Cibilliyet

Günümüzde genel olarak birkaç tip aile öne çıktı. Birincisi çocuğunun imtihanda en iyi puanı alması, en iyi okulda okuması ve en çok kazandıran mesleğin diplomasını alması için gayret gösteren marka aile

İkincisi, kendi derdine düşmüş, çocuğun ne olacağı, nasıl yetişeceği umurunda olmayan galesiz aile.

Oysa milletimizin geleceği, çocuğunu zamanın insafına bırakmayan, onun evvela ‘adam’ olmasını önemseyen kaygılı ailelerin elinde. Bu üçüncü aile tipi, çocuğunun becerisine göre bir iş yapmasını, bir meslek sahibi olmasını ister, ama önce milli ve manevi kültürü benimsemesini, dinini diyanetini bilmesini, dünyanın gelip geçici olduğunu idrak etmesini önceler…

Önceki hafta Çanakkale’de bir restoranın sokağa taşan masalarında şöyle bir aile gördüm. Yirmili otuzlu yaşlarda karı-koca karşılıklı akşam yemeği yiyorlar. Masanın üçüncü kişisi henüz bir yaşlarında çocuk arabasında anne-babasını izleyen bir çocuk... Masanın başköşesinde ise kocaman bir şarap şişesi… Şimdi düşünün bu çocuk rakıyla, şarapla iç içe büyüyüp, onların normal birer içecek olduğunu öğrenmeyecek mi? İçmeyenlere garip garip bakmayacak mı?

Geçtiğimiz Berat kandili gecesinde ise şöyle bir resim vardı. Benim de dâhil olduğum pek çok baba, yavrularının elinden tutup camiye getirmiş, çocuklarına cemaatle namaz kılmanın hazzını yaşattılar. İnanın camide 50’ye yakın çocuk vardı babasının yanında. Çok duygulandım, her ne kadar kelaynaklar kadar kalmışsak da var olduğumuz duygusunu yaşadım.

Bir baba çocuğunu camiye götürüyor…

Bir baba çocuğunu içki sofrasına…

Sonra da birbirini anlamayan, ayrı dünyaların insanları aynı mekânlarda yaşamaya çalışıyor…

Bugün ülkemizin yaşadığı sorunların kaynağı da temelde budur. Naylon, sentetik ailelerin yetiştirdiği, dünya malı hırsıyla yoğrulmuş, kazanmak için her şeyi mubah sayan cibilliyetsiz bir nesil…

Askerlerimizi şehit eden sünnetsiz caniler mesela hangi ailelerin eseri!..

Devleti dolandıran, bankaları soyan, malımıza, canımıza kast eden cibilliyetsizleri kim yetiştirdi acaba?

Allah’ını, Peygamberini bilen, namazını kılan düzgün insanlar olarak yetiştirilseydi bu teröristler, taşeronlar nereden bulacaklardı o kadar caniyi!..

İşe eleman alırken ilk sorduğum soru, nereden diploma aldığı değil, babasının kim olduğudur. Cibilliyet diplomadan önce gelir benim için…

Çocuklarını doktor olsun, avukat olsun, mimar olsun diye habire özel okullara, dershanelere yollayan ailelere diyeceğim şu ki: Çocuğunuz iyi bir adam olmasa da tıp diploması alsa razı mısınız? En iyi üniversiteden birincilikle mimar çıksa yavrunuz, ama kaygısız olsa, para kazanmaktan başka bir şey düşünmese memnun olur musunuz?

Bıçak parası almadan ameliyata girmeyen doktor, ekstra söğüş yapmadan davayı almayan avukat, bir garibanın işini halledivermeyen mühendis olsa ne yazar çocuklarınız, adam olmadıktan sonra…

İşinden başka bir şey düşünmeyen; arabasını, dükkânını önemseyen babalar…

Evini, mutfağını, giysisini önemseyip çocuğuna bir ‘süphaneke’ bile öğretmekten aciz anneler…

Aklınızı başınıza alın…

Ömrünüz hızla bitiyor. Arkanızdan dua edecek, hayırlı işler yapacak evlat lazım size. Çok kazanan, ama yaşlanınca sizi huzurevine yollayacak çocuklar değil… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum