• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Konya 20 °C
  • Gülen bizi yurdun mescidine kilitleyip kırbaçlı adam dikti!
  • TRT'nin eski personeline FETÖ'den dava
  • Ali Ünal'a iki kez ağırlaştırılmış müebbet talebi
  • Gülen bizi yurdun mescidine kilitleyip kırbaçlı adam dikti!
  • TRT'nin eski personeline FETÖ'den dava
  • Ali Ünal'a iki kez ağırlaştırılmış müebbet talebi

Hz. Hüseyin'e Sünni eleştiriler

Murat Kayacan

Müslümanlar için tevhidden (Allahu Teala’nın bir oluşu) sonra en önemli şeyin adalet olduğu ilkesi, Mutezile mezhebinin esasları arasında ikinci sıradadır. Adalet o kadar önemlidir ki, bir Müslüman ile bir Yahudi arasındaki davada Yahudiye iftira atan Müslümana “hain” demeyi (Nisa, 4:105)  meşru kılar. Dolayısıyla İslam, din milliyetçiliği yapmayı değil adaleti merkeze alan bir ümmetçi anlayışı teşvik eder. Yine tarihi birikimimizi ibret alarak okuyabilmek için adaleti elden bırakmamamız gerekir. Bir kişiye ya da topluma olan kinimiz bizi adaletsizliğe sürüklememelidir (Maide, 5: 8).

Yukarıda belirttiğimiz çerçeveyi Hz. Hüseyin’in Yezid iktidarına karşı ayaklanması hadisesini anlamak için değerlendirdiğimizde gündeme gelen sorulardan ikisi şöyledir: “Hz. Hüseyin Kerbela olayında bir masum imam mıdır, Yezid ‘Allahu Teala’nın lanetinin üzerine olması için’ dua etmenin caiz olduğu bir şeytan mıdır?” Bu konuda zihinde oluşabilecek başka soruların yanında, bu iki soruya Marife Dergisi’nde (Bahar 2010) Adnan Demircan’ın kaleme aldığı “Ehl-i Sünnet Alimlerinin Kerbela Olayına Bakışı” adlı yazıda cevaplar mevcut. Demircan; Kerbela olayında Hz. Hüseyin’i haklı görüp Yezid’i lanetleyenlerin, haklı görüp ihtiyatlı davrananların ve olaydan Hz. Hüseyin’i sorumlu tutanların tutumlarını ele almaktaysa da biz daha az bilinen/gündeme ge(tiri)len “Hz. Hüseyin eleştirileri” üzerinde yoğunlaşacağız.

Demircan’ın yazıda yer verdiği bilgilere göre, Hz. Hüseyin’in ayaklanmasına en kuvvetli eleştiri (Ekin Yayınları’nın Türkçe’ye kazandırdığı nüzul sırasına göre hazırlanmış Tefsiru’l-Hadîs adlı tefsiri dolayısıyla tanıdığımız) İzzet Derveze’den (1888-1984) gelmekte. Sünni bir ailenin çocuğu olup, Osmanlı döneminde Filistin ve Lübnan’da bürokrat olarak çalışan Derveze’ye göre Hz. Hüseyin’in ayaklanma nedeni, kendisinin Hz. Peygamber (s)’in kızının oğlu olması dolayısıyla üstün ve öncelikli olduğuna inanması ve babası Muaviye’ye biat ettiği halde Muaviye’nin oğlu Yezid’in yerine geçme arzusuyla ona meydan okumasıydı.

İbn Abbas ve İbn Ömer’den nakledilen rivayetlere göre, Hz. Hüseyin’in ayaklanmasını ümmetin parçalanması olarak gören ashab da onun bu tavrına karşı çıkmıştı. Ayrıca Hz. Hüseyin’in biat etmeyip Medine’den ayrıldığında Yezid’in iktidara gelişinin üzerinden kısa bir süre geçmişti ve kimse bu süre içinde sapma, isyan veya masiyette bulunduğuna dair de bir rivayette bulunmamıştır.

Yine Yezid Hz. Hüseyin ile savaşılmasını emretmemiştir ki öldürülmesini emretsin. Emrettiği, onun kuşatılması, savaşmadıkça onunla savaşılmaması, teslim olmak veya biat etmek üzere kendisine getirilmesidir. Ne var ki, Hz. Hüseyin “Müslümanların biat ettikleri gibi biat etmek için teslim olmayı” reddetmiş ve kuvvet kullanarak karşı çıkmıştır. Bu durumda onunla savaşmak (siyasal iktidar açısından m.k.) caiz, yasal ve siyasi bir tavır olmuş olur.

Derveze, kendisine ulaşan rivayetlerin; Yezid’in “Hz. Hüseyin’in küçük oğluna, kızlarına ve kadınlarına güzel muamelede bulunduğunu, Yezid’in Hüseyin’in öldürülmesinden hoşnut olmadığını belirttiğini ve bu rivayetlerin, “aksine hareket ettiğine dair rivayetlerden” daha sahih olduğunu ifade etmektedir. Zaten (Hz. Hüseyin fazla destekçi bulamadığı için m.k.) aralarında kadınlara ve çocuklara ilişecek kadar bir şiddetli çatışma da olmamıştır.

Derveze konunun sonunda, Hz. Hüseyin’e ve Ehl-i Beyt’e bir buğzu olmadığına, hatta Hz. Peygamber (s)’in yakınları olduğu için onlara saygılı ve muhabbetli olduğuna Allahu Teala’yı şahit tutar. Gönlünün mutmain olduğu rivayetlerin başka türlü yazmasına imkân vermediğini ve bu doğrultuda fikir sahip olma açısından da yalnız olmadığını belirtmektedir. Demircan yazısında Derveze’nin dışında, olaydan Hz. Hüseyin’i sorumlu tutan Ebu Bekr İbnu’l-Arabi (1148) ve Muhammed el-Hudarî (1927)’nin de görüşlerine yer vermektedir.

Kerbela olayında üzücü bir durum yaşandığı kesin. Ne var ki, Hz. Peygamber (s)’in yakınlarına olan sevgimiz onların eylemlerini “sorgulanamaz” kılmaz. Hz. Hüseyin’in en az Yezid kadar hatalı olma ihtimali göz ardı edilmemelidir. Tarihi duygusallıkların ötesinde anlamaya çalışmak yaşanan üzücü durumların tekrar yaşanmasından bizi alıkoyabilir. En doğrusunu Allahu Teala bilir.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
mk
19 Mayıs 2011 Perşembe 16:12
cehalet
Arabın cehaleti Ububekir efendimizi imam Alinin yerine koydu,yetmedi ömer efendimizi koydu,yetmedi osman efendimizi koydu oda yetmedi imam Ali as ı şehit etti.Oda yetmedi Yalnız İmam Hasan efendimizi zehirledi.Oda yetmedi Kerbelada Hz. Hüseyin efendimizi şehit etti.Oda yetmedi senin ağzından Yezidi akladı.İmamet makamı oluşmadan hilafet makamı oluşmaz.Hilafet makamı da olmadan ümmetin cehaleti bitmez.Sen de kendi cehaletinle Rabbimin huzuruna git.
88.248.246.196
xxx
31 Mart 2011 Perşembe 02:07
vahhabi bağnazlığı...
maalesef yazınız bağnazlık ve tarafgirlik kokuyor.ruz-ı mahşerde ehlibeyt sizden davacı olacaktır.
88.226.81.77
berber
30 Ekim 2010 Cumartesi 02:34
olmamış biraz
Bu mühim meseleleri yayınlayan olursa hakemli dergiler için yazınız. Amatörlere uygun değil kanımca. Resuller dışında kimse masum değil. Tabii ki işin aslını öğreneceğiz. Cesaretiniz yerinde lakin tek kaynak marifetiyle ucuza kaçarak ilmi yaklaşımdan uzak kalmışsınız.
95.10.160.65
Ebu Müslim Horosani
29 Ekim 2010 Cuma 19:34
Yazar
İsminin önünde "Dr." titri olan yazar(!). Bir tarafta Hz. Muhammed'in torunu, kızı Hz. Fatma'nın, ve Allah'ın aslanı ilk müslüman, başka dini hiçbir zaman kabul etmemiş Hz. Ali'nin oğlu, cennetle müjdelenen ve peygamberimizin iki dudağından öptüğü "cennet gençlerinin efendisi" ünvanına sahip Hz. Hüseyin var. Diğer tarafta peygamberimizin baş düşmanı ve müşriklerin başı Ebu Süfyan'ın torunu, Hz. Hamza'nın ciğerini çiğ çiğ yiyen, kulaklarını, burnunu kesip kendisine kolye yapan ve cesedinin üzerinde tepinen Hind'in torunu, şimdilerde vahiy katibi diye yutturulmaya çalışılan ama islamın son iki - üç yılında (kılıç zoruyla) müslüman olan ve İslam'ı bölerek saltanatı getiren Muaviye'nin oğlu Yezid. Akşama kadar fuhuş yapan, sarhoş bir şekilde camiye girerek insanlara hakaret eden Yezid. Cuma hutbelerinin sonunda Hz. Ali ve onun soyuna (soyu da Hz. Muhammed'dir) lanet okutan yezid. Bunların ikisini nasıl yanyana koyarsınız sayın yazar. Derveze denen birinin yazdıklarına dayanarak bunları nasıl yazarsınız. Muaviye'nin "Hz. Hüseyin ve ailesine dokunulmamasını emrettiğini" de söylüyorsunuz. Yalan. Bu da yalan. Ubeydullah Bin Ziyad denen Yezid'in ordu komutanının Kerbela çölünde o masum insanlara neler yaptığını bilmiyorr musunuz. Hz. Hüseyin'in çocuklara su verilmesi için onlardan yardım istediğini bilmiyor musunuz. Merhametsizliği ile tanınan Ubeydullah'ın, Yahudilerin ve Hıristiyanların bile su içtiği koca Fırat nehrinden peygamber soyuna bir yudum su vermediğini bilmiyor musunuz. Hz. Hüseyin şehit edildikten sonra Zeyneb'in, o masum kızların, gelinlerin, kadınların çıplak develerin sırtında götürüldüğünü bilmiyor musunuz. Hz. Hüseyin'in mübarek başına Yezid'in yaptığı eziyetleri bilmiyor musunuz. Bunları ya bilmiyorsunuz, ya da bunda kasıt aramamız gerekiyor. Bu cevabı bile yazmaktan utanıyorum. Umarım yorumumu da çöpe atmazsınız. Eğer çöpe atacaksanız bile sayın yazar(!)ın okumasını sağlayın lütfen. İslam tarihini bir kez daha okusun.
78.166.134.238
ismail ceran
28 Ekim 2010 Perşembe 15:36
Yezid kadar hatalı
"Hz. Hüseyin’in en az Yezid kadar hatalı olma ihtimali göz ardı edilmemelidir" bu cümlenin bizzat size ait olmamasını dilerdim.
88.248.247.141
murat aktaş
28 Ekim 2010 Perşembe 09:07
yanlış bilgi gerçeği saptıramaz
Hz. Ali Muaviyeye biat etmemiştir. Hz. Hasan 6 ay halife olduktan sonra muaviyeye gösterdiği zulümü kesmesi karşılığında ve Hilafeti soyuna devretmemesi karşılığında halifeliği bırakmıştır. Muaviyeden sonra halifelik Hz. Hüseyine devredilecekken Yezid kendini halife ilan edip zorla biat toplamıştır. yezid Hz. Hüzeyin öldürülmesi emrini vermediyse başını neden kestirerek islam coğrafyasında dolaştırmış neden şamdaki sarayının bahçesine insanlara göstermiştir. kadın çocuklara zarar verilmediyse İmam kasım neden ölmüştür. Hz Zeynebin yaktığı ağıtlar bugün mersiye olarak şia coğrafyasında söylenmektedir. yanlış bilgi taraflı bilgi vermeyelim lütfen
95.9.95.185
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim