• BIST 98.613
  • Altın 143,476
  • Dolar 3,5623
  • Euro 3,9842
  • Konya 19 °C
  • Tankın içinden çıkan emniyet müdürüne istenen ceza belli oldu
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Tankın içinden çıkan emniyet müdürüne istenen ceza belli oldu
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor

Hûsîler

Ramazan Altıntaş

Yemen'in kuzeyindeki Amran vilayetine bağlı Hûs şehrine nisbet edilen Hûsîler, Sa’de kentinin kuzeybatısındaki Dahyân köyünde yerleşik olan ve soyları Hz. Peygamber’e dayanan bir seyyid ailesidir. Zeydiyye mezhebine mensup olan Hûsîler, içlerinden çıkarttıkları alimler ile temayüz etmişlerdir.

1956 doğumlu Hüseyin el-Hûsî, Yemen Hûsî hareketinin kurucusudur. Hüseyin, San’a Üniversitesi’nde hukuk okumuş, 1993-1997 yılları arasında Hizbü’l-Hakk’ı Sa’de milletvekili olarak parlamentoda temsil etmiş ve 1997-1999 arasında Hartum’da yüksek lisans derecesi almıştır. 2000’li yılların başında kendisine bağlı olanlarla birlikte Şebab teşkilatından ayrışmaları sonrasında, Sa’de’de verdiği konferanslar ve yaptığı vaazlar vasıtasıyla önemli bir takipçi kitlesine ulaşmıştır. 2004’deki Hûsî isyanı da bu topluluğun girişimiyle başlatılmış ve Hüseyin el-Hûsî, 2004 yılında Yemen Ordusuyla girdiği silahlı çatışmada hayatını kaybetmiştir. Onun ardından hareketin liderliği babası Bedreddin’e ve 2006 yılında da kardeşi Abdulmelik el-Hûsî’ye geçti. Hüseyin el-Hûsî’nin kardeşi Yahya el-Hûsî ise yurtdışında olup hareketin uluslararası sözcülüğünü yürütmektedir.

Hükümet güçleriyle Hûsîler arasındaki sıcak çatışmalar 2004 yılı Ocak ayında başladı ve beş ayrı ateşkesle verilen fasılalarla 2010 Şubat'ına kadar devam etti. Çatışmaların ilk safhasında Hüseyin el-Hûsî ve arkadaşları 2004 yılı Eylül ayında bir mağarada sıkıştırıldı ve ağır ateş sonucu Hüseyin el-Hûsî ve beraberindekiler hayatlarını kaybettiler.

Hükümet güçlerinin kanlı müdahaleleri karşısında Bekil ile Havlan b. Amr kabileleri mensuplarının Hûsîler tarafına geçmesi neticesinde savaş kendiliğinden büyüdü ve bu kabilevi unsurlar da kendilerini Hûsîler olarak tanıtmaya başladılar.  Savaşın son safhasında Suudi Arabistan'ın fiilen çatışmalara girmesi, Hûsî isyanını uluslararası bir sorun haline getirmiştir.

Husiler siyasi yönü bulunan dini bir harekettir. Bu hareket Şia’nın İsnaaşeriyye kolundaki imamet düşüncesini savunmaktadır. Hareket Yemen’de Zeydiyye mezhebinin İsnaaşeriyye’ye en yakın kolu olan Carûdîler’in arasındak çıkmıştır. Hareket ve Yemen hükümeti arasında uzun süren anlaşmazlıklar ve çatışmalar meydana gelmiş, nihayetinde Husîler bir darbe ile San’a’da yönetime fiilen el koyarak Yemen’in geleceği noktasında kaotik bir ortamın ortaya çıkmasına sebep olmuşlardır.

Husiler’in dini inanışlarında imamet anlayışı önemli bir yer tutmaktadır. Bu anlayışa göre Hz. Ali’nin vasiyeti gereği Müslümanların idaresi ve velayeti Ehl-i beytten kişiler tarafından yürütülmelidir. Halifelik nasıl ki 1400 yıl önce Hz. Ali’nin bir hakkı idiyse bugün de Müslümanların idaresi Ehl-i beytten O’nun temsilcileri vasıtasıyla yürütülmelidir. Husiler bu manada Hüseyin Bedreddin el-Husî’nin asrımızda Allah’ın bir hücceti olduğu ve onun velayetinin kabulü hususunda taraftarlarından biat almaktadırlar.

Husiler’in akidesinde Mehdî inancı da önemli bir yere sahiptir. Husiler bu hususta İranlı müellif Ali el-Küranî’nin “Asru’z-zuhur” isimli kitabına özel bir önem atfetmektedirler. Zira müellif kitabında Mehdî’nin gelmesini hazırlayan olaylarda Yemen’in rolü bağlamında müstakil bir bölüm ayırmıştır. Bu bölümün başlığı şu şekildedir: “Mehdî’nin gelişini müjdeleyen Yemen İslam Devrimi.” Müellif kitabında bu devrimin liderinin isim, doğum yeri, soyu vb. ayrıntılı özelliklerini kitabında zikretmektedir. Burada Husiler’in akide ve inanç bakımından İran’ın resmi mezhebi olan İsnaaşeriyye mezhebinden etkilendikleri görülmektedir.

Husiler’in akidesine göre İslam ümmetinin başına gelen sıkıntıların baş sorumluları Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve sahabe-i kiramdan birçok önemli kimselerdir. Bu nedenle Husiler sahabe-i kiram hakkında birtakım çirkin iftiralarda bulunmakta ve onlar hakkında kötü sözler söylemekten çekinmemektedirler.

Husiler’in inancında Gadir-i Hum gününde kutlamalarda bulunmanın da önemli bir yeri bulunmaktadır. Husiler Zilhicce ayının 18. günü fecirden sonra seslerini yükseltme, silahlarla atış yapma ve kasideler söyleme gibi çeşitli etkinliklerle bu günü kutlarlar. Onlara göre bu günde Hz. Peygamber Hz. Ali’yi imam olarak bütün insanlar için belirlemiştir.

Husilerin inanç sistemleri ve hareket metotları incelendiğinde İsnaaşeriyye mezhebinde ve özellikle devrim sonrası İran’dan açık bir şekilde etkilendikleri görülmektedir. Zira inanç olarak ön plana çıkardıkları hususlarla siyasi söylemleri ve eylemleri İran’ın çıkarları ile paralellik arz etmektedir.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim