Av. Yasemin Bezirci

Av. Yasemin Bezirci

Bayramda bayram edelim

Sabah erken saatte kalkar, geceden hazırladığımız o kıyafetleri giyer ve küçücük yaşımızda kocaman gülümserdik. Büyüklerimiz önceden hazırladıkları ikramlıkları çıkartır, bizler el öpmek için sıraya girerdik. Ailenin en büyüğünden başlayarak öpülürdü eller. Misafirler gelmeden el sürülmemesi gereken şeyler vardı bir de, adeta nefesimizi tutarak ilk misafiri beklerdik. Tüm aile bir arada olurdu, o sene Ramazan’ın nasıl geçtiği konuşulurdu. Büyükler güzel Ramazan hikayeleri anlatır, kıssadan hisse çıkarma işini bize bırakırlardı.  Sokaklar akın akın insanlarla dolar, herkes ziyaretin yolunu tutardı. Heyecan, koşturmaca, çalan zil, öpülen eller, toplanan harçlıklar…  Şeker değildi, şükürdü bayram.

 

Geçmişiyle bayramlaşmayanın, geleceği olmuyor. Geçmişlerin ruhuna okunan dualar, en yaşlıdan başlanan ziyaretler, yetimi sevindirmeler, kimsesi olmayanın kapısını çalmalar yok artık. ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, o bana gelmemişti, yıllardır görüşmemişiz şimdi aramak olmaz vb.’ bahaneleri var. Bu yüzden “Vefa” yerini bencilliğe bırakıyor belki de… Geçmişimizi unutup geleceğe bakıyoruz bakmasına da; geleceğimiz yüzümüze bakmıyor. Emek emek büyütülen çocuklar bayramda kapı çalmıyor, saygı ile sevgi sözcüğü sadece sözlüklerde kaldı. Büyüklerine yaptıklarını ileride küçüklerinden göreceklerinin belki farkındalar, belki de değiller.. Belki de bu yüzden bir sıcak bayram tebriği yapmadan, gün hesabı yaparak bunu tatil fırsatı biliyorlar. Kimsenin tatiline diyecek lafımız yok da, hâl hatır sorana hasretiz… Nerede mi o eski bayramlar? Bayram hazırlığının valiz hazırlığına döndüğü yerde, Şükür’ün yerini şeker’e bıraktığı yerde…

 

       Fırsatımız varken değerini bilmeye varsanız; buyurun sizinle devam edelim. Geceden hazırlayın kıyafetinizi, alarmınızı erken saate kurun. Bayrama yakışan bir tebessümle uyanın yarma sabahına. Sadece iş ve sosyal çevrenizle sınırlı kalmayın. Aile büyüklerini, kimsesizleri, garipleri, yetimleri, öksüzleri de ekleyin ziyaret listenize. Hani şu ‘bir ara gideriz’ diyerek hep sonralara ertelediğiniz her kim varsa çalın kapısını. Bu bayram açan varken çalın kapıları, bir sonraki bayramda o kapıyı açacak birileri olmayabilir… Dahası da var; bir sonra ki bayramda kapıca açacak birileri olsa da kapıyı çalacak olmayabilir.

 

Küs müsünüz? Barışın. Dargın mısınız? Sarılın. Kırgın mısınız? Affedin. Korkuyor musunuz? Cesaretlenin. Bu bayramı fırsat bilin. Haksız iken özür dilemek hoş bir davranıştır. Haklı iken özür dilemek ise; erdemdir. Bu erdeme nail olursanız; belki dışarıdan ilk bakışta ahmaklık gibi görünür, belki karşınızdaki kendini fasulyeden nimet zanneder, bırakın istediklerini düşünsünler. Sonuçta ise; kendinize duyduğunuz saygınız artar ve aslında toplamda kazanan siz olursunuz.  Unutmayın, kuyuya atanlar her daim zalimdir. Onlar zalim diye biz erdemli olmaktan, anlamıyorlar diye anlatmaktan mı vazgeçeceğiz? Mazlum iken erdemli olanlara selam olsun…

 

 

Tebessümü yüzümüzden, şükürü kalbimizden, sevdiklerimizi yakınımızdan eksik etmediğimiz nice bayramlara ulaşmak temennisiyle, bayramınızı kutlarım değerli okuyucularım.

 

Haftaya görüşmek üzere…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.