarda yaptığı gazeteciliğin çeyreğini bizler günümüz şartlarında yapamıyoruz…

Zaman her şeyi değiştirmiş, ama Seyit abi gibi gazetecileri değiştirememiş.

Osman usta gibi tamircileri, Mehmet amca gibi sanatkârları da…

Zaman bizi değiştirmiş…

Hele bilgisayar çağında yetişenleri, naylon ailelerin sentetik çocuklarını…

Konya Gazeteciler Cemiyeti, birkaç senedir en iyi haber, mizanpaj, köşe yazısı gibi pek çok dalda para ödüllü yarışma düzenliyor. Ekip arkadaşlarıma bu ve benzeri yarışmalara katılmalarını tembihliyorum, ama nafile. Ya kendilerine güvenmiyorlar, ya da tembellik ediyorlar. Oysa katılsalar bütün dallarda ödül almaya yetkin arkadaşlarım var…

Eskiden bu tip yarışmalara katılım yoğun olur, muhabirler, grafikerler, yazarlar ‘en iyi’ ödülünü alabilmek için çırpınırdı. Günümüz gazetecilerinde ideali de heyecanı da mumla arıyoruz…

-----------------------------------------------------------------------------------------

Güçlü gazeteler, güçlü destekle olur!

Cumartesi akşamı MÜSİAD Konya Şubesi’nin 19. Genel Kurul gala yemeğindeydik. Uzun protokol konuşmalarının arasında verdiğimiz bir sigara molasında MÜSİAD Konya Yönetiminden Ramazan Erkuş Bey’le gazetecilik üzerine sohbet ettik. Bizi bize şikâyet ederek, yazamadığımızı, çizemediğimizi, cesur olamadığımızı söyledi. Şeyh Şamil Özkafa ile birlik olup bi güzel eleştirdiler bizi. Anladım ki Ramazan Bey aktif siyasete geri dönecek, artık vekillik mi düşünür, reislik mi bilemiyorum. Ona diyeceğim şu ki; Sadece eleştiriyle olmaz, gereğini de yapacak!

Bizim kaliteli gazetecilik yapmamızı istiyorlarsa, evvela gazetelerimizi alacaklar, reklâmlar verip güçlü olmamıza katkıda bulunacaklar, biz de onların beğeneceği seviyeye gelmek için gayret göstereceğiz. Anlatabiliyor muyum, bilmiyorum!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum