'Vatan sevgisi' 'Allah sevgisi'ni geçti!
Dün yayın hayatına başlayan Taraf'ta önemli bir araştırmaya yer verildi.
Dün yayın hayatına başlayan Taraf Gazetesi'nde önemli bir araştırmaya yer verildi. Diyanet'in 2003-2005 tarihleri arasında camilerde okuttuğu hutbelerin incelendiği araştırmada ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor. ODTÜ öğrencisi Nezir Akyeşilmen tarafından yapılan araştırmaya göre, Diyanet hutbelerin konusunun büyük bölümünü "Vatan, millet, milli, Türk" kavramları oluşturuyor. Sözkonusu dönem içerisinde verilen hutbelerden 5 tanesi Allah sevgisini konu edilirken, vatan sevgisi 6 kez konu edildi.
Diyanet işleri Başkanlığı tarafından 2003-2004 ve 2005 yıllarında hazırlanan cuma hutbeleri üzerine yapılan bir araştırma ilginç sonuçlar ortaya çıkardı.
ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Doktora Öğrencisi Nezir Akyeşilmen tarafından hazırlanan "Diyanet hutbelerinde insan hakları" başlıklı araştırmaya göre 3 yıl boyunca Diyanet tarafından tüm il müftülüklerine dağıtılan 150 hutbede, "Vatan, millet, milli, Türk" kelimeleri 263 kez kullanılırken, "İnsan hakları, eşitlik, özgürlük ve İslam kardeşliği" gibi kavramlar sadece 29 kez ifade edildi. Yine bu 3 yıl içinde hutbelerde Allah sevgisi 5, vatan sevgisi 6 kez konu edildi.
SAVAŞ VURGUSU
Araştırmaya göre Diyanet'in cuma hutbelerinde en çok geçen kavramlardan biri de savaş. "Uğrunda canlarını seve seve fada edebileceği, değerleri olmayan ve milli onuru bulunmayan toplumlar millet olamazlar" gibi ibareler 3 yıl içinde 135 kez kullanılırken, savaş sadece 9 kez olumsuz bir kavram olarak dile getirildi.
Eylül 2003'te hazırlanan bir hutbede kullanılan ifadeler, Diyanet'in de "Dört yanımız düşman" anlayışına yöneldiğini ortaya koyuyor. "...Nevar ki 'Su uyur düşman uyumaz' atasözünde vurgulandığı gibi, Müslüman Türk Milleti'nin düşmanları hiç uyumamış, hep sinsi emeller beslemiş."
İCAZET VERİLMEDİ
3 yıllık Diyanet hutbelerinde düşünce özgürlüğüne de icazet verilmiyor. Ocak 2003'ün son hutbesinde "Milli hasletlerimize ve dini inançlarımıza ters düşen görüş ve iddialar, kimler tarafından ortaya atılırsa atılsın, bunlara itibar etmemek gerekir" denirken, "fikir ve inanç özgürlüğünün bu tür görüş ve iddiaların ortaya atılması için, bir gereçe olamayacağı" savunuldu.
İDEOLOJİK AYGIT
Araştırmayı yapan Nezir Altyeşilmen, hutbelerde din yerine milli konuların işlenme sıklığına özellikle dikkat çekiyor. Altyeşilmen'e göre, araştırmayla Diyanetişleri Başkanlığı'nın devletin en önemli ideolojik aygıtlarından biri olduğu gerçeği teyit edilmiş oldu.
ÖZİPEK: "DEVLET BEŞİKTEN MEZARA KADAR"
Yrd. Doç. Dr. Berat Özipek, araştırmayı yorumladı: "Bu ülkede insanlara kendi ibadetlerini kendi tercih ettikleri din görevlileri eliyle, kendi seçtikleri kişilerce belirlenecek şekilde yapma izni vermeyen, okunacak hutbeyi bile dikte ettiren 'laik' bir sistem var. Bu ülkede her cuma, camiye gidenler önce o ilin müftüsünün tek bir merkezden verdiği ve aynı anda o ildeki bütün camilerde dinletilen vaaza, ardından da yine Diyanet tarafından gönderilen ve imamlara okumaları 'tavsiye' edilen hutbelere maruz kalır. İçeriği bir yana, devletin vatandaşına güvenmediğini gösteren Orwellyen bir uygulamadır bu.