Çanakkale bir zafer değil, destandır

Çanakkale bir zafer değil, destandır

Çanakkale Zaferi’nin bir savaş, zafer değil destan olduğunu aktaran Tarihçi Yazar Abdullah Topaç, “Destanda aklın mantığın almadığı şeyler olur. Çanakkale’de zayıf güçlüden güçlü, az çoktan büyüktü. Bu da Çanakkale’yi destan yapar” dedi

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Selçuklu Temsilciliği Çanakkale Zaferi’nin 97. sene-i devriyesi nedeniyle bir program düzenledi. Alaaddin Keykubat Salonu’ndan gerçekleştirilen programa AGD İç Anadolu Bölgesi Başkanı Bahri Kırışık, AGD Konya Şube Başkanı Yusuf Güneş, AGD Selçuklu Temsilcisi Senai Adıyaman ve çok sayıda davetli katıldı. Tarihçi Yazar Abdullah Topaç’ın konuşmacı olarak katıldığı programın açılış konuşmasını yapan AGD Selçuklu Temsilcisi Senai Adıyaman, dernek olarak her zaman bu tür etkinlikleri düzenlemeye devam edeceklerini aktardı. Gençliğin bilinçli olarak yetişmesi için çalıştıklarını ve çalışmaya devam edeceklerini ifade eden Adıyaman, “AGD olarak biz her zaman buradayız. Bizleri sindiremeyeceksiniz. Dergi okuma salonlarını açmaya devam ediyoruz” dedi. Tarihi anmanın güzel olduğunu ancak tarihten ders alınması gerektiğini belirten AGD Konya Şube Başkanı Yusuf Güneş, tarihin insanların anlaması, o ruhu tekrar yaşaması için anlatıldığını kaydetti. İslam dünyasının ağladığını belirten Güneş, “Sanki ülkemizde savaş var. Bu millet elbet ayağa kalkacak. İmparatorluklar, devletler, teşkilatlar kuran bir milletiz. Şimdi bu teşkilatlar, devletler nerede? Cihat kelimesinin anlamı ağırdır. Bu kelimeyi söylemek bir zamanlar yasaklandı. Rahmetli Hocamız, cihat derdi her zaman. İnsanlar cihat dediği için zindanlara atıldı. Bunun için kimse zindanı göze alamadı. Zinalar arttı” diye konuştu. “En kötü sağır duymak istemeyen sağırmış” diyerek konuşmasına başlayan AGD İç Anadolu Bölgesi Başkanı Bahri Karışık, “Bizi sağır ettiler. Üzerimize ölü toprağı serptiler. Burnunu bile göstermekten utanırdı benim süt ninem. Şimdi ise bir taksi reklamında bir bayan kardeşimiz oynuyor. Ne alaka taksi reklamı ile bir bayan. Aklımızı başımıza alalım. Birlik beraberliğe en muhtaç olduğumuz zamanlardayız. Okumayan, düşünmeyen, üretmeyen bir toplum, nesil yetiştirilmek istendi ve kısmen de bu başarıldı. Ama şükürler olsun ki bilinçli bir neslimiz de var” diye kaydetti.

MEDENİYET BİZİ ÖNCE PARÇALAMAK SONRA DA YUTMAK İSTEDİ

Programa konuşmacı olarak katılan Abdullah Topaç, Çanakkale Zaferi’ni anlattığı konuşmasında I. Dünya Savaşı’na nasıl ve neden girildiğini, savaş sırasında Çanakkale’ye saldıran devletlerin askeri güçlerinden bahsetti. Çanakkale Savaşı’nı 66 milyon askerin her şeyleriyle birbirini yok etmeye çalıştığı devasa bir savaş olarak tanımlayan Topaç, “I. Dünya Savaşı zamanında iki büyük ülke vardı. Biri İngiltere diğeri de Almanya idi. Almanya İttihak ve Terakkicileri kandırarak bizi yanlarında savaşa soktu. Zaten I. Dünya Savaşı da bu iki ülke arasındaki elektriklenmeden çıktı. Bizim Almanya’nın yanında savaş girmemiz hata idi. Çünkü dinimizde gayri Müslimlerin sözüne itibar edilmemiz öğütleniyor. Çanakkale’de büyük bir savaş gücüyle üzerimize geldiler. Çanakkale bir savaş değil, zafer değil bir destandır. Destanda akıl ve mantığın almadığı şeyler olur. Çanakkale’de de az çoktan büyüktü, zayıf güçlüden güçlü idi. Çanakkale’yi bunun için iyi anlamak gerekir. Medeniyet bizi önce parçalamak sonra da yutmak istiyordu. Günümüzde de bu oyun oynanıyor. Memleket