Babasız geçen 10 yıl…

Geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda Bangladeş’teydim. İHH tarafından yaptırılan yetimhanelere gittiğimizde Arakanlı yetim çocukların dillerini bilmediğimiz halde kucağımıza atlayıp “beni sev” demelerini çok rahat anlamıştım. Onları sevdim, okşadım, azıcık da olsa iyi vakit geçirmeleri için her dediklerini yaptım. Onlar sevinirken ben gözyaşlarımı tutamamış, kendi çocuklarımı hatırlamıştım. Bir anda gözümde tüttüler. Bir bayram günü çocuklarım babalarının ellerini öpememişlerdi. Babaları binlerce kilometre ötede, babasız yetimleri sevindiriyordu…

Türkiye’ye dönünce Allah’a şükrederek, yavrularıma sarılıp babalarının varlığını hissettirdim. Oysa tam 10 yıldır ben de babasızdım. Ben de bir yetimdim…

Çok geç anlamıştım anayla babayla sohbetin çok keyifli bir amel olduğunu. Anlamıştım anlamasına da uzun sürmedi; babam aramızdan ‘erken’ ayrılıp gitti. Artık bir yanım eksikti. Bu hissi herhalde ömrümün sonuna kadar atamayacağım üzerimden…

Abdullah bin Amr bin As (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

“Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek:

−Ben Allah’tan ecir isteyerek hicret ve cihad etmek üzere sana biat ediyorum, dedi.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Annen ve babandan sağ olanı var mıdır?”

Adam:

−Her ikisi de sağdır, dedi.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Böyle iken sen Allah’tan ecir mi istiyorsun?”

Adam:

−Evet deyince Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

−“Öyle ise annenin ve babanın yanına dön ve onlara güzel sohbet et!”

10 yıl önce bugün Ramazan Bayramı’nın birinci günüydü. O gün toprağa verdik babamı. Bayramlarda biraz da o yüzden kaçıp gidiyorum buralardan. Bayram sabahlarının babasız ne kadar tatsız olduğunu babası hayatta olanlar anlayamazlar…

Babamın cenazesini hocaefendiyle birlikte yıkarken gülüyordu babam ve giderken bile nasihat etmeyi ihmal etmiyordu. Sanki diyordu ki bana, “Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı!” Ankebut 64.

Babasıyla veya oğluyla küs birini görünce veya duyunca içim ‘cız’ ediyor. Bir baba oğluna darılabilir belki, ama bir evlat babasına nasıl küsebilir, nasıl içine sindirir bu hareketi anlayamıyorum. Ve bir işe kalkışacak olana rastlarsam, ‘babandan dualı mısın?’ diye sorarım. Annesini ya da babasını eşi istemiyor diye ihmal edenlere, onları evlat sevgisinden mahrum edenlere ise acırım…

Babam yok artık, ama annemi, dünyadaki hiçbir şeye değişmem…

Dünyada iken babamın duasını çokça aldım. Şimdi annemin dualarına muhtacım. Babamı, benden memnun olarak ahiret yurduna uğurladığımı sanıyorum. Bu yüzden ben de çocuklarıma dua etmeden bir gün bile geçirmem. Duam odur ki, çocuklarım da babalarının kıymetini erken anlarlar da şu üç günlük dünyada boşa kürek çekmezler…

Rabbim dualarımızı kabul etsin inşallah…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum