Soykırım ve Srebrenitsa...

Herkes gözyaşı döküyor ve ağlıyor. On yıl önce katliam yapılırken susanlar şimdi göz yaşı döküyor. Gazete manşetlerine bakıyorsunuz timsah gözyaşlarından bahsediyor. Ölenler ve geride bıraktıklarından başkasının acısı gerçek değil.

Timsah avını yerken beraberinde gözyaşları döker. Tükürük bezleri avını yerken faaliyete geçer. Aynı zamanda gözyaşı bezi de uyarılır. Bir taraftan avını yerken gözyaşları da akmak zorunda. Bu yüzden avı için üzüntü çektiğini sanırsınız. Aslında o yediği avın tadını çıkarırken siz dışarıdan timsahın üzüldüğünü, göz yaşı döktüğünü sanarsınız, ama aslında o gözyaşları keyfinde dökülmektedir. Avrupa’nın yaptığı da bu zaten.

11 Temmuz 1995. Sırplar'ın, Müslüman Bosnalılar'a karşı giriştiği katliam, "güvenli bölge" ilan edilen Srebrenitsa'da doruğa çıktı. Güvenliği sağlayan Hollandalı askerler çekilince Sırplar kenti ele geçirdi. Çoluk-çocuk, kadın-erkek 8 bin Boşnak'ı katletti. Adeta katliama davetiye çıkarıldı. Eğer çirkin batı bir soykırım arıyorsa buraya baksın. “Medeni” batının tarihin her döneminde yaptığı soykırımlardan birini görecektir. Tetiği çekmek kadar, tetiğin çekilmesine göz yummakta suçtur.

Bosna Savaşı'nda (Nisan 1992-Kasım 1995), on dört yaş ve üzerinde sekiz bin silahsız Boşnak erkeğinin katledildiği Srebrenitsa'da ölenlerden 610 savunmasız kişinin cenaze kalıntısı için bugün törenler yapılacak, ağıtlar dökülecek ve defnedilecekler. Daha garibi şudur ki: Srebrenitsa katliamını bilerek uygulayan Sırp Generali Ratko Mladic ile siyasi lider çocuk psikiyatrı Radovan Karaciç, Hollanda-Lahey'deki BM'nin Eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi'nce hâlâ aranıyor. Bulunamıyor.

Bu ayıp aynı zamanda bize güvenliğimizin garantisi olarak lanse edilen NATO’nun ayıbıdır. Belki hatırlayacaksınız. Sırpların Srebrenitsa’daki kuşatmaları artınca NATO Sırplara karşı hava akınları düzenledi. Bizi Avrupa’da imtiyazlı üyelik adı altında “asker” olarak kullanmayı düşünenler ve buna göz yumanlar ne gariptir ki Sırplar, Türk uçaklarının hava taarruzuna katılmasına tepki gösterdiklerinde bizim uçaklarımızı geri çektiler.

General Mladic komutasındaki Sırplar, Srebrenitsa'daki Hollandalı BM güçlerini sözde etkisiz hale getirerek şehri hedef aldı. Hollandalılar en ufak bir direnme bile göstermediler. Oysa BM orayı güvenli bölge ilan etmişti. İşte BM’ye de ne kadar güvenilebileceğin belgesi. Yaklaşık 25 bin Boşnak, Sırp tehdidi üzerine şehri terk ederek, güvenli bölge olan Potocari'ye ulaştı. 5 bin mültecinin kampa girmesinin ardından Hollandalı barış gücü askerleri kampın dolduğunu bildirerek kapıları kapattı. Sırplar bölgedeki Boşnakları tahliye etmeye başladığında Hollandalı birlikler müdahale bulunmadı, hatta işlemlerin düzgün bir şekilde gerçekleştirilmesi için organizasyonda yardımcı oldu. Kadın ve çocuklar ayrıldıktan sonra askerlik çağına gelmiş olan erkekler kampın yakınında kurşuna dizildi. İşte onlar medeni biz barbar.

Radovan Karadziç ile "General" Ratko Mladiç bugün hâlâ -uygar dünya ile alay edercesine- ellerini kollarını sallayarak Bosnalı Sırpların başkenti Pale ile Belgrad arasında gidip gelmekteler. Lahey'deki mahkemenin yetkilileri, bunu bir yerlerden destek görmeden yapamayacaklarına işaret ediyorlar. Belgrad yönetiminin “Yakalanmaları için elimizden geleni yapıyoruz” açıklamalarını ise inandırıcı bulmuyorlar. Tam bir yakalamaca oyunu oynanıyor. Televizyonlarda bıyığı terlememiş genç Bosnalıların, soykırım katilleri tarafından nasıl gülerek katledildikleri gösteriliyor ve uygar dünya hâlâ sessiz.

Bu tören katılmaktan çok tepki göstermek ve protesto etmek için yapılmalıydı. Bosna Savaşı sırasında Avrupa'nın gösterdiği kaypaklıktan tutun iki yüzlülükten tutun da masum ve korumasız gençlerin acımasızca kurşuna dizilmelerine olanak sağlayan sapık ruh haline protesto olmalıydı. Olmadı. Yine insanlık onuru galebe çaldı!!!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.