• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Konya 20 °C
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek

Türkçesi varken-2

Şakir Tuncay Uyaroğlu

Sıra geldi, son dönem dilimize yerleştirilmeye çalışılan bazı kelimelerle ilgili tespitlerimize…

Çok iyi biliyorum ki, aşağıdaki örnek cümlelerde geçen yabancı kelimelerin yerine, - bunlarla ilgili olarak yapılan yorumlardan ilhamla - yanlarındaki Türkçe karşılıkları tercih edeceksiniz…

Ambulans (cankurtaran) hayli gecikti.

[ “ambulans” kelimesinin İngilizcedeki gerçek anlamı: “sürekli gezip dolaşan” demektir, kelime sağlıkla ilgili anlamını daha sonra kazanmıştır. Bir, dilimizdeki anlam güzelliğine ve zenginliğine bakalım; bir de, İngilizcedeki soğukluğa ve anlam belirsizliğine…

Bu arada önemli bir hatırlatma: Plajlarda görev yapan ve meslek adlarına sahip çıkan “cankurtaran”lara minnet ve şükran borçluyuz. Çünkü, onların sayesinde “cankurtaran” abidesini ve şahikasını hatırlıyoruz.]

Bilgisayarla haşır neşir olanların birçoğunun e-mail (e-posta / elmek) adresleri var.

[ Ne olur, artık “e-mail” demekten vazgeçin. Ben bilgisayar başındayken, mektuplarıma ya da postalarıma bir bakayım dediğimde, çevremdekiler bunu yadırgıyorlar ve ayıplıyorlar, şaka yaptığımı zannediyorlar.

Oysa üzerine basa basa; mektup ya da posta diyorum. Mektup, ha bir kâğıt üzerinde yazılı olarak elimize ulaşmış, ha elektronik ortamda ne fark eder?

Güzel Sanatlar Fakültesi’nden bir öğrencime bazı çalışmalarımı e-posta olarak göndermiştim. Öğrencim de, bu çalışmaları aldığını belirten bir e-posta göndermiş: “Hocam, teşekkür ederim; e-mailinizi aldım.” diye. Bunu görmezden gelmek ne mümkün.

Hemen bir cevap yazdım ve gönderdim: “Değerli Sevgi Hanım, ‘e-mail’ değil, ‘e-posta’ lütfen.” diye. Öğrencimizin bu talebimize karşılığı aynen şöyle oldu: “Hocam, özür dilerim, e-postanızı aldım, teşekkür ederim.”

Yaptığımız, belki bir kıvılcım yakmak; ama ben şuna inanıyorum: O öğrencim, ne zaman “e-mail” dese, yaptığım uyarı mutlaka hatırına gelecektir. Bu konuda, biraz daha duyarlılık lütfen!

Posta teşkilâtının kurulduğu yıl dilimize giren ve dolayısıyla - 10 Ekim 2014 itibarıyla - 173 yıllık geçmişe sahip olan Fransızca kökenli “posta” kelimesi, malum olduğu üzere günlük hayatın bir parçası olmuş durumda. Şarkılarımıza, türkülerimize, tekerlemelerimize bile girmiş.

Umarım; “Bak postacı geliyor, selam veriyor; herkes ona bakıyor, merak ediyor.” dizelerinin, “Bak mailci geliyor, selam veriyor; herkes ona bakıyor, merak ediyor.” diye söylendiği günleri görmeyiz ve babası “postacı” olan gençlerimize “Babanız ne iş yapıyor?” diye sorduğumuzda “Babam mailci.” cevabını almayız. ]

Bizim jenerasyonun (kuşağın) hâli başka.

[ Bu cümleyi, yılların usta sanatçısı sevgili Fikret Hakan’dan duyduğum zaman çok üzülmüştüm. Demek ki, o da bu akıntıya kapılmaktan kendisini kurtaramamış. ]

Dizüstü bilgisayarımın scannerını (tarayıcısını) ve printerını (yazıcısını) değiştirmek zorundayım.

[ “tarayıcı” ve “yazıcı” gibi her şeyiyle bizden; mükemmel, dört dörtlük, sevimli, muhteşem kelimeler varken; hâlâ bu ısrar niye? İşin kolayı varken, niçin hâlâ scanner, printer? ]

En kısa zamanda C.V.’nizi (özgeçmişinizi) gönderiniz.

[ “özgeçmiş”, “hayat hikâyesi”, “sergüzeşt” kelimeleri varken; açık şekli “curriculum vitae” olan tamlamayı nedense çok sevdik. Zannederim bunda en büyük etken, bu ifadenin kısaltmasının olmasıydı. Eğer, biz de “özgeçmiş”i “Ö.G.” şeklinde kısaltsaydık, “C.V.”nin tutma şansı olmayacaktı.]

Firmamıza borcunuz, total (toplam) olarak 1000 TL tuttu.

[ Büyük bir firmanın satış elemanı, bir bakkal dükkânına gider ve iş yeri sahibi Mehmet Amcanın siparişlerini not alır. Mehmet amca sorar, “Oğlum, borcum ne tuttu?” diye. Satış elemanı cevap verir: “Mehmet amca, borcunuz total olarak 1000 TL tuttu.”

“Garibim Mehmet amca ne bilsin, “total”in ne olduğunu? Onun bildiği bir tek “total” vardır, o da petrol ürünleri dağıtım şirketi. Der ki:

“Oğlum, total de neyin nesi? Sen benim toplam borcumu söyle, ben benzin almayacağım. Tabii ki, bu iğneleyici sözden sonra, satış elemanı olan zatın görüntüsü malumunuzdur: Gökkuşağının bütün renkleri.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim