Birand, Cevizoğlu'na öyle bir cevap verdi ki...

Birand, Cevizoğlu'na öyle bir cevap verdi ki...

Mehmet Ali Birand, andıç mağduriyetini, Hulki Cevizoğlu da Ergenekon mağduriyetini anlattı. İkilinin birleştiği bir konu vardı ama...

Mehmet Ali Birand hayatının en zor dönemini 28 Şubat döneminde yaşadı. Şemdin Sakık'ın ağzından yapılan yapılan iftiralarla hayatı karardı. Sabah’taki köşesinden atıldı. Show TV’de program yaparken patronu Erol Aksoy’a ‘’O adam hala orada mı,’’ diye inanılmaz baskılar yapıldı. Aksoy bu baskılara ancak üç ay dayanabildi ve en sonunda o da pes ederek Birand'ın işine son verdi.

Birand’ın hayatının belki de en yalnız günleriydi. Mimlenmişti artık. Kimse onunla konuşmuyordu. Sürekli ölüm tehditleri alıyordu. Ailesine zarar verecekler diye çok korkuyordu, çünkü memleket durumdan vazife çıkarmaya hazır ‘’vatan-millet’’ kurtarmak için tabanca taşıyan adamlarla doluydu. Öyle dönemlerdi ki bırakın iş bulmayı, konuşacak insan dahi bulamıyordu çevresinde. Herkes ondan kaçıyordu. Oğlu bile okulunda babası yüzünden dışlanmıştı…

En sonunda bir gün Aydın Doğan’dan gelen bir telefonla dünyası aydınlanır Birand’ın.

Diyor ki Birand: ‘’Aydın Doğan bir gün telefon etti ve ‘Gel Mehmet Ali, CNN Türk’ü kuracağız,’ dedi. Aydın Bey silahlı kuvvetlerden falan korkmaz çünkü,’ ‘’...

Reha Muhtar’ın ‘’Bugün Ergenekon’dan dolayı tutuklanan gazetecilerin de sizin o dönem yaşadıklarınıza benzer şeyleri yaşadıklarını düşünüyor musunuz,’’ sorusuna ‘’ Biz çok hoyrat bir toplumuz. Farklı düşünen insanlara karşı çok hoyrat oluyoruz. Suç işleyen varsa cezasını kesersiniz, hiç kimse de bunun için kınamayaz sizi. Ama şimdi bakıyorum da sadece muhalefet yapmak için ortaya çıkmış, muhalif gazeteciler yıpratılıyor. Bu da beni çok üzüyor,’’ diye cevap veren andıç mağduru Birand’dan sonra sözü Ergenekon mağduru Hulki Cevizoğlu aldı.

Cevizoğlu’nun zor günleri de AKP’nin 2002 yılında iktidara gelmesiyle başlıyordu... O da çalıştığı yerlerden kovuluyor, iş bulamıyor, o kanal senin bu kanal benim geziyordu. Bütün bunlar sadece muhalif olduğu ve Atatürk ilkelerine sahip çıktığı için yapılıyordu. En çok da ‘’yandaş’’ medyadan şikayetçiydi; hiç kimsenin kendisine sahip çıkmadığından, yapayalnız bırakıldığından yakınıyordu.



‘’Oyun bittiği zaman şahları da piyonları da aynı kutuya koyarlar,’’ diyerek herkesin kullanıldığını anlatan Cevizoğlu, medya mensuplarının, baskılara karşı toptan bir tavır almasının, ‘’bu bizden, şu sizden’’ demeden haksızlığa uğrayan bütün gazetecilere sahip çıkmaları gerektiğini vurguladı.

Reha Muhtar, Mehmet Ali Birand’ın da bu konuda ne düşündüğünü sordu... Ve Birand’ın cevabı bir tokat gibi stüdyoda patladı.



‘’Ben diyorum ki: Hulki keşke o dönemlerde de, yani 28 Şubat’ta da sıkı dursaydı… Bugünkü tepkiyi gösterebilseydi. Bizler askerci olmadığımız, iktidarcı olmadığımız, patroncu olmadığımız sürece dik durabiliriz ancak.’’

gazeteciler.com