Şakir Tuncay Uyaroğlu

Şakir Tuncay Uyaroğlu

ALIŞTIRMALAR-13

Saygı değer okuyucularım; bugün size 50 tane alıştırma maddesi daha sunuyorum. İmla ve noktalama bilginizi bir yoklayın bakalım. Bu cümlelerin doğrularını bir yere yazın ve sonra da benim sunduğum doğrularla bir karşılaştırın. “Türkçe Konuşacaksak, Türk’çe Konuşalım.” adlı kitabım için 1001 alıştırma maddesi olarak hazırladığım bu bölümle ilgili paylaşımlara arada bir devam edeceğim. İnşallah, faydası olur diye ümit ediyorum.

YANLIŞLAR

601. Kabahat; baltadada, saptada.

602. Kabahat; ölendemi, öldürendemi?

603. Kaç kere yemin ettim, kaç gönülede girdim; sensiz yapamıyorum ah, bak yine geri döndüm…

604. Kaç yaşın da olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun; tamamen yenilenmek mümkün.

605. Kaderim de hep güzeli aradım.

606. Kadın olmasaydı, dünya da yaşamanın neşesi kalmazdı.

607. Kadın, evlenince iradesini; erkek te, bencilliğini bırakmalıdır.

608. Kadın, şefkât ve güzelliğin; erkekte, doğrunun ve hakkın simgesi olursa, o ev de mutluluk olur.

609. Kadın; eşikdibin de değil, beşik dibinde belli olur.

610. Kadın; kendi başına ne gül goncasıdır, nede diken. / Koklamasını bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken.

611. Kadınında erkeğinde terbiyesi, birbirleriyle tartıştıkları zaman ortaya çıkar.

612. Kalbi kırmaya tek bir söz yeter; ama kırılan kalbi tamir etmeye ne bir özür, nede bir ömür yeter.

613. Kalbin de bir kırık var, dudak da hıçkırık var; görüyorum sonun da, sonun da ayrılık var.

614. Kalb, mantıkdan daha kuvvetlidir, her dilediğini ona söyletir.

615. Kalp, bir aşkdan ötekine göçederken az-çok zedelenir. Tam aşk, ilk aşkdır.

616. Kalplerin geniş olduğu yer de, ev dar gelmez.

617. Kanaattan hiç kimse ölmedi, hırslada hiç kimse padişah olmadı.

618. Kanadı olmıyanlar, uçurumlar üzerine yuva yapmamalıdırlar.

619. Kapı da ki gürültü hepimizi ürküttü.

620. Karadeniz’e sefermi edeceksin, telâşın ne?

621. Kardeşiyle ilgileniyordu; zira buda onun temel görevleri arasındaydı.

622. Kardeşlerimden; büyüğü yirmibeş, ortancası 13, küçüğü ise sekiz yaşındadır.

623. Karı-koca kavgası, eğer huyların çarpışması değilse; geçici bir sağanakdır, sağnak geçtikden sonra hava açılır.

624. Karlar yağar kış değilmi, kişi halini bilse hoş değilmi?

625. Kasabamıza, bir keresindede tanınmış bir sanatcı gelmişti.

626. Kasap et derdin de, koyun can derdin-de.

627. Kâtip benim, ben katibin, el ne karışır; kâtibime kolalıda gömlek ne güzel yaraşır…

628. Katrandan olmaz şeker, olsada cinsine çeker.

629. Kaybetmeyi bilmiyen, kazanmayıda bilmez.

630. Keçi can kaygısın da, kasap yağ kaygısın da.

631. Keçi keçiyi dağ da, salkım salkı mı bağ da bulur.

632. Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlıyamazsınız.

633. Kenarlar da, köşeler de, kadehler de, şişeler de; ben kalbimden başka yer de inan seni bulamadım.

634. Kendim gurbet el de, gönlüm sıla da; mevlâm sen eriştir bizi murada…

635. Keşke şimdi bende oralar da olsaydım.

636. Kınama ve azarlama da aşırıya gitmek, inada neden olur.

637. Kısmetse, gelir Hint’den Yemen’den; kısmet değilse, ne gelir elden.

638. Kızıda geldi, gelinide.

639. Kibarlığının arkasın da, bir çocuksuluk ta vardı.

640. Kim demişki, sevgiler ayrılıklarla biter…

641. Kim derdiki, birtanem gün gelip bıkacağız.

642. Kim derdiki, biz ayrılacaktık; kısmet te varmış bize ayrılık.

643. Kim derdiki, seninle birgün ayrılacağız.

644. Kime ne ettimki, gocunsun yaram; gönül isterki, yaramı kendim saram.

645. Kimi zamanda, hafta da bir formalar halinde yayınlanan “Güzel Prenses” romanının o hafta çıkan formasını satın almak üzere, konağın yakının da ki sahaf dükkanına gider.

646. Kimileri vardır aşkın en yücesine layıkdır. Kimileri vardır, aşkın en yücesini versende, aşağılıktır.

647. Kiminki bağı var, yüreğin de dağı var.

648. Kirli ve acı su da yaşamaya alışkın balık, tatlı ve temiz su’da boğulur.

649. Kirpi’de, yavrusunu "Pamukum" diye severmiş.

650. Kişinin kendisine ettiğini, cümle alem biraraya gelse edemez.

 

DOĞRULAR

 

601. Kabahat; baltada da, sapta da.

602. Kabahat; ölende mi, öldürende mi?

603. Kaç kere yemin ettim, kaç gönle de girdim; sensiz yapamıyorum ah, bak yine geri döndüm…

604. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun; tamamen yenilenmek mümkün.

605. Kaderimde hep güzeli aradım.

606. Kadın olmasaydı, dünyada yaşamanın neşesi kalmazdı.

607. Kadın, evlenince iradesini; erkek de, bencilliğini bırakmalıdır.

608. Kadın, şefkat ve güzelliğin; erkek de, doğrunun ve hakkın simgesi olursa, o evde mutluluk olur.

609. Kadın; eşik dibinde değil, beşik dibinde belli olur.

610. Kadın; kendi başına ne gül goncasıdır, ne de diken. / Koklamasını bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken.

611. Kadının da erkeğin de terbiyesi, birbirleriyle tartıştıkları zaman ortaya çıkar.

612. Kalbi kırmaya tek bir söz yeter; ama kırılan kalbi tamir etmeye ne bir özür, ne de bir ömür yeter.

613. Kalbinde bir kırık var, dudakta hıçkırık var; görüyorum sonunda, sonunda ayrılık var.

614. Kalp, mantıktan daha kuvvetlidir, her dilediğini ona söyletir.

615. Kalp, bir aşktan ötekine göç ederken az çok zedelenir. Tam aşk, ilk aşktır.

616. Kalplerin geniş olduğu yerde, ev dar gelmez.

617. Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı.

618. Kanadı olmayanlar, uçurumlar üzerine yuva yapmamalıdırlar.

619. Kapıdaki gürültü hepimizi ürküttü.

620. Karadeniz’e sefer mi edeceksin, telaşın ne?

621. Kardeşiyle ilgileniyordu; zira bu da onun temel görevleri arasındaydı.

622. Kardeşlerimden; büyüğü 25, ortancası 13, küçüğü ise 8 yaşındadır.

623. Karı koca kavgası, eğer huyların çarpışması değilse; geçici bir sağanaktır, sağanak geçtikten sonra hava açılır.

624. Karlar yağar kış değil mi, kişi hâlini bilse hoş değil mi?

625. Kasabamıza, bir keresinde de tanınmış bir sanatçı gelmişti.

626. Kasap et derdinde, koyun can derdinde.

627. Kâtip benim, ben kâtibin, el ne karışır; kâtibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır…

628. Katrandan olmaz şeker, olsa da cinsine çeker.

629. Kaybetmeyi bilmeyen, kazanmayı da bilmez.

630. Keçi can kaygısında, kasap yağ kaygısında.

631. Keçi keçiyi dağda, salkım salkımı bağda bulur.

632. Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.

633. Kenarlarda, köşelerde, kadehlerde, şişelerde; ben kalbimden başka yerde inan seni bulamadım.

634. Kendim gurbet elde, gönlüm sılada; Mevlam sen eriştir bizi murada…

635. Keşke şimdi ben de oralarda olsaydım.

636. Kınama ve azarlamada aşırıya gitmek, inada neden olur.

637. Kısmetse, gelir Hint’ten Yemen’den; kısmet değilse, ne gelir elden.

638. Kızı da geldi, gelini de.

639. Kibarlığının arkasında, bir çocuksuluk da vardı.

640. Kim demiş ki, sevgiler ayrılıklarla biter…

641. Kim derdi ki, bir tanem gün gelip bıkacağız.

642. Kim derdi ki, biz ayrılacaktık; kısmette varmış bize ayrılık.

643. Kim derdi ki, seninle bir gün ayrılacağız.

644. Kime ne ettim ki, gocunsun yaram; gönül ister ki, yaramı kendim saram.

645. Kimi zaman da, haftada bir formalar hâlinde yayımlanan “Güzel Prenses” romanının o hafta çıkan formasını satın almak üzere, konağın yakınındaki sahaf dükkânına gider.

646. Kimileri vardır, aşkın en yücesine layıktır; kimileri vardır, aşkın en yücesini versen de aşağılıktır.

647. Kimin ki bağı var, yüreğinde dağı var.

648. Kirli ve acı suda yaşamaya alışkın balık, tatlı ve temiz suda boğulur.

649. Kirpi de, yavrusunu "Pamuk’um" diye severmiş.

650. Kişinin kendisine ettiğini, cümle âlem bir araya gelse edemez.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.