Yoksul annelerin kalbine taht kuran Türkiye'nin ilk kadın doktoru: Safiye Ali

Yoksul annelerin kalbine taht kuran Türkiye'nin ilk kadın doktoru: Safiye Ali

Türkiye'nin ilk kadın doktoru Safiye Ali, kız çocuklarının okutulmasının "lüks" sayıldığı, üniversitelere kabul edilmediği yıllarda hayali olan doktorluk mesleğine ulaşmak için tüm zorluklara göğüs gerdi - Almanya'daki tıp eğitimini tamamladıktan sonra vatan topraklarına dönen Safiye Ali, hem muhtaç durumdaki kadın ve çocukların tedavisini üstlendi hem de kız çocuklarına tıp eğitimi verdi- "Türkiye'nin İlk Kadın Doktoru: Safiye Ali" adlı kitabın yazarı Prof. Dr. Nuran Yıldırım:- "Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk

İSTANBUL (AA) - GÜÇ GÖNEL SAĞIROĞLU - Türkiye'nin ilk kadın doktoru Safiye Ali (1894-1952), toplumun kız çocuklarının okutulmasını "lüks" kabul ettiği, üniversite kapılarının kız çocuklarına kapalı olduğu yıllarda doktor olma hayalinden bir an olsun vazgeçmedi.

14 Mart Tıp Bayramı, 2. Mahmut döneminde Hekimbaşı Mustafa Behçet'in önerisiyle Batılı anlamda bir tıp okulu olarak değerlendirilebilecek ilk cerrahhanenin kurulduğu yıl olan 1827'den beri kutlanıyor. 14 Mart, tıp tarihine adını yazdıran isimleri anmaya da vesile oluyor.

Bu isimlerden birisi de tıp alanına adını ilklerle yazdıran Safiye Ali. Türkiye'nin ilk kadın doktoru ve bir tıp okulunda ders veren ilk kadın öğretim üyesi olan Safiye Ali, Sultan Abdülaziz ve 2. Abdülhamid'in yaverlerinden Trablusgarplı Ali Kırat Paşa ile Şeyhülharem Hacı Emin Paşa'nın kızı Emine Hasene Hanım'ın dört kızından en küçüğü olarak 1894 yılında İstanbul'da doğdu.

Babasının ölümünün ardından dedesi Hacı Emin Paşa’nın Beşiktaş'taki konağında büyüyen Safiye Ali, küçük yaşlardan itibaren edebiyat, müzik ve yabancı dile merak sardı. Beşiktaş Rüştiyesine devam ederken ailesi evde özel dersler aldırarak, Safiye Ali'nin eğitimini zenginleştirdi.

Beşiktaş Rüştiyesi 4. sınıfından Amerikan İnas (Kız) Kolejinin rüştiye (ortaokul) kısmına geçen Safiye Ali, 1912 yılında buradan mezun olunca Amerikan İnas Kolejine kaydoldu. Balkan ve 1. Dünya Savaşlarının çalkantılı yıllarına denk gelen kolej eğitimi döneminde faal bir öğrenci olan Safiye Ali, burada ünlü şair Tevfik Fikret'ten de ders aldı.

Ocak 1916'da Amerikan Kız Kolejini "AB" derecesiyle bitiren Safiye Ali'nin en büyük hayali doktor olmaktı ama o yıllarda İstanbul Darülfünunu Tıp Fakültesi kız öğrenci kabul etmiyordu. Yurt dışına gitmekten başka çaresi kalmayan Safiye Ali, kızların yabancı bir ülkeye tek başına gitmesinin "kabul edilemez" sayıldığı bir devirde büyük bir cesaret göstererek, tıp eğitimi almak üzere Almanya'ya gitti.

- "Büyük bir cesaretle Almanya'ya gitti"

AA muhabirine Safiye Ali'nin hikayesini anlatan, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuran Yıldırım, Safiye Ali'nin o yıllarda Maarif Nazırı Şükrü Bey'in büyük desteğini gördüğünü söyledi.

"Türkiye'nin İlk Kadın Doktoru: Safiye Ali" adlı kitabın da yazarı Yıldırım, Safiye Ali'nin Almanya'ya gitmek istediği yıllarda 1. Dünya Savaşı'nın devam ettiğini, ailesinin de kızlarının bu kararına başta karşı çıktığını dile getirdi. Yıldırım, Safiye Ali'nin hayalinden vazgeçmediğini ve büyük bir cesaretle Almanya'ya giderek, o yıllardaki adı Würzburg Üniversitesi olan, Julius-Maximilians-Universitat Würzburg Tıp Fakültesine kaydolduğunu ifade etti.

Yıldırım, Safiye Ali'nin, 25 Ocak 1918 ve 25 Şubat 1919 tarihleri arasında, Talebe-i Osmaniye Hey'et-i Teftişiyesi Sermüfettişi Ali Haydar Bey ile yaptığı yazışmalara da dikkati çekerek, "Bu yazışmalar, Safiye Ali'nin Almanya'daki öğrencilik dönemine ışık tutuyor. Mektuplarında, Türk kadınını temsil ettiğinin bilincinde olduğunu ve Türk kadınlığını yüceltmeyi amaçladığını sık sık dile getiren Safiye Ali, kendisini geliştirmek için her fırsatı değerlendirdiğini ifade ediyor." dedi.

- "Kadın diye muayene ücretinin yarısını ödemek istediler"

Safiye Ali'nin tıp fakültesini Mayıs 1921'de bitirdiğini ve aynı yıl devlet doktorluk sınavında başarılı olup Almanya'da doktorluk yapma hakkını kazandığını aktaran Yıldırım, genç doktorun geri döndüğü İstanbul’da 6 hafta kaldıktan sonra ihtisas yapmak üzere tekrar Almanya'ya döndüğünü söyledi.

Kadın ve çocuk hastalıkları konusunda uzmanlık ihtisası yapan Safiye Ali'nin bu sırada Dr. Ferdinand Krekeler ile evlendiğine değinen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Safiye Ali, Almanya'ya bir Osmanlı paşasının kızı olarak gitmişti. İhtisasını bitirdikten sonra hizmet etmek amacıyla vatanına döndü. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti kurulmuş, henüz Cumhuriyet ilan edilmemişti. Diploması incelendi ve Türkiye'de doktorluk yapmasına izin verildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın doktoru olarak eşiyle Cağaloğlu'nda muayenehane açtı. Günlerce boş muayenehanede hasta bekledi. İstanbullu hanımlar bu genç kadın doktora pek güvenmediler. Gelenler de kadın olduğu için muayene ücretinin yarısı ödemek istediler. Safiye Ali pes etmedi. Basında hakkında çıkan yazılar sonunda tanınınca, muayenehanesi hastalarla dolup taşmaya başladı."

Nuran Yıldırım, Amerikan ve İngiliz sefaretlerinin doktorluğunu yapan Safiye Ali'nin bir yandan da Türkiye'nin kız öğrenci kabul eden ilk tıp okulu olan İstanbul (Amerikan) Kız Koleji Tıp Bölümünde jinekoloji ve obstetrik dersleri verdiğinin altını çizdi. Yıldırım, "Safiye Ali, Türkiye'de bir tıp okulunda ders veren ilk kadın öğretim üyesidir." dedi.

- "Yoksul annelerin kalbinde taht kurmuştu"

Muayenehanesinin hastalarla dolup taşmasının Safiye Ali'yi mutlu etmediğini dile getiren Nuran Yıldırım, genç doktorun fakir ailelere ulaşmak, çocukların bakımsızlık ve gıdasızlıktan hasta olmalarını önlemek için tedbir almak istediğini ifade etti.

Prof. Dr. Nuran Yıldırım, Safiye Ali'nin Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi Küçük Çocuklar Muayenehanesi, Himaye-i Etfal Cemiyeti Süt Damlası Müessesesi, Anneler Birliği ve Türk Kadın Birliği Çocuk Muayenehanesi'nde haftanın belirli günlerinde ücretsiz muayene ve tedavi hizmeti verdiğini kaydetti.

Yıldırım, Safiye Ali'nin bu kurumlarda yaptığı çalışmaları da şöyle anlattı:

"Her çocuğa bir sağlık cüzdanı veriyor, böylece gelişimlerini ve sağlıklarını takip ediyordu. Muhtaç çocuklara yaşlarına göre pastörize süt, kutu sütü, pirinç, pirinç unu, irmik, şeker, makarna, sebze ayrıca yılda iki kez çamaşır ve giysi verilmesini sağlıyordu. Özellikle Süt Damlasındaki çalışmalarıyla İstanbul'un yoksul annelerinin kalbinde taht kurmuştu. Süt Damlasında anneleri çocuklarını nasıl besleyip bakacakları konusunda eğitiyordu. Evlere ziyaretçi hasta bakıcılar yolluyordu. Bu hasta bakıcılar çocukların sağlıklı bakılıp bakılmadığını kontrol ediyor, annelere yoksulluk ortamında uygulanabilecek basit sağlık kurallarını öğretiyorlardı. Safiye Ali'nin Süt Damlasındaki hizmetleri kısa zamanda İstanbul'a yayılmış ve kadınlar arasında yardım seferberliğinin başlamasına neden olmuştu. Safiye Ali, bağışlanan gıda ve giysileri yoksul ailelere dağıtıyordu. Safiye Ali'nin özverili çabaları sonunda Süt Damlası, çocuk bakımı ve sağlığında başı çeken bir kurum oldu."

- Kadın hareketinin içinde yer aldı

Nuran Yıldırım, Safiye Ali'nin Erken Cumhuriyet dönemindeki kadın hareketinde de yer aldığını belirtti. Safiye Ali'nin kadınların seçme ve seçilme hakkı kazanma mücadelesini sürdürmek üzere 1924 yılında kurulan Türk Kadın Birliğinin kuruluşuna katıldığını ve idare heyetinde yer aldığını aktaran Yıldırım, şunları kaydetti:

"Türk Kadın Birliği, 1927 genel seçimlerine girme kararı aldı ve mebus adaylarını seçti. Mebus adaylarından biri Safiye Ali idi. Bu sırada gazetelere verdiği demeçlerde şöyle diyordu: 'Kadın mebus bugün olmazsa yarın mutlaka olacaktır.' 'TBMM'de çocuklara yardım konusunda sesimi duyurmak isterim.' Safiye Ali'nin bu istekleri 1935 genel seçimlerinde 17 kadın mebusun parlamentoya girmesiyle gerçekleşecekti. Safiye Ali, 1928 yılında Süt Damlasında süt alımında yolsuzluk yapmakla itham edildi, birkaç ay sonra Türk Kadın Birliği hesaplarında usulsüzlük olduğu ileri sürüldü. Bu haksız ithamlara dayanamayıp bütün görevlerinden istifa etti. Yapılan araştırmalarda ithamlar asılsız çıkmıştı fakat muayenehanesi dışında çalışacağı bir alan kalmamıştı. Eşiyle birlikte Almanya'ya gidip Dortmund'da muayenehane açtılar. 5 Temmuz 1952'de ölünceye kadar muayenehanesinde çalıştı."


Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.