• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Konya 17 °C
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'

Tekfir Fenomeni

Ramazan Altıntaş

Arapça’da ehl sözcüğü bir yere, bir düşünceye, bir inanç ve görüşe ait olan insan topluluğunu ifade eder. Ehl-i sünnet terkibindeki “sünnet”ten maksat; dini tebliğ, beyan ve temsil etmekle yükümlü kılınan Hz. Peygamberin temel inanç konularında ortaya koyduğu anlayışı benimseme ve kabul etmektir. “Cemaat” ise, sahabenin din anlayışını benimseyen her devirdeki Müslümanların büyük topluluğuna verilen bir isimlendirmedir. Genel anlamda Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat deyiminden, itikadi konularda Hz. Peygamberin ve ashâb-ı kirâm’ın takip ettikleri yolu benimseyenleri anlamak gerekir.

Ehl-i sünnet ve’l-cemaat kavramı, sadece bir fırkanın adı değil, içinde Mâtürîdîlik ve Eş’ârilik gibi çeşitliliği barındıran kuşatıcı bir üst zihniyetin genel adıdır. Ehl-i sünnet ve’l-cemaat, itikadi ve ameli konularda her türlü aşırılık ve gerilikten uzak dengeyi ifade eder.

İtikatta Sünnilik deyince, doğru ve sağlam inanca bağlı mutedil Müslümanlar akla gelir. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat olmanın olmazsa olmaz ilkeleri arasında; “Kabe’yi kıble kabul edenleri küfürle itham etmemek, fâsık bile olsa inançlı olduktan sonra herkesin arkasında namaz kılmayı benimsemek, ameli imandan bir cüz saymamak, sahabeyi hayırla yadetmek” sayılır.

İslam düşünce tarihinde Ehl-i sünnet kendi içinde iki gruba ayrılmıştır. Bunlardan birincisine Ehl-i sünnet-i hâssa, diğerine de Ehl-i sünnet-i âmme denilir. Ehl-i sünnet-i hâssa sahabelerin sıfatı olup, teşbih ifade eden nasları aklî te’villere tabi tutmazlar. Ehl-i Sünnet-i âmme ise Mâtürîdîler ve Eş’arî’lerin sıfatı olup, itikadi konularda hem akla ve hem de nakle yer verirler. Teşbih ifade eden nasları te’vil ederler.

Ehl-i Sünnet düşüncesi, tarih boyunca Müslümanlar arasında insan doğasına uygun mutedil/yaşanabilir bir din anlayışını temsil ettiği için geniş halk kitlelerinde kabul görmüştür. İmam-ı Eş'ari'nin dediği gibi, bütün farklı ve çoğulcu mezhebi anlayışlara rağmen İslam topyekûn fırkaları içinde toplamış ve hepsine de şamil olmuştur.Bu sebeple mezheplerin farklılığı bir ayrılık değil, inancı yaşamada bir kolaylık unsurudur.

Maalesef durum böyle iken, son zamanlarda İslam âleminde “tekfir”cilik yeniden hortlatıldı. Artık kimi müslümanlar birbirlerini kolayca küfürle itham etmekle kalmıyor, birbirlerinin kanlarının dökülmesini mubah görüyorlar. Bu durum müslümanlar arasında parçalanmayı ve husumeti derinleştiriyor. Bunun en son örneklerinden birisi, yıllarca Afganistanı işgal eden Ruslara karşı mücadele veren sabık Cumhurbaşkanı Burhaneddin Rabbani’nin şehit edilmesidir.

Hâlbuki Taliban denilen anlayış, konuştuğunuz zaman kendisini amelden Hanefi, itikattan Matüridi olarak tanımlar. Ehl-i sünnetin gerek ameli ve gerekse itikadi bakış açısından bir müslümanı tekfir etmek, hele hele onun hayatına kastetmek asla çıkarılamaz. Kaldı ki, İmam-ı Azam Ebu Hanife, bir kimse tenzilin aslını inkâr etmedikçe te’vilinde dolayı küfürle itham edilemez, demektedir. Burada tenzilden maksat, Kur’an; te’vilden maksatsa, onun yorumudur.

İtidali temel alan Sünni bakış açısında, hiçbir Müslüman kendi dini yorumunu mutlak yorummuş gibi görüp diğer yorumları “öteki” ya da din dışı göremez.Kur’an, Müslümanları Allah’ın ipi konumunda olan Kur’an’a tutunmaya, parçalanıp ayrılmamaya çağırır. (Âl-i İmran 3/103). Buna rağmen, farklı din yorumlarından dolayı Müslümanlar birbirlerine silah çeker pozisyonlara gelmektedirler. “Bize silah çeken bizden değildir” diyen Nebevi kavil nasıl da unutuluyor? İslam dünyasında maalesef bazı eğitim kurumları “tekfir”ci bir Müslümanlık üretiyor. Ümmetin mücadeleci âlimleri, siyasetçileri ve entelektüelleri bu konuya şiddetle eğilmeleri gerekir. Hatta bugün Somali’de açılık ve sefaletin arkasında da bu problem yatmaktadır.

Kur'an cadde­sinde olmak şartıyla; yürüyüşü, metodu ve anlayışı ne olursa olsun, bütün mü'minler birbiri­nin kardeşidir. Müslümanlar, dinde zaruri olan noktalarda ittifak edip aralarında fer'i mes'eleleri anlaşmazlık sebebi yapmamalıdırlar. Umarım bu uyarılardan itikatta denge firarisi yaşayan problemli Müslümanlar ders çıkarırlar. 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim