Afrika evet diyor ya siz?

hasim-akin-(1)-001.jpg

Biliyorum ki bu yazıyı okuyanlar, bir karar vermek için papatya falına bakıp da evet - hayır çekmeyecekler. Ortam her geçen gün kızışıyor. Gerçi bacak ısırmaya varan hareketler bitmiş görülse de yarını bilmiyoruz.

                Herkes sosyal medyada, “Ben varım, sen de var mısın?” diye eşe dosta çağrı yapıyor. Ben de Afrika’dan bakayım dedim. Doyduğumuz yer burası olsa da doğduğumuz ve gönlümüzle beraber birçok şeyimizi de bırakıp geldiğimiz yer orası. Aynı zamanda kürkçü dükkânı…

                Geçen aylarda meydana gelen menfur bir terör saldırısında bana başsağlığı dileyen yerli bir kardeşle konuşurken bana şehitlerin sayısını sordu. Net sayıyı hatırlayamadığım için yuvarlak bir sayı vermiştim. “Ben sabah şu kadar şehit, bu kadar da yaralı olduğunu okudum.” diye net sayıyı söyledi. Türkiye’yi böylesine dikkatli ve kaçırmadan takip ediyorlar. Bunu unutmamak lazım.  

Sadece bir kişi veya zümreye olan sınırsız muhabbet veya nefretinden, hemencecik karar verecekler hariç olmak üzere, kendi çapında ciddi argümanları takdirle karşılarım. Ama burası yıllarca Avrupa’nın kolonisi olmuş, hunharca sömürülmüş topraklar. Biz buraların adını bile duymamışız. Birçok üniversite mezunu arkadaşım, Burkina Faso adını ilk kez duydular. Ama biz duymasak da buralarda yaşayan Allah’ın kulları var.

                Bizim kadim medeniyetin izdüşümleri, bu acılı topraklara son yıllarda ancak gelebildi. Bize gördüğümüz siyah renkli insanları yamyam diye tanıtan, gene bu eskimiş ve bırakılmak istenmeyen zihniyetti. Sömürmenin ve kendine köle etmenin dışında insani bir hisle gelen Osmanlı torunlarını seviyorlar. Onlar, Türkiye’ye ve Türk insanına çok farklı gözle bakıyorlar. Yazın meydana gelen menfur darbe olayından sonra bir öğretmen kardeşimizin bana ses tonunu yükselterek; “Ama Tayyip Erdoğan sadece sizin cumhurbaşkanınız değil ki…” deyişini hatırlıyorum.

                İnsanoğlunun yaptığı hiçbir şey mükemmel olamaz. Daha iyisi yapılıncaya kadar en iyisi, var olandır. Ama dünü aratmayacağından eminim. Sınırlar, sadece ülkenin çevresine çizilmiyor. Bu referandumda hayır vereceğini ilan eden tanıdığım birçok insan bana Afrika’ya gitmenin gereksizliğini anlatmak için epey gayret sarf etmişti. (Bunun içinde ilahiyatçı öğretmen arkadaşlarım da dâhil…) “Bırak, dön memleketine, ne işin var elin ülkesinde!” diyenlerin kararlarını duymak beni yanıltmıyor. Aslında sınırlar, onların gönüllerinde ve zihinlerinde. Çünkü “Türkün Türk’ten başka dostu olamaz” mantığı onları bildik zihniyete mahkûm etmiş.

Vakıa korkulan şey, tek veya çift adam sıkıntısından kaynaklanmıyor. Zihinlerinde ve gönüllerindeki prangaların kırılıp, mazlum ve masum coğrafyalara daha ivedilikle el uzatmanın onlarda var olan klişe bilgi ve düşünceleri dağıtacak olması korkutucu geliyor. Unutulan değerlerle yüzleşmek, bu güne kadar yapılmamış / yapılamamış olanların yapılması, kiminde korkuya, kiminde kıskançlığa neden oluyor. Böylesi durumlarda kurulan birlikteliklerle büyüceklerini sananlar, birkaç yıl sonra geriye dönüp baktıklarında keşke hatırlayacakları güzel şeyleri olsaydı.

                Buna kabul yolunda görüş bildirmek için hiçbir gerekçem ve delilim olmasaydı, Afrika’daki insanların algısı ve duası benim kararım için yeter de artardı bile. Ben, oylama sonuçlarını en az Türkiye kadar merakla bekleyeceklerini biliyorum. Çünkü bunun denemesini 15 Temmuzda gördük. Sabaha kadar bizimle birlikte uykusuz kalıp, dua edenleri, namaz kılanları tanırım. Türkiye’deki tank durdurma eylemlerini görünce, gitmek için fırsat arayanları ve orada olmak, sizinle birlikte tankın önüne yatmak için can atanları bilirim. Aynı adam, günde on defa aynı soruyu sorardı. “Ne oldu? Son durum nedir? Bir sıkıntı yok değil mi? … ” Sanki komada yatan babasını sorar gibi…

hasim-akin-(2)-001.jpg

                Siz, kendiniz ve çocuklarınız için ne bekliyorsunuz bilmiyorum. Ama Afrika’nın rengi gibi bahtı da kara insanları, çok şey bekliyor. “Hayır!” cephesini üzecek bir şey söyleyeyim mi? Onların duası, sizin komik olmaktan öte iğrenç kampanyalarınızı ve desteklerinizi yenecek. Siz, mazlumun o gözlerinde oluşan bulgur gibi yaşla nasıl dua ettiğini hiç gördünüz mü? Eski sistem devam edince mazlumlar bitecek, zalimlerden hesap çok daha hızlı mı sorulacak?

Ah be dostum! Keşke sen inansaydın, belki beni de inandırabilirdin… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum