Yurtta kalanların iftar stratejileri

Yurtta kalanların iftar stratejileri

Bu hikayeyi yurtta kalan öğrenciler bilir. Ya da evine iftara gelen öğrenciler varsa onlar...

Önce bi arkadaş bulunup “lan olum ne biçim adammışın sen, bi iftara çağırmadın” gibi ithamlarla damarına basılıp arkadaşın davet etmesi sağlanır. İftara gidilen evde, kıtlıktan çıkmış gibi yenilir ama öyle böyle değil dikkat çekecek yani. Sonra evin annesine sürekli “elinize sağlık, ta ne zamandır ev yemeği yememişim, üf, süper” falan tarzı cümleler kurulur, daha sonra yurtta domatesle iftar açıldığından falan bahsedilir. Son olarak çıkışta teyzenin hazırladığı poşeti alırken “ne gerek vardı teyzecim zahmet oldu” denilir, böylelikle en az iki iftar daha kurtarılmış olur.

İftara ne kadar az yurtçu, ne kadar fazla ailesiyle kalan insan modeli gelirse o kadar iyidir.

Tabi bu tarz sadece Ramazan’da kullanılır. Ama ramazan bittikten sonra arkadaşla samimiyete göre her iki üç görüşten birinde “ya annen nasıl, hasta falan değil ya, selam söyle ellerinden öperim” politik yaklaşımlarında bulunulur ya da işte samimiyet daha ileri bir boyutsa “lan apo olum bi ev böreği de yemeyeli kaç ay oldu ha ehe ehe” gibi cümleler kurarsanız, hem - ramazandaki gibi hemen olmasa da - pasta börek vs. gelmeye devam eder, hem de ileriki ramazana iyi bir yatırım yapmış olursunuz.

Bir diğer yöntem de tabi arkadaşı dışarıda yemek ısmarlamaya teşvik eden yöntemdir. Bunun için iki çeşit ideal arkadaş vardır.  Birincisi maddi durumu iyi olup cömertliği ile ün salmış arkadaşlardır. Bunların kanına girmek çok da zor değildir. Ama buradaki maksat ismi kötüye çıkarmamaktır. Durumu sanki biz iftara gitmek istemiyormuşuz da arkadaş bizi çağırıyormuş gibi bir havaya sokmak iftarların geleceği için önemlidir. Burada da “Tiritçi Bahattin usta diye bir yer varmış Cevdet, sen gittin mi?, Biraz pahalıymış ama gidemeyiz herhalde bu aralar” gibi cümleler yararlı olabilir. Ya da arkadaşı yemek yemek istemediği bir yere davet ederek onun sizi daha iyi bir yere davet etmesini sağlayabilirsiniz. İkinci tür arkadaş ise yüzsüzlükle nam salmış arkadaşlardır. “Bi dal sigara versene”, “Şu ödevin şu sorusunu yaptın mı?” gibi yaklaşımlarda rahat davranabilen arkadaşlar bu gruba girer. Bunlara da “olum senden bi iftar yüzü görmedik”, “bugün de mi benden yiyecen olum, bi de seni görelim zaten yeni maaş aldın” gibi kafa göz yarmak suretiyle cümleler kurulmasında sakınca yoktur. Eğer bu işlemezse tafra trip hareketlerinde bulunularak arkadaşın kendisini suçlu hissetmesi sağlanır.