DİNLEME TERÖRÜ budur!
Doğan Grubu'nun Yöneticisi'nin ses kaydı çıkınca "dinleme terörü" manşetleri atan Doğan Grubu'ndan dinleme terörü örnekleri...
Doğan Grubu'nun Yöneticisi'nin ses kaydı çıkınca "dinleme terörü" manşetleri atan Doğan Grubu'ndan dinleme terörü örnekleri...
DYH Soner Gedik ve Mehmet Akif Ulusoy arasında geçen vergi cezası konuşmalarını koca kulak devrede ve dinleme terörü olarak duyurmuştu. Anayasa Mahkemesi ise geçmişte aldığı bir kararda illegal dinlemenin yöntemine değil içeriğine bakmış...
Bir süredir DYH kendini aklama telaşı içinde. Holdingin Başkan Yardımcısı Soner Gedik ve Gelir İdaresi Başkanı Mehmet Akif Ulusoy arasında geçen şok konuşmanın detaylarını görmek istemeyen DHY daha çok ortam dinlemesinin terör boyutlarında olmasıyla ilgilendi.
Doğan Yayın Holding geçmişte kendi gazetelerinde legal ve illegal dinleme kayıtlarına yer verdi. İşte o haberler ve Anayasa Mahkemesi'nin bir parti kapatma davasında uyguladığı yöntem...
CEM UZAN'IN YAT GÖRÜŞMELERİ (HÜRRİYET)
Cem ve Hakan Uzan kardeşlerin Frequency ve Airwaves adlı iki yatını TMSF satışa çıkardı. Freguency`yi 32 trilyon liraya (32 milyon YTL) avukat Yağız Ali Dağlı aldı. 34.5 trilyon lira (34.5 milyon YTL) muhammen bedelle satışa çıkarılan Airwaves`e ise talip çıkmadı. Uzan`ın adamları Cayman Adaları`nda tedbir koydurunca, satışı yapılan teknenin devri gerçekleşemedi. Satılamayan tekne için yeni ihale de yapılamadı.
Uzan'ın foyası telefon dinlemeleri sonrasında ortaya çıktı. Teknelerin satılmaması için büyük gayret gösteren Cem Uzan o dönemde Türkiye'yi 10 milyon dolarlık dava ile tehdit etmişti. Libananco Holdings'in sahibi görünen Ali Cenk Türkkan Cem Uzan'dan aldığı talimatlarla Frequency ve Air Waves adlı yatların satışına engel çıkardı.
Uzan Türkkan arasında geçen telefon konuşmaları çarşaf çarşaf Hürriyet Gazetesi'nde yer aldı.
KARDEŞLERİN ŞİFRELİ OPERASYONU (HÜRRİYET)
Bir başka telefon konuşması ise Cem Uzan-Hakan Uzan arasında. Bu kayıtlar 15.12.2004 tarihinde " Uzan Kardeşlerin şifreli Operasyonu" manşetiyle okuyucuya duyuruldu.Kayıtlarda Cem Uzan'ın askerlik yapmamak için doktor raporu peşinde koştuğu bunun için verdiği rüşvetler ve girişimler bulunuyor. Ayrıca İmar Bankasında yapılan usulsüzlükler haberin sonunda okuyucuya duyuruluyor. Telefon kayıtlanın dökümünün yayınlandığı haberin giriş bölümü ise şöyle...
"Hürriyet Cem Uzan'a dönük son operasyonun perde arkasında yatan şifreli telefon konuşmalarının zabıtlarını yayımlıyor. Cem Uzan ile kardeşi Hakan Uzan uydu telefonuyla konuşurken rüşvet gizli evrak temini ve rüşvet operasyonuna karışan aracılarla aile yakınları için kod isimleri kullandı.
"İhtiyar" kodunun Ürdün'de bulunduğu sanılan baba Kemal Uzan için kullanıldığı varsayılıyor. Polis Cem Uzan'ın kardeşi Hakan Uzan'a yolladığı gizli dosyaları temin eden Sibop'un kim olduğunu tespite çalışıyor. "Barbi" ise polise göre genç, güzel ve Cem Uzan'a yakın bir kadın.
BABA UZAN CEM UZAN ÇEAŞ TARTIŞMASI (MİLLİYET)
05.01.2005 tarihinde ise Milliyet Gazetesi'nde Nedim Şener imzalı bir başka telefon kaydı dökümü yayınlandı. Kayıtta Baba kemal Uzan'la Cem Uzan arasındaki ÇEAŞ Kepez şirketleri davası vardı. Birbirlerine olan güven bunalımları ve aile içinde söylenen yalanlar ortaya döküldü.
Yine Milliyet Gazetesi Nedim Şener imzası ile Uzan ailesinin telefon kayıtlarını yayınlamaya devam ediyor. Bir başka telefon kaydı haberinde " Cem, Hakan ve Kemal Uzan arasındaki konuşmalarda; Cem Uzan'ın, Pamukova'daki çiftliğe, 'bayramı geçirmek için' değil, planlı bir operasyon için gittiği itirafı da yer alıyor. Cem Uzan, kardeşi Hakan Uzan'a çiftlik operasyonunun kendisini bayram boyunca üç gün gündemde tuttuğunu anlatıyor. "Bunun reklam bedelini bir düşünsene. Kusursuz bir propaganda faaliyeti oldu" diyen Cem Uzan, ayrıca, 'albaydan, binbaşıya, yüzbaşıdan savcıya kadar' herkesin uğraştığını, ancak kendisine sadece 445 milyon lira ceza yazabildiklerini övünerek anlatıyor. Cem Uzan'ın anlatımları, TMSF'de, içeriden bilgi alabildikleri kişiler olduğu izlenimi de veriyor" deniyor ve bütün kayıtlar tek tek yayınlanıyor.
SENİ GİDİ HOCA (MİLLİYET)
Yine Milliyet Gazetesi 1999'da Erbakan-Hatipoğlu arasındaki telefon görüşmesini tam metin vermiş ve “Seni Gidi Hoca” manşetini atmıştı.
Hürriyet gazetesi ise BOTAŞ iddianamesinde adı geçen sanıkların telefon konuşmalarını yayınlamıştı. “Çete Reisi Dingil Rıza” başlıklı manşet haberde, “BOTAŞ iddianamesinde, sanıkların telefon konuşmalarında önlem olarak birbirlerine taktıkları ‘Dingil, F4 kardeş, ağa, patron, tombalak, gözlüklü ve Abdulcabbar' gibi lakapları kullandıkları yer almıştı.
ARŞİVDE YOK
Gazete'nin internet arşivine girildiğinde ogünkü gazetede yer alan bütün haberler bulunurken Botaş'ta çere reisi " Dingil Rıza" başlığıyla çıkan habere rastlanmaması ise şaşırtıcı.20-21-22 Şubat 2008 tarihlerinde yapılan arşiv taramasında Hürriyet'in Botaş'la ilgili telefon kaydı haberinin siteden kasıtlı mı yoksa teknik bir detaydan ötürümü yayından kaldırıldığı kafaarda soru işareti bıraktı.
DOĞAN'A ANAYASA MAHKEMESİ HATIRLATMASI
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş Fazilet Partisi'nin kapatılması davasında sunduğu ek deliller arasında Erbakan ile Yasin Hatipoğlu arasında geçen Araç Telefonu dinlemelerine yer vermişti. Savaş o dönemde bu dinlemelerin yasal yoldan yapıldığına dair tek kelime etmediği gibi açıklamasında "bir vatandaş getirdi" şeklinde yapmıştı.
Her ne kadar illegal yolla olsa bile bu kaset partinin kapatılması davasında iddianameye girmiş ve hükme esas alınması konusunda sakınca olmadığına karar verilmişti.
İşte konuyla ilgili iddianamede yer alan o bölüm...
Faziletin kapatılmasında gerekçeleri kararlardan bir madde..
21.3.1999 günlü oturumdan sonra Yasin HATİPOĞLU'nun bu oturumda yaptığı işlemlerin kurallara uygun olmadığını itiraf ettiği kimi politikacıların, Fazilet Partili milletvekillerinin seçimlerin ertelenmesi ve hükümetin düşürülmesi yolunda yönlendirilmeleri için Fazilet Partisi yöneticileri yerine Necmettin ERBAKAN'la ilişki kurdukları ve Fazilet Partisi'nin kapatılan Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin ERBAKAN'ın emir ve talimatlarına uygun şekilde yönetildiği, bunun isminin açıklanmasını istemeyen bir vatandaş tarafından getirilen 21.3.1999 günü saat 20.15'de Necmettin ERBAKAN'ın Yasin HATİPOĞLU ile araç telefonuyla yaptığı konuşmanın kasetinden anlaşıldığı; bu kaset "soruşturma ve kovuşturma organları" tarafından elde edilmediği için CMUK'nun 254. maddesi uyarınca delil olarak sunulmasında ve hükme esas alınmasında sakınca bulunmadığı,
Dönemin Başsavcısı Vural Savaş her ne kadar illegal yollarla olsa bile olayın vahametini ortaya koymuş hatta partinin kapatılmasında gerekçeli kararlardan bir olmuştur.
İllegal bir dinleme olsa bile yargı bunu suç saydı ve hükmünü ona göre verdi.
GEDİK-ULUSOY GÖRÜŞMESİ
Doğan Yayın Holding Başkan Yardımcısı Soner Gedik ile Gelir İdaresi Başkanı Mehmet Akif Ulusoy arasında geçen "vergi cezası" üzerine yaptıkları sohbetin detayları sonsayfa.com'da yayınlanmıştı.
Bu kayıt büyük yankı uyandırmış ve Türkiye'de gündem bir anda değişmişti. İkilinin Doğan Grubu'na kesilen cezanın miktarını düşük bir rakama indirmek için karşılıklı olarak anlaştıklarını ortaya çıkartan ses kaydındaki konuşmalar hakkında Gelir İdaresi Başkanı Mehmet Akif Ulusoya ve DHY Başkan yardımcısı Soner Gedik Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın haberinin olduğu yönünde açıklamalar yapılmıştı.
GÖREVDEN ALINDI
Ancak Ulusoy bu olayın ardından bir nevi sürgün cezası alarak görevinden uzaklaştırılıp başka bir göreve tayin edildi. Kısacası uzlaşmayla ilgili her şirketle yapılan görüşmeler Bakan'ın bilgisi dahilinde gerçekleşiyor. Lakin o görüşmede hukukun dışına çıkılarak verilen izinlerin çerçevesini aşarak şahsi görüşlere yer verilmesi olayın vahametini ortaya koyuyor.
Kasette Ulusoy, kendi personeline baskı yapacağını, denetlemenin 2003 ve 2004 yılı dışında taşmamasını sağlayacağını ve en önemlisi ise "uzlaşmada" rakamı "çekirdek parası"na indireceğini söylüyor.
Soner Gedik ise, Ulusoy'a "bugüne kadar olan oldu" deyip, bundan sonrası için "makul bir rakam çıkartılmasını, devamının getirilmemesini" söylüyor. Ulusoy, bir amiriyle konuşur gibi Soner Gedik'e "merak etmeyin onu temin etmeye çalışıyorum, uzlaşmada halledeceğiz" diyor.
Ulusoy ve Gedik'in sohbetleri birara kabul edilemez boyutlara ulaşıyor ve Ulusoy&Gedik ikilisinin devletin 1 milyar TL'lik vergi alacağını kuşa çevirmek için izleyecekleri ortak taktik ele alnıyor.
DİNLEME TERÖRÜ SAVUNMASI
Ses kasedinin sonsayfa.com'da yayınlanıp gündemi allak bullak etmesinin ardından Doğan grubu konuşmanın içeriğinden çok ortam dinlemesi üzerine yaptığı yayınlarla gündemi değiştirmeye çalıştı. Bir gün sonrasında gazetelerinde atılan manşetler " Dinleme Terörü" ve Koca kulak iş başında" olarak atıldı.
Ulusoy'un ve Gedik'in Bakanın olaydan haberi vardı şeklindeki görüşlerine yer verilerek ortam dinlemesinin illegal olduğunun üzerine vurgu yapıldı. Oysa yapılan görüşmede devletin dolandırılması girşimlerine yer verilmedi.
Nasıl olurda ödenmesi gereken ceza üst düzey iki yönetici tarafından kanunun belirleidği sınırların dışına çıkılarak şahsi insiyatiflerle uygun bir hale getirilebilir.
İÇERİK ÖNEMLİ DEĞİL
Ama Doğan Yayın için önemli olan içerikten çok dinlemenin nasıl yapıldığıydı ve bu dinleme illegaldi. Oysa illegal bir dinleme Anayasa Mahkemesince bir parti'nin kapatılmasının gerekçeleri arasında yer almış ve kasetin nasıl ortaya çıkarıldığının üzerinde kimse durmamıştı. Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararında bu konuda yapılan vurgu illegal yöntemle bu ses kaydına ulaşılsada asıl konu ses kaydında yapılan görüşmeler. Tıpkı vergi cezası üzerine yapılan konuşmalarda olduğu gibi.
İllegal yollarla yapılan ortam dinlemelerini sonsayfa.com olarak bizde doğru bulmuyoruz. Ancak bu konuşmaların içeriği Türkiye'yi sarsacak konular olunca vatandaşı bu konuda bilgilendirme adına görevimizi yerine getirip her türlü dinlemede ortaya çıkan vahim tabloyu gözler önüne sermeye çalışıyoruz.
MAHKEMENİN KARARINA DİKKAT
Doğan Yayın Holding'in ısrarla normal kabul ettiği ve sadece ortam dinlemesiyle elde edilen kayıtları dinleme terörü olarak gördüğü o önemli pazarlığın detaylarını bir kez daha sizlerle paylaşıyoruz.
Doğan grubuna ise illegal yollarla başsavcıya ulaşan ve mahkemenin kapatmaya yönelik açıkladığı gerekçeli kararda delil olarak sayılmasında herhangi bir sorun bulunmadığı belirtilen ses kaydını (ki bu kaydı Doğan yyaın yayınlamıştı) ve sonuçlarını hatırlatarak içerik mi yoksa dinleme yöntemimi önemli bunu halkımızın vicdanlarına havale ediyoruz.
İşte o konuşmalar
Akif: Şu ana itibariyle doğrudan müdahale edilebilecek bir durum yok gibi görünüyor. Yaptığın yanlıştır, şöyledir denilebilecek bir durum yok gibi. Pazarlayacağız uzlaşmada bir şeyler konuşacağız.
Soner: Oraya yazarlar o ne istiyorsa yazsın, Bülent'te onu diyor anladığım kadarıyla...
Akif: Bülent'in görüşlerine itibar ederim o üç tane ana konudan biri konusunda bayağı yüksekçe oradan tereddüdü vardı. O yüksek olan tutar konusunda da bende olsam yazarım ama gene de yazılanı görmek lazım. Ben şunu yapacağım üstat, raporu işleme konulmadan önce Bülent'e okutturacağım...
Soner: İşleme konmadan bir okusun ya, objektif bakınca kimseye böyle bir rapor yazılmamış, yazılmıyormuş. Bu bir iddia olabilir ama böyle bakınca da hiç yazılmayanın, maliyenin iddia etmediği bir hususu zorlama yazılıyor gibi geliyor bize ve herkese yazılsa bende ki rakam çok küçük kalıyor. Ama işleme konmadan el atabilirsen yani şu konu üzerinden ilgini kaybetmezsen memnun olurum...
Akif: Yok merak etmeyin o şekilde talimat verdim.
Soner: Ben senle konuştuğumu hiç söylemedim öyle şeyleri hiç bahsetmedim..
Akif: İyi ettin iyi ettin...
Soner: Ya dedi ki bazı durumlarımıza göre dedim bir ihbar olduğunu biliyoruz dedim. İhbar kâğıtla ilgiliymiş 2-3 tane konu varmış dedim sonra. Fakat bildiğim kadarıyla o konularda da bir şey çıkmamış dedim ondan sonra dolayısıyla gelen arkadaşlar öyle bir ifadelerde bulundular ama şimdi başka şeylere bakıyorlar... Ama şimdi baktıkları şeylerde çok zorlama geliyor dedim. Yani onlarda kendilerine vazife çıkartıyorlar gibi geliyor dedim. Bu bütün şirketlerin bütün 5 yıllarından, hani böyle linç politikası gibi ve dedim Aydın Bey'e en sonunda ben size söyleyeyim üstat dedim 8 tane hesap uzmanı 8 tane mali müşaviri hepimizi işten atacak dedim.
Akif: Buna sevindim şöyle bir iki cümleme müsaade buyrun bu iyi zemine gelmiş bunun en sonunda şunu yapmak lazım ya fazla uzatmadan, fazla yıllara genişletmeden hadi 2003'ü incelediniz 2004'ü de bitirin geri kalanına da artık burnunuzu sokmayın noktasına getirmek lazım en hesaplısı rakamsal boyutları da otururuz bir uzlaşmayla neticeye varırız
Soner: Ya bundan sonrası yazılmasın bari yazılacağını yazmış o rakamlar da büyük…
Akif: Yok be üstat o kadar yüksek değil çekirdek parasına dişe diş mücadele ederiz. Üstat konuları tek tek konuşuruz, yani dişe dişten kastım yanlış anlaşılmasın konular itibariyle ayırttırdım arkadaşlara detayını bizim haklılık payımız çok yüksek bir şeylerde uzlaşılır...
Soner: Ama zorlayınca her yerden bir şey bulunur, yani bugüne kadar olan oldu deyip bundan sonrasına da makul bir şeyler yapacak da tamam senin de dediğin gibi bizim istediğimiz de öyle olan oldu, artık bundan sonrasına makul bir şey yapalım diyelim… Bundan sonrasında fazla bir şey yapmasınlar bu tarihe kadar yazdıklarında da uzlaşalım bir şeyler yapalım.
Akif: Öncesinde ve sonrasında ayrı ayrı beraber olsak iyi olacak üstat. Konular itibariyle tam not almış şu şöyle durumda şu söyle diyecek değilim.
Soner: Ya bunları bari öbür raporlarda yazılmasın ya.
Akif: Onu temin etmeye çalışıyorum söyledim arkadaşlara üstat.
Soner: Onun öbürküleri de uzlaşma diyorsa da yapılacak bir şey yok.
Akif: Çok bastırdığınızda da başka türlü sıkıntılar çıkıyor ya onlarla, fazla karışıp kurcalamayın artık da.
Soner: Evet işte buralarda rakam da yükse şey de yüksek hep stresler artıyor.
Akif: Yok arkadalar bayağı bir sonraki yıllarla ilgili olarak bayağı makuliyet çizgisine gelme noktasına büyük adımlar attılar dedim tabiri caizse...
Soner: Bundan sonra gelecekler daha makul diye düşüneceğiz…
Akif: Ben o söylediğiniz şeyi temin etmeye çalışıyorum üstat...
Kaynak: Sonsayfa.com