Psikolojik Danışman Ali Şeker

Psikolojik Danışman Ali Şeker

Çocuklarda Artikulasyon / Ses Bozukluğu

Bazı çocukların konuşmasını dinlerken, kelimeler tanıdık gelir ama sesler biraz farklıdır. “Kapı” yerine “tapı”, “süt” yerine “tüt”, “renk” yerine “yenk” diyebilirler. İlk anda çoğu zaman bu durum gülümsemeyle karşılanır. “Sevimli konuşuyor” denir, geçilir.

Ama her “sevimli” görünen şey, her zaman sadece sevimlilik olmayabilir.

Artikulasyon ya da ses bozukluğu (speech sound disorder), çocuğun konuşma sırasında bazı sesleri doğru şekilde çıkaramaması durumudur. Bu durum, konuşmanın anlaşılırlığını etkiler. Yani çocuk konuşur; ancak söyledikleri, dinleyen kişi tarafından zor anlaşılabilir.

Ve burada önemli bir ayrım vardır: Çocuk konuşuyordur, ama anlaşılmıyordur.

Peki bu durum nasıl fark edilir?

Bazen çocuk belirli sesleri sürekli yanlış söyler. Bu yanlışlık yaş ilerledikçe azalmak yerine devam eder. Bazen konuşma, yabancı biri için neredeyse anlaşılmaz hale gelir. Bazen de çocuk, söylediklerinin tekrar edilmesini ister; çünkü kendisi bile anlaşılmadığını fark eder.

Sınıf ortamında öğretmenler bunu daha farklı gözlemler. Çocuğun sözlü katılımda geri planda kalması, cevap vermekten kaçınması ya da kendini ifade ederken zorlanması dikkat çekebilir. Çünkü çocuk zamanla şunu öğrenir: “Ne söylediğim değil, nasıl söylediğim önemli gibi görünüyor.”

Ve bu, küçük bir çocuk için oldukça ağır bir algıdır.

İşte tam da burada önemli bir soru ortaya çıkar:
Bu çocuk gerçekten “yanlış konuşuyor” mu, yoksa doğru sesi çıkarabilmek için desteğe mi ihtiyaç duyuyor?

Çoğu zaman bu sorunun cevabı ikinci seçenektir.

Artikulasyon bozukluklarında erken fark etmek çok değerlidir. Çünkü konuşma becerisi, sadece akademik başarıyı değil; çocuğun sosyal ilişkilerini, özgüvenini ve kendini ifade etme isteğini de doğrudan etkiler.

Bir çocuk anlaşılmadığını hissettiğinde, zamanla daha az konuşmaya başlayabilir. Daha az konuştuğunda ise, iletişim alanı daralır. Ve bu döngü çoğu zaman sessiz ilerler.

Aileler genellikle “büyüyünce düzelir” düşüncesiyle beklemeyi tercih eder. Kısmen doğru olabilecek durumlar olsa da, her ses hatası kendiliğinden düzelmeyebilir. Özellikle belirli bir yaş sonrasında devam eden ses hataları, profesyonel değerlendirme gerektirebilir.

Bu noktada en doğru adım, bir uzmana başvurmaktır. Dil ve konuşma terapistleri, artikülasyon bozukluklarının değerlendirilmesi ve çalışılması sürecinde temel rol oynar. Gerekli durumlarda çocuk ve ergen psikiyatrisi ya da gelişimsel değerlendirme süreçleri de tabloya eşlik edebilir. Ama amaç hiçbir zaman bir “etiket koymak” değildir.

Amaç, çocuğun ses dünyasını doğru anlamaktır.

Çünkü her çocuk doğru sesi çıkaramıyor diye yanlış konuşmaz; bazen sadece o sesi üretmenin yolunu henüz bulamamıştır.

Terapi süreciyle birlikte çocuk, sesleri daha doğru üretmeyi öğrenir. Ama belki daha önemlisi, kendini ifade ederken çekinmemeyi de öğrenir. Çünkü mesele sadece “r” harfini doğru söylemek değildir; mesele, konuşmaktan vazgeçmemektir.

Okul, aile ve uzman birlikte hareket ettiğinde bu süreç çok daha sağlıklı ilerler. Öğretmen sınıfta destekler, aile evde süreci devam ettirir, uzman ise bilimsel ve yapılandırılmış bir yol çizer. Bu üçlü yapı birlikte çalıştığında, değişim sadece konuşmada değil, çocuğun tüm iletişim duruşunda görülür.

Unutmamak gerekir ki artikülasyon bozukluğu yaşayan bir çocuk, konuşamayan değil; anlaşılma yolunda desteğe ihtiyaç duyan bir çocuktur.

Ve çoğu zaman en önemli adım, onu düzeltmeye çalışmak değil…
onu sabırla dinlemektir.

Çünkü bir çocuğun sesi, sadece çıkardığı harflerden ibaret değildir.
O ses, kendini dünyaya anlatma biçimidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.