Suat Şahinoğlu

Suat Şahinoğlu

8. GÜN ÜSKÜP: OSMANLI'NIN SON DURAĞI DEĞİL, YAŞAYAN HATIRASI

Turumuzun 8. gününe gezimizin son durağı olan Kosova Üsküp’te uyanıyoruz. Kahvaltımızı yapıp otelden ayrılarak otobüsümüzle Üsküp şehir içinde gezimiz devam ederken, Üsküp’te yaya olarak dün ve önceki gün gezdiğimiz yerler hafızamda canlandı. Üsküp, gezi boyunca gördüğüm şehirler içerisinde Osmanlı mirasının en yoğun hissedildiği yerlerden biriydi. Türk Çarşısı… Mustafa Paşa Camii... Kuyumcular Sokağı... Arasta Camii... Taşköprü... Davut Paşa Hamamı... Çifte Hamam... Murat Paşa Camii... Sulu Han... Kapan Han... Kurşunlu Han... Bu yapıları gördükçe yürürken insan kendisini zaman zaman bugünün Makedonya'sında değil, Osmanlı Rumelisi'nin bir şehrinde hissediyor.

Taşköprü'den Vardar Nehri'ne baktığımda gezi boyunca zihnimde dolaşan soruyu yeniden düşündüm:

Osmanlı gerçekten gitmiş miydi? Siyasi olarak elbette gitmişti.

Fakat taşlarda, isimlerde, çarşılarda, camilerde, hanlarda, hamamlarda, yemeklerde ve insanların hafızasında hâlâ bir şeyler yaşamaya devam ediyordu.

Modern Üsküp; Vardar'ın karşı tarafına geçtiğimizde ise bambaşka bir Üsküp gördük. Makedonya Arkeoloji Müzesi... Ulusal Tiyatro... Direniş Müzesi... Büyük heykeller... Rahibe Teresa'nın doğduğu şehir olarak ona ithaf edilen anıt ve müze... Ve 1963 depreminden sonra eski hâliyle bırakılan Eski Tren İstasyonu.

Üsküp'te birkaç saat içerisinde Osmanlı'dan sosyalizme, modern Makedonya'dan Avrupa kimliğine uzanan bir tarih yürüyüşü yaptık. Şehir, Balkanlar'ın bütün hikâyesini küçük bir alanda özetliyor gibiydi.

Balkanlar’daki son durağımız olan Üsküp’te gezimizin de sonuna gelmiş oluyoruz. Otobüsle Üsküp havaalanı dönüş yolumuzda dolu dolu ve çok samimi bir ortamda geçen bir haftanın çok çabuk geçtiğini düşünüyorum. Evet 22 Ağustos tarihinde Konya’dan başladığımız Gönül Coğrafyamıza yolculuğumuzu son durağımız olan Kosova Üsküp’te uçağımza binerek doğrudan Konya havaalanına inerek tamamlamış oluyoruz.

Ve böylelikle 8 günlük Sırbistan, Bosna Hersek, Arnavutluk, Karadağ, Makedonya ve Kosova’yı kapsayan yolculuğumuz Balkan turunu ve fethini de tamamlamış oluyoruz.

Balkan çocuğu olan Yahya Kemal’in dizeleri ile yazımıza başlamıştık. Ve yine yazımızı onun Balkanlar’ın ruhunu yansıtan Üsküp için yazdığı Kaybolan Şehir şiirinin şu manzum mısraları ile bitirelim.

*Üsküp ki Yıldırım Bayazıd Han diyârıdır

Evlâd-ı Fâtihân’a onun yâdigârıdır.

Firûze kubbelerle bizim şehrimizdi o;

Yalnız bizimdi, çehre ve rûhiyle biz’di o.

Üsküp ki Şar-dağ’ında devâmıydı Bursa’nın

Bir lâle bahçesiydi dökülmüş temiz kanın.

Üç şanlı harbin arş’a asılmış silâhları

Parlardı yaşlı gözlere bayram sabahları.

Vaktiyle öz vatanda bizimken, bugün niçin

Üsküp bizim değil? Bunu duydum için için.

Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir!

Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!

Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,

Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.