Psikolojik Danışman Ali Şeker
Somatik Belirti ve İlgili Bozukluklar: Zihnin Bedende Konuşması
Bazı insanlar ağrıyı tarif edemez…
ama bedeni ağrıyı anlatır.
Bir yer sızlar, bir baskı hissedilir, nefes daralır, kalp hızlı çarpar, mide sürekli rahatsızdır…
Tüm tıbbi incelemeler “ciddi bir bulgu yok” derken, kişi yaşadığı şeyi son derece gerçek ve yoğun bir şekilde hissetmeye devam eder.
Somatik belirti ve ilgili bozukluklar, tam da bu “bedenin dile geldiği ama tıbbın her zaman açıklayamadığı” yaşantı alanını ifade eder.
Burada mesele “uydurma” değildir.
Mesele, zihinsel süreçlerin bedensel deneyimle güçlü bir şekilde iç içe geçmesidir.
Somatik Belirti Bozukluğu
Bu tabloda kişi, bir ya da birden fazla bedensel belirtiyi yoğun şekilde yaşar. Ağrı, yorgunluk, mide-bağırsak şikâyetleri, kalp çarpıntısı gibi belirtiler sık görülebilir.
Sorun sadece belirti değil; bu belirtiye eşlik eden düşünce, duygu ve davranış döngüsüdür.
Kişi sürekli olarak bedeniyle meşgul olabilir, belirtileri anlamlandırmaya çalışabilir ve bu durum günlük yaşamını giderek daha fazla etkileyebilir.
Bazen ağrı odaklı, bazen kardiyak kaygı, bazen de sindirim sistemi etrafında yoğunlaşan bir tablo görülebilir.
Hastalık Kaygısı Bozukluğu
Bu tabloda temel odak, “hasta olma ihtimali”dir.
Kişi ciddi bir hastalığı olduğundan endişe eder; bu endişe çoğu zaman yapılan tıbbi değerlendirmelerle tam olarak yatışmaz.
Burada önemli olan nokta şudur:
Sorun bedensel hastalığın varlığı değil, hastalık olasılığının zihinde sürekli aktif kalmasıdır.
Kişi sık sık kontrol etme, araştırma yapma ya da güvence arama davranışları gösterebilir.
Konversiyon Bozukluğu
Bazen beden, doğrudan işlevsel bir tepki verir ama bu tepki tıbbi bir açıklama ile tam olarak örtüşmez.
Kişide ani güç kaybı, hareket zorluğu, duyusal değişiklikler ya da nörolojik benzeri belirtiler ortaya çıkabilir.
Motor ya da duyusal sistemle ilgili görünen bu belirtiler, altta yatan psikolojik süreçlerle ilişkili olabilir.
Burada beden adeta “konuşamayan bir duygunun dili” gibi davranır.
Diğer Somatik Bozukluklar ve Spesifikasyonlar
Bazı durumlar yukarıdaki başlıklara tam olarak uymaz ama yine de somatik belirtiler etrafında şekillenir.
Belirtiler farklı sistemlerde ortaya çıkabilir, zaman içinde değişebilir ya da farklı yoğunluklarda seyredebilir.
Bu nedenle klinik değerlendirme her zaman bütüncül bir bakış gerektirir.
Somatik belirti bozuklukları, “gerçek olmayan ağrılar” değildir.
Aksine, yaşanan deneyim son derece gerçektir; sadece kaynağı her zaman yalnızca fiziksel değildir.
Zihin ve beden bu tabloda birbirinden ayrı değil, aynı sistemin iki farklı dili gibi çalışır.
En önemli adım, belirtileri küçümsememektir.
“Sende bir şey yok” demek çoğu zaman süreci çözmez; aksine kişinin kendini anlaşılmamış hissetmesine yol açar.
Tıbbi değerlendirme her zaman ilk adımdır. Ardından psikolojik değerlendirme ve gerekiyorsa psikoterapi süreci devreye girer. Amaç, bedeni susturmak değil; bedenin anlattığı mesajı anlamlandırabilmektir.
Somatik belirtiler yaşayan bir insan “abartan” ya da “uyduran” biri değildir.
Sadece zihni, ifade edemediği yükü bedene taşımış olabilir.
Ve belki de en temel gerçek şudur:
Beden bazen konuşmaz…
ama sustuğunu sandığımız yerde aslında en yüksek sesle anlatıyordur.