Sudan’ın Çadırları

 Yarını bilmiyoruz. Allah'ın bizim kaderimizde neyi takdir ettiğini önceden öğrenme şansımız yok. Nerede ve hangi rızık bizim için yazılmıştır? Kiminle görüşmek, selamlaşmak veya hangi garip Müslüman’ın duasını almak bizim için mukadder kılınmıştır? Bilemiyoruz.

 15 sene önce Afrika'yı sadece bir kıta olarak tanırdım. 10 yıl önce bilgilerim değişti. 4 yıl önce yolum Afrika'ya düştü. Bugün sadece yolum düşmedi, gönlüme oranın başka bir ateşi de düştü. Meğer Allah; Sudan isimli, yakın zamana kadar ecdadımızın koruyup kolladığı bir ülkede kısa süreliğine bulunmayı, o ülkenin mazlum ve mahrum evlatlarına dokunmayı bahşedecekmiş…

Daha önce yaptığımız yolculuklarla kıyaslayınca 4 saat gibi kısa bir sürede yeni bir ülkeye ulaştık. Benim Afrika ülkelerinden alışık olduğum tozla karışık farklı coğrafi kokular, havaalanında karşılamadı bizi… Daha geniş ve daha çok uçağın inip kalktığı, modern görünümlü bir şehre selam verdik. Ama Afrika olmanın tipik özelliğini havaalanında bir buçuk iki saate yakın süren giriş işlemleri ile yaşadık. Pasaportumuzun rengine bakmadan, uzun işlemli ve bol sabır dualı vize serüveni bitince nihayet çıkabildik.  Kalacağımız misafirhaneye doğru giderken, yolda gördüğümüz cadde ve binalara aldanıp “Mahrumiyetin ve mağduriyetin çok az olduğu bir ülkeye geldik galiba…” diye konuştuk. Mihmandarlarımız, sabredip sabahı beklemeyi öğütlediler.

 Halkının tamamına yakınının Müslüman olduğu, sokak ve dükkânlarında özgürce selam verebildiğimiz, kendimizi asla yabancı hissetmeden güvenle adımlayacağımız bir ülkeye geldiğimizi anlamak çok da zor olmadı. Günün sabahında bir grup kenar mahalle okullarını ziyaret ederek faaliyetlerimize başladık. Şehrin daha lüks görünümlü ana caddelerini çıkarken görüntüler de değişiyordu. 20- 30 kilometre dışarıya çıktığımızda bambaşka bir dünya ile buluştuk. Eşek arabalarıyla öğrencilerin taşındığı kocaman çukurlu toprak yollar, tozun içinde yürüyen öğrenciler, minik bakkallar, kerpiçten yapılmış küçücük evler… 

Sabah ilk durağımız, Veddü’l-Beşir Bölgesinde bulunan bir kız ilköğretim okuluydu. Bizim için alışılmışın dışında çok farklı bir okulun önünde durdu arabamız. Bahçe kapısı açılıncaya kadar meraklı gözlerle çevreyi süzmek, biraz da sizlerle paylaşacağımız bilgiler açısından bizim için gerekliydi. Boş bir alanda bir grup çadır gördük. Çadır dedimse bez yâda brandalardan yapılmış muhkem çadırları almayınız sakın… Bazı yerlerinde karton bir kısmında eski çuval üzerinde yanlarında poşetlerle tutuşturulmuş, hayal edebileceğiniz en kötü çadır modelinden daha elverişsiz bir manzara… Bu insanların neden böyle bir çadırda yaşadıklarını merak ettik. Keşke öğrenmeseydik…  Zira öğrendiklerimiz, bambaşka acıların hikâyesi çıktı…

 Bildiğiniz gibi zalim emperyalist güçler Sudan'ı Kuzey ve Güney diye ikiye böldüler. Petrol kuyularının %75’i Güney Sudan’da kaldı. Ama ülke nüfusunun %75’i de kuzeyde kaldı.  Güney Sudan’ı Hristiyanların idaresine bıraktılar. Güneyde yaşayan Müslümanları kuzeye kovalayıp, kuzeyde yaşayan Hristiyanları ise güneye davet ettiler. Ama yıllardır Güney Sudan'da başarısız da olsa sabit bir hükümet ve idare yokmuş.  Neredeyse bir kaç ayda bir ihtilal olur ve ülkede yaşayan farklı bir kabile yaptığı darbe ile yönetimi ele geçirilmiş. Petrol kuyularının %75’i Güney Sudan'da kaldı dedimse bu kadar petrolle onların zengin olup müreffeh bir hayat yaşayacaklarına sakın beklemeyin. Duyarsanız da inanmayın. Zira Sudan’ı bölüp orada kendilerine kukla bir devleti kurduran zalimler, Petrol kuyularının işletilmesine de izin vermiyorlar. Bu nedenle Güney Sudan'daki siyasi istikrarsızlık ve ekonomik sıkıntılar, insanların oradan kuzeye göç edip düşüne bileceğiniz en kötü hayvan barınaklarından bile daha namüsait şartlarda yaşamalarını zorunlu hale getiriyor. Tabii bu çadırların hemen yanına bir kilise yapılmış. Kiliseyi bu çadırda yaşayan insanların inşa etmiş olabilmeleri mümkün değil.  Öyleyse bu kiliseler nereden geldi? Anlaşılan Hristiyanları bu bölgeye kovalayan el, onlar için kilisesini de yapıyor yanına… Daha gösterişli Bir kilise okulu da hemen yanına açılmış.  Burada çok farklı kesimlerin yaşadığı olumsuz şartlar var.

  Biliyorum hala geldiğimiz kız Okulu'nun kapısında kaldık. İçeriye giremedik.

İçeride yürek burkan manzaralar vardı. İnşallah haftaya girelim.

Bir garibin yüreğine girercesine…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.