TEFRİKANIN NERESİ SEVİLİR?

 Burkina Faso, % 60 Müslüman nüfusa sahip bir franko fon (Fransız sömürüsü) ülkedir. Burada nüfusun çoğunu Müslümanlar oluştursa da yönetim tamamen Hıristiyan azınlığın elindedir. Ülkeden çekilirken giden sömürgecilerin bu konuda yaptığı paylaşım, elbette önemli. Lakin bunda bizim sorumluluğumuzun tesiri yok mudur?

                Nedense insanoğlu, beşer sıfatını öne çıkarıp küçük şeylerin etrafında kümelenmeyi çok sever. Bu nedenle kendi çevresine kendi dünyasından bir hat oluşturup oradan dışarı çıkmamak ve diğerlerine mesafe koyup kimilerini de kolayca çizivermek kolayına gider. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi genel bir makamın olmadığı ülkede, farklı büyüklüklerde birçok İslami grup ve yapıyı bulmak mümkün. Her birinin kendine göre şematik yapısı var. Özel uygulamaları mevcut. Kendi sistematik işleyişi içinde hayatlarından gayet de memnunlar. Namaz vakitlerinde ezanın bile aynı zamanda okunamadığı, ezan vakitlerinin bir ayraç olarak kullanıldığı memlekette nasıl ümmet olacaklar?

                Enerjimizi dışa değil de kendi kardeşlerimize karşı kullanıp tüketmeyi ya biz çok sever olduk... Ya da sevdirildik gerçekten... Kur’an-ı Kerim, Yahudilerin buzağı sevgisini anlatırken “Onlara buzağı sevgisi içirildi “ diye buyurur. Galiba Müslümanlara da ayrışma ve kendi içinde çatışma aşkı içirilmiş. “Kim içirdi?” diye sormaya gerek yok sanırım...

                Aradığınızda peygamber sünnetinin bir köşesinde bulmanın da mümkün olabileceği bazı küçük uygulamaları (sarık, takke, dua şekli, kıyafet vb.) bir özel simge olarak kullanmak ve kendilerini diğerlerinden farklı görme hastalığı, sonunun nereye varacağı çok da kestirilememiş bir marazdır. Her bir kesim, kendini hem fikirleri hem de görüntüleriyle diğerlerinden ayıracak, sonrada oturup Müslümanların bölünmüşlüğünden şikâyet edecek ve onları vahdete davet edecek... Buradaki tezat yapıyı görmek aslında çok zor olmamalı. Siz kendinizi aynı kıbleye yönelmiş insanlardan mutlaka farklı olacak ve farklı gösterecek bir yol bulmaya bu kadar şartlandırırsanız, sonra benzeri basit sebepleri yeniden ikiye böler, Kâbe’nin yanında bile kavga edip dünya âleme rezil olmayı göze alırsınız. Tabi farklı olmanın kazandıracağı bazı özel imtiyaz ve gelirler de olacak.  

                Burkina Faso’da bir arkadaş, “Biz, bize selam veren bir Müslüman’ın selamını almak için önce onun pantolon uzunluğuna bakardık. Paçalar uzunsa selamını almadık. Kısaysa aldık selamlarını… Acı ama bize böyle öğrettiler…” diye yakınmıştı.   Orada bazı Müslümanların böylesi bir takıntılarının olduğunu biliyorum. Yol üzerinde uğrayacağınız her hangi bir cami, mutlaka bir gruba aittir. Bir tarafa ait olmayan bir cami yoktur. Doğal olarak her kesimin tercih edeceği yer de farklıdır. Ölen bir Müslüman’ın cenazesini mutlaka ait olduğu grup kaldırır. (Belediyelerin de böyle bir cenaze ve araç hizmeti yoktur. Bu işe gruplar, kendileri yapar. )

                Oralara ait bu yapıyı düşünürken bir taraftan ülkemdeki “Şöyle İslamcı” olanların, “Böyle İslamcı” olanlara karşı çıkışı geldi önüme. Nasıl bir sevda ise bu, mutlaka kendi içimizden mücadele edecek birilerini arar buluruz. Hiç olmazsa bir tarafa “manyak tipler” diyerek bir laf atarsınız. Nasıl olsa bunun arkası gelecektir. Bir grup bunun hesabını sormak için kolları sıvayacaktır.  Karşısında “Aman vermeyelim! Koruyalım!”  nidalarıyla kılıçları - kalemleri çeken taraftarlar da olacaktır. Bize lazım olan tek şey yeni bir tefrikaydı onu da bulduk.

                Küçük işaretlerin ve basit hedeflerin ayırdığı Müslümanları birleştirecek ve enerjilerini tüketmeyecek söze alttakiler mi öncülük edecek, yoksa üsttekiler mi? Veya bu kısır döngüye devam mı edeceğiz? Vahdet beklentisini her kesim oturduğu yerden mi yeşertecek? Adım atmadan, yürümeden ve çile çekmeden gelmeyecek bu…

                Aslında biz ayrılmazdık ama hep bu Siyonistler böldü… Değil mi?

Yaşasın İslam kardeşliği…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.